Kadınların Ortak Çilesi Adet Sancısı Nasıl Geçer

Mide krampları, kasık, sırt ve göğüs ağrıları. Kadınların neredeyse %75’i her ay yaşadığı bu ağrı ve kramplardan şikayetçi. Adet dönemi öncesinde başlayıp genellikle tüm süreç boyunca devam eden bu sancıları geçirmek, ağrı kesici ilaçlarla da mümkün. Ancak metabolizmanızın doğal akışını bozmak istemiyor ve doğal yöntemlere başvurmak istiyorsanız, sunacağımız bu önerileri bir kenara not edin. İşte adet sancısı nasıl geçer diyenlerin oldukça işine yarayacak şifa dolu yöntemler.

Civanperçemi çayı

Orta ve hafif derecedeki adet sancılarını bitki çaylarıyla dindirebilirsiniz. Civanperçemi bu bitkilerin başında geliyor. Özel döneminiz başlamadan birkaç gün önce içmeye başlamanız gereken civanperçemi çayı, ağrılarınızı kesip daha kolay hareket etmenizi, bu dönemi daha rahat geçirmenizi sağlayacak. Bir tutam civanperçemi otunu, yarım litre kaynayan suya atın ve üç dakika demleyin. Soğumaya bırakın. Sabah ve akşam bu çaydan bir bardak için. Çayı her gün taze demleyin; eski çayı kullanmayın.

Keten tohumu

Kalp, damar, dolaşım sistemi sorunları ve şeker hastalığının tedavisinde de kullanılan keten tohumu, adet ağrılarını ve kramplarını da azaltıcı bir etkiye sahip. Ayrıca bu dönemde yaşanan ateş basması sorununa da iyi gelen keten tohumunu sabah akşam iki kaşık olacak şekilde tüketebilirsiniz. Sade istemiyorsanız ev yapımı yoğurtla karıştırarak da yiyebileceğiniz keten tohumu, adet sancısı nasıl geçer diyenlere önerilebilecek en etkili yöntemlerden biri.

Zencefil çayı

Metabolizmamıza faydaları saymakla bitmeyen zencefil, adet söktürücü ve ağrı kesici özelliğiyle de bilinen bir bitki. Regl dönemlerinizde ağrı kesici olarak çayını demleyip içebileceğiniz zencefil, bağışıklığınızı güçlendirerek sizi kış hastalıklarına karşı da koruyacak. Yaklaşık on-on beş gram taze zencefili temizleyip ince ince dilimleyin. Kaynayan suya atıp on dakika kadar demleyin. Uzmanlar bu çayı günde iki-üç bardaktan daha fazla tüketmemeniz gerektiğini söylüyor.

Safran çayı

Halk arasında yüksek fiyatlı bir bitki olarak bilinen safran, adet sancınızı kısa sürede dindirmenizi sağlayacak. Şifalarını saymakla bitiremeyeceğimiz safran, adet söktürücü bir etkiye de sahip. Çayını yapmak ise oldukça kolay. Bir tutam tel safranı bir bardak suya atın ve kaynatın. Ilık içebileceğiniz safran çayı, adet sancısı nasıl geçer diyenlere ilaç gibi gelecek.

Heyecan Dorukta: Hamilelik Belirtileri Nelerdir?

Mideniz bulanıyor, başınız dönüyor; üstelik adetiniz de gecikti. Vücudunuz işaretler veriyor ama emin değilsiniz. Aklınız sürekli bu durumda; test yapmaya gerek olup olmadığını düşünüyorsunuz. Aslında hamilelik belirtileri hemen her kadında aynı şekilde gösteriyor kendini. İşte kendinizi gözlemleyerek basitçe anlayabileceğiniz 5 işaretiyle hamilelik belirtileri.

Her daim yorgunluk hissi

Düzenli ve yeterli uyuyorsunuz ancak yine de kendinizi tüm gün yorgun hissediyorsunuz. Sanki hiç uyumamış gibisiniz. Eğer hamileyseniz bu çok normal. Çünkü metabolizmanız hem sizin hem de bebeğinizin gelişimini sürdürebilmek için hızlandı. Bu da hiçbir şey yapmasanız bile kendinizi bitkin hissetmenize sebep oluyor. Bu durum ise sürekli uyuma isteğini beraberinde getiriyor.

Mide bulantısı ve kusma

En açık hamilelik belirtilerinden olan mide bulantısı, vücudun hormon düzeylerinin değişmesinden kaynaklanıyor. Bulantı ve kusma genellikle sabahları yaşansa da, günün her saati oluşması mümkün. Hamile kadınlar normalde rahatsız olmadıkları koku ve tatlara karşı daha duyarlı oluyor; mideleri bulanıyor. Araştırmalar aşırı bulantı şikayeti olan kadınların hamileliğinde, düşük riskinin daha az olduğu yönünde.

Baş dönmesi

Hamilelik kan damarlarının genişlemesine, bu da tansiyonun düşmesine neden olur. Hamilelik belirtilerinden baş dönmesi, uzun süre ayakta kalındığında veya bir süre oturduktan sonra aniden ayağa kalkıldığında yaşanır. Hatta zaman zaman bayılmalar da olur. Uzmanlar bu durumu hafifletmek için aşırı olmamak şartıyla hareket etmeyi ve spor yapmayı öneriyor.

Adetten kesilme

Hamilelik belirtileri arasında, sonucun pozitif olduğunu gösteren en kesin belirtidir. Anne adayı, olması gereken dönemde adet görmez. Ancak her hamilelikte adet kesilmeyebilir. Bazen hamile kadın, normalinden daha açık renkte, miktar olarak ise daha az bir kanama yaşayabilir. Kadınlar bunu genellikle adet kanamasıyla karıştırırlar ancak öyle değildir.

Göğüslerde değişiklikler

Vücuttaki hızlı homonal değişimler, göğüslerde büyüme ve hassasiyete neden olur. Göğüsler tıpkı adet dönemlerinde olduğu gibi şişer ve ağrır; sürekli bir gıdıklanma hissedilir. Göğüs uçları ve etrafındaki halkanın rengi koyulaşır. Hamilelik belirtilerinden olan bu durum aslında çok normaldir; vücut kendini süt üretimine ve bebek emzirmeye hazırlamaktadır.

Gebeliğinizin kaçıncı haftada olduğunu öğrenmek için gebelik hesaplama aracını kullanın!

Kadınlığa İlk Adım: Adet Belirtileri

Ülkemizde yanlış bilinenin aksine kız çocuğu, bekaretini yitirdiğinde değil, adet yani diğer bir adıyla regl olduğunda kadın olur. Doğurganlığın belirtisi olan adet kanamasıyla genç kız, kadınlığa ilk adımı atar. Genelde 12-14 yaş arasında yaşanan adet belirtileri hemen her kadında aynıdır. Genç kız adet görmeye başladıktan sonra geçen ilk 1-2 yıl vücut, adet döngüsüne tam anlamıyla uyumlanmaya çalışır. Bu süreçte kanama ve sancının daha şiddetli olması normaldir.

Karın bölgesinde ağrı

Adet dönemi başlamadan önce alt karın bölgesinde ağrı hissedilir. Bu ağrı, kadının rahminde bulunan ve döllenmediği için vücuttan atılma zamanı gelen yumurtanın çatlaması ve rahim kanallarının, yumurtayı dışarı atmak için açılması nedeniyle yaşanır. Alt karın bölgesinde yaşanan bu ağrı ve kasılmalar, adet belirtileri arasında en belirgin olanıdır ve kadından kadına farklılık gösterebilir.

Sinirlilik ve huzursuzluk

Vücutta meydana gelen hormonal değişimler, kadının fiziksel yapısını etkilediği gibi duygu durumunu da etkiler. Adet döneminin hemen öncesinde ve adet süresince kadın, normalde sorun etmeyeceği şeyleri sorun eder, küçük şeylere takılır ve hemen her şeye sinirli bir şekilde tepki verir. Kadın, kendisinin dahi anlamadığı bir şekilde mutsuz, huzursuz ve sinirlidir. Adet belirtilerinden olan bu ruhsal değişimler süreç sona erdiğinde kendiliğinden normale döner.

Göğüslerde ve karında şişkinlik

Adet döneminde göğüsler de metabolizmada gerçekleşen hormon değişikliklerine bağlı olarak büyür. Bu normal bir durumdur. Göğüsler kendini emzirmeye hazırlamaktadır. Karın altı bölgesi de, çatlayan yumurtanın dışarı atıldığı bu dönem ve öncesinde şişkindir. Bu süreçte kadının elleri, ayakları da şişebilir. Bu belirtiler kanama başlamadan birkaç gün önce başlar ve adet sonrası sona erer.

Kanama

Adet belirtileri arasında en açık olan göstergedir. Bu dönemde vajinadan kan gelir. Kanama, normal durumlarda 4-5 gün sürer. 3 günden az ve 7 günden çok süren adet kanamalarında, mutlaka bir uzmana gözükmek gerekir. Kadının ruhsal durumu, yaşadığı stres ve beslenmesiyle yakından ilgili olan adet kanaması, tüm bu etmenlere bağlı olarak zaman zaman artıp azalabilir. Ancak kadın normalde kaç gün ve ne yoğunlukta adet gördüğünü bilir. Genel döngü, kanamanın 28 günde bir yaşanması şeklindedir.

Adet Ağrıları için Bitkisel Çözümler

Kadın olmanın belki de en zor, en sevimsiz yanlarından biri regl olmak. Aslında düzenli regl, bir kadının sağlıklı olduğunun da göstergesi.  Ancak özellikle de sancılı geçiyorsa adet dönemleri, kadınlar için tam bir kabusa dönüşüyor. Oysa adet ağrısına iyi gelen bitkilerle bu dönemde yaşanan halsizlik, şişkinlik ve ağrı gibi şikayetlerden kurtulmak mümkün. Siz de regl döneminizi daha rahat geçirmek istiyorsanız adet ağrısına  iyi gelen bitkileri sıraladığımız bu 5 maddelik listeye bir göz atın.

Civanperçemi

Regl dönemlerinizi her seferinde sancılı geçiriyorsanız civanperçemi tam size göre. Özel döneminiz başlamadan iki-üç gün önce düzenli olarak içmeye başlayacağınız bu çay sayesinde sancılarınızın hafiflediğini göreceksiniz. Adet ağrısına iyi gelen bitkilerden olan civanperçemini her seferinde taze demleyin ve bir sabah-bir akşam olmak üzere günde iki kez için.

Böğürtlen

Hem tadı güzel hem de C vitamini açısından zengin olan böğürtlenle demleyeceğiniz çay, enerjinizi artırırken sizi kış hastalıklarından da koruyacak. Adet ağrısına  iyi gelen bitkilerden böğürtleni ezerek kaynar suyun içine atın. On dakika demleyip süzün; işte çayınız hazır!

Safran

Adet ağrısına iyi gelen bitkiler arasında belki de en etkilisi olan safran, yalnızca sancınızı kesmekle kalmayacak adet söktürücü özelliğiyle bu dönemi daha rahat geçirmenizi de sağlayacak. Biraz pahalı bir bitki olan safrandan bir tutam kadar sıcak suya atın ve demlenmesini bekleyin.

Hayıt

Akdeniz ve Ege’de çokça bulunan hayıt ağacının yemişleriyle yapılan hayıt çayı, yüzyıllardır ağrı kesici ve spazm giderici olarak kullanılıyor. Kadınların bu özel döneminde göğüs ve kasık ağrılarını gideren hayıtın etkisi, uzmanlar tarafından kanıtlanmış durumda. Hayıt bitkisini eczanelerde kapsül olarak da bulmanız mümkün.

Nane

Sakinleştirici etkisiyle de bilinen nane, adet sancılarının yanı sıra ishal, baş ağrısı ve şişkinliğe de iyi geliyor. Adet ağrısına iyi gelen bitkilerden biri olan nanenin çayını günde üç kez içerseniz kramplarınızın azaldığını fark edeceksiniz. Reflü ve ülseri olanların tüketmemesi gereken bitkilerden  olan nanenin kapsülünü de tüm eczanelerde bulabilirsiniz.

Kimyasal Gebelik Belirtileri Nelerdir

Birçok bayanın yaşadığı durum olan kimyasal gebelik aslında tam anlamı ile yani sağlıklı ilerleyen bir gebelik demek değildir. Gebelik testi yaptırdığınızda kimyasal ebeliği de olumlu yani pozitif olarak görebilirsiniz.

Kimyasal gebelik nedir?

Aslında rahminizde döllenmenin olduğunu fakat normal bir hamilelik süresinde devam eden bu döllenmenin ilerleyememesine kimyasal gebelik denmektedir. Yani döllenen yumurta sağlıklı bir şekilde gelişimini tamamlayarak embriyo olarak devam edememektedir. Bu durum başta da belirttiğimiz gibi sadece gebelik testlerinde meydana çıkabilmektedir.

Kimyasal gebelik belirtileri nelerdir?

Adet kesintisi veya buna bağlı olarak normal gebelik belirtilerini yaşayabileceğiniz kimyasal gebelik döneminde yaptığınız testlerin de gebelik hormonunun daha yüksek çıkmasında dolayı pozitif sonuç yani hamile olduğunuzu anlayabilirsiniz. Fakat sadece gebelik hormonlarındaki artıştan dolay yaşanılan ve kimyasal gebelik olarak adlandırılan bu süreç yeniden adet olumu ile birlikte sonlandırılmaktadır. Yumurtalığınızda oluşan döllenmenin adet oluşumu ile biterek, adet kanı ile birlikte atılması süreci kimyasal gebelik olarak adlandırılmaktadır. Kanınızda yüksek olan hamilelik hormon ve değerleri adet kanı ile birlikte döllen yumurtanın dışarı atılması ile hızla bir değer düşüklüğü yaşamaktadır.

Doktorunuz tarafında kimyasal gebelik teşhisi konulduğunda hemen diğer bir aşama kontrol edilmelidir. Bu da dış doğum tehlikesi olarak adlandırılmaktadır. Yani alında hamile olmamanıza rağmen yapılan testlerde hamile olarak gözükmenize kısaca kimyasal gebelik denebilir. Adet kanı ile birlikte vücuttan atılan döllenen spermler için doktorunuz size oldukça erke bir düşük yaptığınızı da söyleyebilir.

Sizlerin de gebelik testi yaptırmadan önce özellikle adet döneminizdeki gecikmeleri de göz önünde bulundurarak erken test yaptırmamanız ve bunun sonunda da hayal kırıklığı yaşamamanızı tavsiye ediyoruz. Adet dönemi farklı gecikmeler ile oluşabilir. Buna bağlı olarak da adet olmadan birkaç gün önce yaptırdığınız testte gebelik hormonunuzun yüksek çıkmasına bağlı olarak hamile görünebilirsiniz. Oysa adet bitiminde vücudunuzdaki hamilelik hormonunun hızla düşmesi ile birlikte hamile olmadığınız da anlaşılacaktır. Sağlıklı bir embriyo gelişiminde ise düzenli olarak hamilelik süreci başlayacaktır. Kimyasal gebelik teşhisi için doktor tanısının konulması daha sağlıklı olacaktır.

Vajinal Bölgeye Zarar Veren 5 Şey

Kadınlar, çok hassas varlıklardır. Her bir bölgesine ayrı bir özen gösterilmesi gerekir. Bunlardan en önemlisi ise üreme organı olan vajinadır. Toplum olarak inançlarımız ve geleneklerimiz gereği cinsel bölge konusunda pek fazla konuşmaz ve sır küpü oluruz. Ama bazı zamanlarda bu konuşmalara ihtiyaç duyabiliriz. Vajina konusunda yaşadığımız sıkıntıları yeri gelir doktorumuza bile anlatamayız. Peki, ciddi bir durum olduğunda ne yapacağız? Vajinaya nasıl bakabiliriz? Hastalıkları nasıl önleriz? Gibi sorular kafanızı kurcalıyorsa bu yazımızı dikkatli okumanızda fayda var.

Vajinanıza zarar veren 5 şey:

  1. Pedsiz bisiklete binmek: Evet pek çoğumuz çocukluğumuzdan beri bisiklete binmeyi çok severiz. Bisiklete binmek spor olarak da çok faydalı ve eğlencelidir. Ama bu eğlencenin yararı olduğu gibi zararı da vardır. Ped olmadan bisiklete bindiğinizde damarlarınız sıkışır ve bu vajinanızı zorlayabilir. Bisikletin oturma kısmı ön kısımdan yüksek olduğundan dengelemek için pedli taytlardan giymelisiniz.
  2. Spor yaptıktan sonra kıyafetleri değiştirmemek: Spor sonrası bilindiği gibi vücudumuz terler. Terli taytları ve şortları çıkarmadığımız takdirde vajinamız mikrop kapabilir ve yara oluşabilir. Bu yüzden spor sonrası hemen duş almalı ve temiz kıyafetler giymelisiniz.
  3. Çok fazla sabun kullanmak: Vajinanızı temizlerken çok fazla sabun veya duş jeli kullanmak vajinanızı daha temiz yapmaz. Aksine içerdikleri kimyasallar nedeniyle vajinaya zarar verirler. Ayrıca aşırı sürtme nedeniyle de tahriş olabilir. Banyo tuzları ise vajinanızın sağlığı için en çok uzak durmanız gereken şeydir.
  4. Bebek yağı: Birçok kadın ilk gece korkusu gibi nedenlerle, vajinusmus oluşumunu engellemek için vajinaya bebek yağı sürmeyi tercih ederler. Ama bu yağlar yapısından dolayı kolay kolay temizlenmezler. Temizlemek için epeyce uğraşmanız gerekeceği gibi yağ tabakası gözenekleri de tıkayarak cildinizin nefes almasını engel olur.
  5. Ağda: Vajinal bölgede çıkan tüyler her kadının baş belası durumundadır. Tüyleri temizlerken kullanılan yöntemlerden en yaygını ise ağdadır. Ağda tüyleri kökünden alarak bebeksi bir cilde ulaştırır. Fakat bunun da bir bedeli vardır. Özellikle genital bölgedeki tüyleri çekmek ilerleyen yaşlarda sarkmalara neden olacaktır.

Sigaranın Üreme Fonksiyonuna Olan Zararları

Uzmanlara göre üreme döneminde kadınlarda erkeklere nazaran yüzde 25 daha fazla sigara tüketim artışı görülmektedir. Özellikle ergenlik çağına giren gençler arasında sigara alışkanlığı tıpkı bir virüs gibi yayılmakta. Birçok sağlık problemine yol açan sigaranın kadın sağlığını da birçok zararı vardır. Özellikle üreme fonksiyonlarına verdiği zararlar görmezden gelinemez. Peki, sigaranın üreme fonksiyonlarına olan zararları nelerdir? :

  1. Gebe kalma süresinin uzaması: Sigara estrojen hormonunun salgılanmasını azaltır hatta büyük bir ölçüde zedeler. Yumurta hücresinin gelişmesini sağlayan hormonlara zararı büyüktür.
  2. Menopoz: Sigara kullanan kadınların kullanmayanlara göre daha çabuk menopoza girdikleri uzmanlarca kanıtlanmıştır.
  3. Düşük riski: Tüm düşük vakalarının sebebi elbette ki sigara değildir. Ama aniden ve kendiliğinden düşük yapan hastaların düşük yapma sebebi kesinlikle sigara kullanımıdır.
  4. Kısırlık: Sigaranın kadına verdiği zararlardan belki de en büyüğü budur. Sigara kullanan kadınlarda kısırlık çok sık rastlanan bir vakadır.
  5. Adet bozuklukları: Birçok kadının yaşadığı bir problem olan adet bozukluğunun bir diğer nedeni de sigaradır.
  6. Erken doğum: Hamileliği boyunca sigara kullanan hastaların erken doğum oranının diğerlerine nazaran daha fazla olduğu gözlenmiştir. Bu sebeple en azından hamilelik süresince sigara kullanımını bırakmak gerekir.
  7. Rahim kanseri: Sigara pek çok kanserin başlıca nedenlerinden biridir. Yine rahim kanseri riski de sigara içen kişilerde oldukça fazladır.
  8. Düşük ağırlık: Hamilelerde sigara kullananların bebeklerinin düşük kiloda ve çeşitli sağlık problemleriyle doğmaları söz konusu olabilir. Ayrıca bunların dışında da sigaranın bebeğe birçok zararı bulunabilir.
  9. Gebe kalma süresi: Sigaranın gebelik süresini uzattığı da gözlemlenen zararlardan biridir.
  10. Cinsel isteksizlik: Sigara, estrojen hormonunu olumsuz etkilediği için cinsel hayatı da olumsuz etkiler. Hatta bu boşanmalara sebep olacak derecededir.

 

Sigara, sizin dertler için bulduğun bir çare gibi görünse de aslında başınıza yeni dertler açan bir alışkanlıktır. Eğer bir sigara kullanıcısı iseniz, vücudunuzu ve kendinizi sevmeniz hayata bakış açınızı değiştirmeniz gerekir. Bunun için atacağınız ilk adım ise sigaraya veda etmek olmalıdır. Unutmayın! Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için sağlıklı bir birey olmalısınız. Sağlığınız için sigaradan vazgeçin.

Rahim Kanserini Önlemeye Yardımcı Besinler

Kanser hastalığının birçok çeşidi vardır. Kadın hastalıklarının en başında ise rahim kanseri gelmektedir. Birçok kadın bu hastalığa yakalanmaktan korkar ama önlem almak için de ne yapacağını bilemez. İşte bu yüzden sizin için rahim kanserini önleyici besinler listesi hazırladık.

ENGİNAR:

Sağlıklı besinlerin liste başıdır. Diyet listelerinde her zaman enginarın ismini görürüz. Bu mucizevi bitkinin birçok hastalığa faydası olduğu gibi rahim kanserine de faydası vardır. Kolesterolü dengeler, idrar yollarını ve iltihapları temizler. Aynı zamanda meme kanseri ve prostat gibi hastalıklarına da iyi gelmektedir.

LAHANA:

Dünya üzerinde kanser tedavisinde en çok önerilen besinlerin başında gelir. C , B ve E vitamini bakımdan zengindir. Özellikle meme ve rahim kanseri tedavisinde ve önlemesinde kullanılır. Ayrıca düzenli olarak lahana tüketen insanların kanser riskinin azaldığı da uzmanlarca kanıtlanmıştır.

SOYA:

Özellikle Asya ülkelerinde bolca tüketilen soyanın kansere karşı etkisi büyüktür. Ülkemizde pek tüketilmeyen bitkinin, ömrü uzattığı ve estrojen hormonuna faydalı olduğu belirtiliyor.

MİNE ÇİÇEĞİ:

Mine çiçeği, çay gibi demlenerek günde iki kez tüketildiğinde rahim kanserine iyi gelmektedir. Bu şifalı bitkiyi aktarlarda bulabilirsiniz.

KEKİK:

Yemeklerimize güzel bir tat ve güzel bir koku veren kekiğin sağlık açısından da birçok faydası bulunmaktadır. Bunlardan biri de kanser önleyici yanıdır. Kaynar suya bir tutam eklenip süzülerek içilirse rahim kanserine çok iyi geldiği bilinmektedir.

SUSAM YAĞI:

Rahim kanserine iyi gelen besinlerden biri de susam yağıdır. Günde üç öğün aç karnına içmek rahim kanserini önlemektedir.

ŞALGAM:

Akdeniz yöresinin vazgeçilmez içeceklerinden olan şalgam da kanser ve türevlerine iyi gelen besinlerden biridir.

HAVUÇ:

Havuç en çok tükettiğimiz besinler arasında yer alır. Tadıyla yemeklerimize farklılık kattığı gibi sağlığımıza da oldukça faydalıdır. İçinde bulunan potasyum mineralleri sayesinde kanser önleyici bir etkiye sahiptir. Havucu suyunu sıkarak tüketebilir veya direk de yiyebilirsiniz.

Tüm bu saydığımız besinler , vücudun kanserli hücreleri idrak , dışkı veya terleme yoluyla atılmasını sağlar. Organları temizler ve hücrelerin yenilenmesine yardımcı olur.

Kalori Yakımına Yardımcı 9 Yiyecek

Kadınlar erkeklere nazaran kilolarına daha çok önem verirler. Şişman bir kadın her zaman zayıflamayı düşünür ama erkekler bu konuda daha rahattır. Kilo problemi bazı kadınlarda depresyona yol açabilecek kadar tehlikeli olabilir. Bu yüzden sağlıklı bir yaşam için kilo kontrolü gereklidir. Çocukluktan başlayan yanlış beslenme alışkanları yüzünden birçok kadın kilo problemi yaşar. Ne kadar az yemeye çalışsalar da başaramazlar. Ama az yemekten ziyade bize kalori kaybettirecek yiyecekleri tüketmek daha faydalıdır. Peki bu yiyecekler nelerdir?

İşte en çok kalori yakan 9 yiyecek:

  1. Yumurta: Mutfağımızda bulunması gereken en önemli besinlerden biridir yumurta. Hem doyurucudur hem de yemeklerimize ayrı bir lezzet kadar. Tüm bunların yanında yumurtanın bir de zayıflamaya yardımcı etkisi vardır. Özellikle haşlanmış yumurta içerdiği protein sayesinde tok tutar ve yağ yakmaya yardımcı olur. Ayrıca uzun süre tok tutarak günlük kalori alımını aşmamaya yardımcı olur.
  2. Tarçın: Yağ yakıcı baharatların başını çeken tarçın , vücutta glikoz emilimini önleyen mucizevi bir yapıya sahiptir. Ne şekilde türetirseniz tüketin yağ yakmaya ve tatlı yeme isteğini kesmeye birebirdir.
  3. Zencefil: Soğuk algınlığında ilk başvurulan bitkidir. Bunun yanında taze zencefil tüketerek kalorilerinize veda edebilirsiniz. Ayrıca gaz sökücü özelliğiyle de şişkinlikleri de gidermeye yardımcı olur.
  4. Avokado: İçerdiği doğal yağlar sayesinde vücudun yağ dengesini sağlar. Avokadoyu çiğ olarak tüketmek çok daha faydalıdır.
  5. Chia tohumu: Özellikle Güney Amerika’da yaygın olarak kullanılan bu bitki, yağ yakımında oldukça etkili. Ayrıca iltihap önleyici etkisi de vardır.
  6. Acı biber: Ülkemizde birçok yörede sevilerek tüketilen biberin vücuda faydaları çoktur. En büyük faydası ise sindirim sistemini hızlandırmasıdır. Bu sayede kilo kaybetmenize yardımcı olur ve metabolizmanızı geliştirir.
  7. Yeşil çay: Ödem söktürücü olarak bilinen yeşil çay diyet listelerinin vazgeçilmezlerindendir. Günde 3 bardak yeşil çay içmek kalori yakmanıza yardımcı olacak ayrıca da cildinize de faydası dokunacaktır.
  8. Kırmızı meyveler: Özellikle yaban mersini ve karadut gibi kırmızı meyveler günlük tatlı ihtiyacını dengeler ve vücutta yağ birikmesini önleyerek kalori yakmanıza yardımcı olur. Kırmızı meyveleri direkt tüketebileceğiniz gibi çay şeklinde de tüketebilirsiniz.
  9. Bal: Doğal yollarla üretilen ballar, tatlı isteğini keser, tok tutar ve yağ yakımına yardımcı olur. Ayrıca yatmadan önce ballı süt içmek de vücudu dinlendirir ve yağ birikimini engeller.

Kadınların Ortak Sorunu: Demir Eksikliği

Hayatta kalmak için beslenmemiz gerekir. Beslenirken ise sağlığımızı korumamız gerekir. Kimi zaman yediğimiz besinler her ne kadar doyurucu olsa da vitamin ihtiyacımızı karşılayamayabiliyor. Vitamin eksikliği ise birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Kadınlarda en çok görülen ise B-12 vitaminin yol açtığı demir eksikliğidir. Demir eksikliği her ne kadar kansızlıkla da bağdaştırılsa da kadınların yüzde 65’inin kansızlık olmadan da demir eksikliği sorununu yaşadıkları tespit edilmiştir. Kadınların ortak sorunu demir eksikliğini ele alalım;

DEMİR EKSİKLİĞİNİN NEDENLERİ

Günlük alınması gereken demir miktarı, yaşa, cinsiyete ve sağlık durumuna göre değişiklik göstermektedir. Erkeklere günlük 8 mg demir yeterli olurken kadınlar için daha fazlası gerekmektedir. Kadınlar arasında adet dönemi olarak da bilinen regl döneminde kan ve sıvı kaybından dolayı demir eksikliği olmaktadır.

DEMİR EKSİKLİĞİ BELİRTİLERİ

Çoğu belirti sıradanlaştığı için birçok kişi bunun demir eksikliği olduğunu fark etmez. Bu yüzden bu belirtileri küçümsemeyip ihmal etmemek gerekir. Nefes darlığı, halsizlik, ellerin ayakların ısınmaması, baş ağrısı, soluk cilt, çabuk kırılan tırnaklar, saç dökülmesi, ağızda yaralar ve kalpte ritim bozukluğu demir eksikliği belirtilerindendir.

DEMİR İÇEREN BESİNLER

Demir içeren birçok besin vardır. Bunlardan bazıları; Tavuk ciğeri, istiridye, kuzu eti, ton balığı, yengeç, karides, sığır ciğeri, ördek eti, soya, yulaf, sardalye, ton balığı, tahıl, yulaf, Fasulye, barbunya, bezelye, patates, barbunya, ıspanak, sakatat, üzüm, irmik, pekmez, kepekli ekmek, kepekli ekmek, kabak, mercimek, nohut, kuru erik, börülce, domates, kaju, maydanoz, roka ve susam.

DEMİR EMİLİMİNİ ENGELLEYEN YİYECEKLER

Demir ihtiyacını karşılayan yiyeceklerin yanında bir de demir emilimine engel olan yiyecekler vardır. Bunlar arasında; Çay, kahve, kuruyemiş, süt ve süt ürünleri, bakla, kekik, çikolata, turunçgiller, kivi, çilek, brokoli, karnabahar, biber sayılabilir.

DEMİR EKSİKLİĞİ TEDAVİSİ

Demir eksikliği her zaman demir içeren besinleri tüketmeyle giderilemeyebilir. Bu yüzden ilaç takviyesi almak gerekebilir. İlaç ile tedavi ise süresi 6 ile 12 ay arasındadır. Emziren annelerde ve hamilelerde demir takviyesi kullanmak sakıncalı olabilir. Bunun yerine demir içeren besinler tüketmeleri daha uygundur.