Moda Haftaları ve Sokak Modası

Moda haftaları birbiri ardına devam ederken, bir yandan defileleri, bir yandan sunumları, bir yandan da sokak modasını izlemekten kafalarımız karışmış durumda. Sokak modası kraliçelerinin tek başlarına çekilmiş stil fotoğraflarından daha fazla ilgi çeken ise, karşılarında bir fotoğrafçı ordusu ile poz verirlerken, bu fotoğrafçıların da kadraja girdiği kareler.

Şu anda, moda haftalarından sonra, bir sonraki sezonun trend raporu kadar, sokak fotoğraflarından ilhamla sokak modası trendleri de ortaya çıkıyorlar. Hatta birçok moda portalı,  moda haftasında öne çıkan aksesuar ve kıyafetlerin hemen ardından, sokağı ele geçiren parçalar oluyorlar. Bu da kadınların defile izlemekten çok, defilede görülme isteğini perçinliyor.

Birçok kadının, moda başkentlerine yolculuğa giderken hava alanlarında çektikleri Instagram fotoğrafları, maksimum 7 günlük bir yolculuğa çıkıyor gidi değil de, Almanya’dan kesin dönüş yapıyor ya da ülkeye iltica ediyor gibi. O kadar çok bavul, o kadar çok kıyafet, o kadar çok aksesuar, bir ülkeden bir ülkeye yolculuk ediyor ki, bazı uçakların bagajları bir anda milyon dolarlık oluyor. Hatta bence havaalanı gümrüğünde deklare edilmesi gereken binlerce dolarlık parçalarla geziyorlar.

Özünde koleksiyon görmek için gittiğiniz bir etkinlik, bir anda en çok konuşulmak, en çok görülmek için bulunduğunuz bir alana dönüşüyor. Defile aralarında kıyafet değiştirenlerinden, Nemo kar fırtınası sırasında ince topuklu açık ayakkabılarla gezenlere kadar, gariplik seviyesine çıkan bazı görüntülerle karşılaşıyoruz.

Normalde sokağa çıkmayacakları kıyafetlerle, karıştırmaya korkacakları desenlerlerle moda haftalarında, tam da sokak fotoğrafçılarının kümelendiği yerlerde, en çok dikkat çeken tip olmaya çalışanların çabaları biraz komik oluyor artık. Stil bloggerları bu konuda çok şanslılar aslında. Her zaman kendi stillerini paylaştıkları için kendi stillerinden, dikkat çekme çabasıyla uzaklaşmadıklarını kanıtlayabilecekleri referans noktaları var.

Her ne kadar kişisel stilin sınırlanmaması gerektiği, herkesin dilediğince kendi tarzını yansıtmasının, podyumdan fırlamış gibi görünmekten her zaman için daha iyi olduğunu düşünsem de, Antrepo’ya girmeden önceki boş alanda kasıla kasıla yürümek dışında bir amaca hizmet etmeyen, aşırı tasarlanmış kombinler ile normal hayatlarındaki tarzların örtüşmemesi komik olabiliyor.  

Mart ayının ortasında gerçekleşecek İstanbul Moda Haftası’nda da bizi renkli görüntüler bekleyebilir. Tüm mal varlığını, elindeki tüm tasarımcı parçalarını ortaya dökerek, 5 gün boyunca en çok fotoğraf vermeye çalışmak yerine, tasarımcıların aylardır üzerinde çalıştığı, gelecek kışın trendlerinin ortaya çıkacağı ve muhtemelen gelecek sezon alışveriş alışkanlıklarını etkileyecek olan defilelerden zevk almaya çalışanlar, moda haftalarından en çok fayda sağlayanlar olacaktır. 

Son Zamanların Popüler Konusu: Marka ve Celebrity İşbirlikleri

Son zamanlarda o kadar çok celebrity (ünlü) iş birliği haberi alıyoruz ki artık bunu yapmamak bir eksiklik olarak algılanmaya başlandı. Her marka en azından bir kapsül koleksiyon aracılığıyla bir celebrity’i kendi markası ile beraber andırmayı başarıyor.

İlk başladığı zamanlarda, daha çok stili ile tanınan, giydikleri ile bilinen kişiler ile başlayan celebrity koleksiyonları, hem markaların bu işten iyi sonuçlar alması, hem de bu ünlü kişiler için yeni bir kapı olması açısından iki taraf için de güzel bir model oluşturdu. Hatta hayranların da fikrini sorsanız, onlar da memnundur durumdan.

Zamanla konu, sadece bir parfümün ötesine geçmeyi seven celebrity’lerin ikinci adıma geçmesi ile boyut değiştirdi. Her zaman iyi sonuçlar alınmasa (örneğin Ungaro – Lindsay Lohan iş birliği) markalar da para kazanmaya devam etmek istediler tabiİ ki. Bu konudabazılar ı çok şanslıydı çünkü kreatif direktörleri zaten kendi başlarına stardı. Karl Lagerfeld, Marc Jacobs, Tom Ford gibi isimlerden bahsediyorum…

Sonra zamanla celebrity projelerinde kötü ve gereksiz birliktelikler ortaya çıktı, bir de kendi markasını oluşturanlar… Kötü iş birlikteliklerine en iyi örnek Ungaro ve Lindsay Lohan’dı. O kadar sert şekilde eleştirildi ki o sırada Lindsay Lohan yerinde olmak istemezdim. Ama aslına bakacak olursanız Ungaro gibi bir tasarım evinin, kendi tayt markası olan Lindsay Lohan’ın tasarım anlayışı hakkından birazcık bile bilgisi olmadan bu işe girdiğini düşünmek istemiyorum. Tam bir fiyasko…

Kendi markalarını çıkartan celebrity’lere örnek vermek gerekirse aklıma gelen başarılı isimler The Row ile Olsen’le ve VictoriaBeckham.

Bunlar dışında aklıma pek fazla isim gelmiyor. Ama kötü örnekler o kadar çok ki: Cindy Crawford for Deichmann, Jessica Simpson, Kanye West, Kardashian Kollection, Khroma Beuty, Ricky Martin for MAC, Rihanna for River Island…

Benim en sevdiklerim H&M’in büyük tasarım evleri ile beraber yaptığı kapsül koleksiyonlar. Neredeyse hepsinin, o moda evinin ikonik dokunuşlarına sahip parçaları çok daha ulaşılabilir fiyatlara sunuyor olması, demokratik moda adına büyük bir adım.

Gelecekteki celebrity iş birliklerinde de, markaların, üretim maliyetlerini ve diğer pratik konuları düşünerek, bu celebrity’lerin koleksiyona katabileceklerini göz ardı etmemenin ya da aslında en başında o celebrity yerine stylist’i ile çalışmanın çok daha doğru bir karar olacağını düşünmeleri gerekebilir. Bu şekilde hem ticari açıdan, hem de itibar açısından daha iyi sonuçlar alınabileceği kanaatindeyim.

So Kuzi Boutique İle Keyifli Alışverişler Sizi Bekliyor

“So Kuzi Boutique” ismini çok sevimli bir bebekten almış ve o bebek gibi yeni doğmuş bir butik. Uzun zamandır hayata geçirilmek istenilen bu butik, kurucusunun evine katılan yeni üyenin enerjisi ile kurulmuş. Bu sevimli yeni üye, butiğe hem isminden bir parça katmış, hem de bir hayalin gerçekleşmesini enerjisi ile hızlandırmış.

“So Kuzi” farklı markaların seçkin modellerini çok daha uygun fiyatlara satın almanızı ve çok paralar harcamadan da şık olmanızı hedefliyor. Butikte elbiseden, trikoya, gömlekten ceketlere ve hırkalara kadar pek çok çeşit marka ve model beğeninize sunuluyor. Özel günler için “o gün” temalı koleksiyon gruplarını ve en yakın olarak da gelecek günlerde “yeni yıl koleksiyonunu” sizlere sunmaya hazırlanıyorlar. İlerleyen günlerde butikte aksesuar çeşitlerine de rastlayabileceğiz. Kıyafetleri tamamlayan bu şık aksesuarlar günümüz modasına uygun renk ve tasarımlar ile seçilmiş olarak bizlere sunulacak.

Ürünler, seçilmiş ihraç fazlası markalı ürünler olduğundan ve stoklarla sınırlı olduğundan, beğendiğiniz bir ürünü tükenmeden önce almanızı tavsiye ederiz. Bu şirin butiğe şimdilik sadece Facebook üzerinden erişilebiliyor.

Yeni doğmuş bu bebek herkesi ziyaretine bekliyor! Keyifli alışverişler!

Maison Martin Margiela for H&M Koleksiyonu

H&M markası, Karl Lagerfeld, Matthew Williamson, Jimmy Choo, Lanvin, Sonia Rykiel, Versace, Marni ve son olarak da Anna Dello Russo ile yaptığı işbirlikleri ve hazırladığı özel koleksiyonlar ile büyük beğeni toplamıştı. Ünlü tekstil markası tasarımcılarla yaptığı işbirliklerinden çok memnun kalmış olacak ki, bunlara bir yenisini daha ekledi; Maison Martin Margiela.

Maison Martin Margiela, iddialı tasarımları ile dünyaca ünlenmiş bir marka. H&M ile hazırladığı özel koleksiyon ise gerçekten görülmeye değer. Bu koleksiyon 15 Kasım tarihinde H&M’in İstinye Park mağazasında satışa sunulacak. İlgilenenlerin erken saatlerde mağazada olmalarını tavsiye ederim, aksi takdirde H&M’in tasarımcılar ile yaptıkları özel koleksiyonlara olan büyük talepten dolayı, istedikleri parçaları bulamayabilirler.

Bu harika koleksiyonda benim favori parçalarım, deri ceketler, cam topuklu ayakkabılar ve tabii ki şeker ambalajı formundaki çantalar.

İşte Maison Martin Margiela for H&M Koleksiyonu’ndan sizin için seçtiklerim:

İkonik ve Çağdaş Tasarım Çantalar

Celine ”Luggage Tote”

Céline çantaların son zamanlarda popülerlik kazandığı bir gerçek. Bu meşhur çanta, sosyetiklerin ve ünlülerin ellerinden düşmüyor. Çünkü hem zamansız, hem de modern tarzı ile son derece kullanışlı.

Alexander McQueen ”Skull Clutch”

Birçok farklı modeli olan bu küçük ama son derece şık clutchları özel kılan, kuru kafa temalı kilidi.

Miu Miu ”Coffer”

Fark edilir büzülmüş şekliyle Miu Miu Coffer gerçekten de dikkat çekici! Hem son derece dişi, hem de günlük.

Alexander Wang ”Rocco”

Alexander Wang, modern ”cool” tasarımların diktatörü ve gerçekten de bu konuda yetenekli!

Marc Jacobs ”Stam”

Bu ikonik çanta model Jessica Stam’e ithafen bu ismi taşıyor. Kapitone deri, zincir ve özel kapanış şekli ile son derece modern ve feminen.

Mulberry ”Alexa”

Alexa Chung’a ithafen yapılan bu çanta klasik ve modern stilin gerçek bir örneği.

Balenciaga ”City”

Bu model çağdaş tasarımların belki de en tanınmışı! Ayırt edici donanımı ve motorculardan ilham alınan stili ile dünyadaki trendsetterlar tarafından anında benimsendi.

Melissa Ayakkabılar Bu Sonbahar da Çok Konuşulacak

Plastik ayakkabıları ile tanınan Brezilya markası Melissa’yı son zamanlarda duymayan yoktur herhalde. Üretimi de Brezilya’da yapılan plastik ama bir o kadar da şık, sevimli ve rahat ayakkabılar, dolgu topuk, platform, stiletto, flip flop ve babet modelleriyle karşımıza çıkıyorlar.

Vivienne Westwood, Jason Wu, Gareth Pugh gibi dünyaca ünlü tasarımcılarla işbirliği yapan marka, özellikle kalpli ve rengarenk Vivienne Westwood Melissa ayakkabılarla benim gözdem olmuştu.

Melissa, bu Sonbahar’da yine başarılı bir işbirliğine imza atmış. Bu sefer ki tasarımcı ise Londralı sanatçı ve illüstratör Julie Verhoeven. Modern kadından ilham alan, geniş renk yelpazesi ve ilginç illüstrasyonları ile öne çıkan bu koleksiyondan bir parça edinmek için gerçekten sabırsızlanıyorum.

Unutmadan, Julie Verhoeven tasarımları da, tüm Melisa ayakkabılar gibi, rahatlığının ve ayak şekline çok kolay uyarlanabilmesinin yanı sıra, içeriğindeki özel parfümüyle ayakları şeker gibi kokutuyor!

İşte o sevimli ayakkabılardan birkaç model:

Julie Verhoeven Melissa

Vivienne Westwood Melissa


Gareth Pugh Melissa

Jason Wu Melissa

Alessandra Ambrosia Melissa

Melissa Devotion

İstanbul Moda Haftası’ndan Kısa Notlar

Bir İstanbul Moda Haftası’nı daha nispeten az olayla atlattık. Haluk Akakçe’nin podyumda yürümesi, Hatice Gökçe defilesinde pankart açan işten ıkarılmış kalan işçiler ve Vogue’un sponsorluğu sebebiyle Instyle ve Elle dergilerinin organizasyonu protesto etmesi dışında çok büyük dertlerimiz olmadı.

Bu sene ilk kez RTW koleksiyonuyla karşımıza çıkan Dilek Hanif, adl ile iş birliği devam eden Cengiz Abazoğlu, ünlülerin tasarımcısı Tuvana Büyükçınar’ın Tuvanam’ı, Atıl Kutoğlu, Hakan Akkaya ve Gamze Saraçoğlu defileleri en çok ilgi görenler arasındaydı. Bu defilelere de girip çıkmak davetliler için biraz sorunlu oldu. Uzayan sıralar, topuklu ayakkabıları üzerindeki kadınlar için kabusa dönüştü diyebilirim.

7. düzenlendiği için artık daha iyi olmasını beklediğimiz organizasyon zamanlama açısından iyi, alanın darlığı açısından kötüydü. Yani defileler genel olarak zamanında başladı sayılabilir. Bazı defilelerde yerleşim sıkıntısından dolayı sarkmalar oldu ama yine de çok fazla beklemedik. Bazı küsen ve darılan insanların olması, davetiyesi olduğu halde giremediği defilelerden yakınanlar yine mevcuttu. Bu arada Tophane nargilecileri de hayatlarında görmediği kadar şık kadını bir arada gördüler.

Aslında defileler bir şeyleri görmek, bir şeyleri izlemek ve ilham almak için gidiyor olmamız gereken şeylerdir. Ama nedense tüm dünyada da bir yerde iş tersine döndü ve izleyiciler koleksiyonlardan daha değerli bir hale geldiler. Sokak modası blogları ile birlikte Moda Haftaları sırasında çektikleri fotoğraflar sayesinde bizim de bu işe yeni yeni alışan bünyemiz bazı facialara sebep oldu. Kenarlarda kıs kıs gülenler ve ortalarda “fashionista” salınımları yapanlar arasında defile beklemek de eğlenceliydi.

İlk günü Şafak Tokur ile açıp, üç bölümden oluşan defilesinin en çok son bölümünü beğendim. Sonra Dilek Hanif’in Haute Couture’den ilham alan RTW defilesi ile büyülenip, Atıl Kutoğlu ile dünya starları Jessica Stam ve Tamara Ecclestone’u görerek kapattım.

İkinci gün Mehtap Elaidi ve Stüdyo Kaprol defilelerini izledim ve ikisini de çok beğendim. Mehtap’ın desenleri, Stüdyo Kaprol’ün de Coca Cola iş birliği ile hazırlanan koleksiyonunun enerjisi beni büyüledi diyebilirim.

Üçüncü gün Tuvanam defilesindeki kalabalığa rağmen gördüklerim o çileye değdi diyebilirim. Didem Soydan, Serenay Sarıkaya, Çağla Şikel gibi usta isimleri izledik. Sonrasında adl+Cengiz Abazoğlu defilesinde, hem Cengiz Abazoğlu’nun abiyelerini, hem de adl’nin günlük parçalarıyla bir araya gelmişti. Wilma Elles’in de içinde bulunduğu flaş isimlerin olduğu defile, kıpkırmızı gece elbiseleriyle kapandı. En heyecanla beklediğim defilelerden biri olan Zeynep Tosun da beni hiç ama hiç hayal kırıklığına uğratmadı. Aksesuarlarından stylingine kadar müthiş bir defile sundu.

Son gün hem yorgun, hem de göreceğim defileler için meraktaydım. Gamze Saraçoğlu ile başladığım defile maratonu Gül Ağış ve Elif Cığızoğlu ile sona erdi. Bir IFW’yi daha yorgun argın ama bir dolu not, blog yazısı ve fotoğrafla bitirmiş oldum.

Bu arada Zeynep Tosun, Dilek Hanif, Atıl Kutoğlu, Gamze Saraçoğlu, Simay Bülbül ve Mehtap Elaidi aklımda kalan en iyi defileler. Gelecek sene için mutlaka izlenilecekler listenize eklemenizi öneririm…

Hakan Akkaya 2013 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu

”Bugün Ne Giysem?” adlı program ile ünlenen ve ekranların sevilen isimlerinden biri haline gelen Hakan Akkaya, tasarımcı yönünü biraz geri planda bıraktığını düşünmüş olacak ki; ”Men In Black” adını verdiği 2013 İlkbahar / Yaz Erkek Koleksiyonu ile Istanbul Fashion Week kapsamında modaseverlerin karşısına çıktı.

Ünlü tasarımcı, koleksiyonunda klasik ve cesur parçaları bir arada kullanmış. Retro ve modern kesimleri kombinleyerek, şehirli erkeği baştan yaratmış. Parçaların çoğunluğunda, tasarımcının en sevdiği renk siyah ve beyaz ağırlıktayken, turuncu, mavi, kırmızı, fuşya, mor ve sarı gibi renkler de koleksiyona enerji katan renkler arasında. Ben ceketlerin kesimlerine ve parçalarda hakim olan İtalyan ve retro tarzın birleşimine gerçekten bayıldım.

İşte iç çamaşırlı ve pelerinli bir mankenin podyuma sigara ile çıktığı, o cesur defileden bazı parçalar:


Gamze Saraçoğlu 2013 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu

Gamze Saraçoğlu, yeteneği, yaratıcılığı, pozitif enerjisi ve her zaman gülen yüzü ile Türkiye’de aranan tasarımcılar arasına girmeyi başardı. Her koleksiyonunda ayrı bir tat yakalayan başarılı tasarımcı, benim de favorilerim arasında.

Gamze Saraçoğlu, 2013 İlkbahar / Yaz Koleksiyonunu Istanbul Fashion Week kapsamında tanıtan tasarımcılar arasındaydı. Ekru, beyaz ve metalik renklerin ağırlıkta olduğu koleksiyonda, turuncu, gri, yeşil ve toprak tonları da parçalara enerji katan renklerdi. Detaylarda kullanılan metaller ve desenler, koleksiyonu sadelikten biraz olsun uzaklaştırmıştı. Özellikle diz boyu cesur yırtmaçlı etekler, maxi elbiseler ve tiril tiril kumaşlar koleksiyonun ana parçalarıydı. Ben uçuşan eteklere ve metal detaylarına bayıldım. Tasarımcının kullandığı altın rengi ayakkabılar da ayrıca çok hoşuma gitti.

İşte kadının bütün feminenliğini ortaya koyan ve Selma Ergeç’in de podyumda boy gösterdiği defileden bazı parçalar:

Jale Hürdoğan 2013 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu

Istanbul Fashion Week’de ilk solo defilesini sergileyen Jale Hürdoğan, yemeğe ve “Nouvelle Cuisine”e duyduğu ilgiyi, yapmayı planladığı üçlemenin ilk ayağı olan “Amuse Bouche” 2013 İlkbahar / Yaz koleksiyonu ile başlattı. Amuse Bouche, ünlü şeflerin mönüye geçmeden önce misafirlerine sunduğu tek lokmalık “Ağızda Hoşluk” anlamına gelen aperatiflere verilen ad. Tasarımcı bu koleksiyonu ile moda severlerin görme ve dokunma duyularının yanında, tatma hislerine de hitap etmeyi istiyor.

Defile yeşiller ile açılıyor, siyahlar, beyazlar ve fuşyalar ile devam ediyor. Koleksiyon detaylarını payetler, uçuşan kumaşlar, danteller ve sulu boya desenleri oluşturuyor.

Ben bu koleksiyonun renklerine ve özellikle uçuşan cıvıl cıvıl elbiselere bayıldım. İşte izleyenlerin tatma duyularına da hitap eden ”Amuse Bouche” koleksiyonundan bazı parçalar: