Karar ve Özgürlük

0
391

“Bu işi ben seçmedim, o sırada başka seçeneğim olmadığı için bu işe girmek zorundaydım.” Bu cümle size de tanıdık geliyor mu? Sizden veya çevrenizdeki yakınlarınızdan buna benzer cümleleri çok sık duyar olduğunuzu tahmin etmek güç değil aslında.

Özellikle bu son yıllarda, sosyal medyanın hayatımızda çok fazla yer kapladığı hatta hayatımıza yön verdiği inkar edilemez bir gerçek. Dikkat ederseniz, insanların sosyal medya hesaplarına koydukları fotoğrafların, videoların, hatta kendilerini etiketledikleri mekanların hemen hemen tamamında mutlu, güler yüzlü, eğlenceli, hatta imrendirici ögelerle karşılaşıyoruz. İnsan doğası gereği, kendisini önemli ve değerli hissetmek istediği için bizler de bu paylaşımlara ister istemez kendimizi kaptırıyor ve kendi hesaplarımızdan da bu tür görselleri yayınlamak, beğenilmek ve yorum yapılan kişiler olmak istiyoruz.

Maslow’un 1943 yılında ortaya çıkarttığı “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”nde birinci sırada yer alan yemek ve barınma gibi fizyolojik ihtiyaçlar, artık günümüzde belki de yerini önemli ve değerli hissetme gibi bir psikolojik ihtiyaca bırakmış durumda.

Neticesinde de bu çarkın içinde var olmak ve konfor alanımızı terk etmemek adına; seçtiğimiz işin dışında başka bir seçenek bulmamayı seçerek, belki de kolaya kaçarak, şu anda yaşadığımız iş tecrübelerimizi kendimizin oluşturduğunu fark etmiyoruz bile.

Sonrasında ise, kendi yolumuzu bilinçli olarak yaratmadığımız için, sürekli başkalarının bizim adımıza karar vermesini istiyor ve bekliyoruz. Aslına bakarsanız, neredeyse 25 sene boyunca okuyup, çalışıp mezun olduktan sonra girdiğimiz iş yerinde bile isteğimiz ölçüde özgür değiliz, hala iş arkadaşlarımıza “beni idare et” diyoruz.

Gündelik hayatımızın vakit olarak büyük çoğunluğunu kapsayan iş hayatımızda yaşadığımız bu durum, çoğu zaman iş dışındaki özel hayatımıza da yansıyabiliyor. Örneğin restorana gittiğimizde bile garsona soruyoruz “ne tavsiye edersin, ne yiyelim?” diye. Veya berbere gidince “kafana göre kes” diyoruz. Onu bile düşünüp karar vermek istemiyoruz.

Hayatımız boyunca sınırsız sayıda tecrübe edindik ve edineceğiz. Yaşadığımız başarısızlıkların bile bizler için birer tecrübe kaynağı olduğunu unutmadan, umutsuzluğa kapılmak yerine yolumuza umutla devam etmeliyiz. Kendimizi yeni yaratıcı fikirlere ve deneyimlere açarak, aynı zamanda hayatımızla ilgili yapabileceğimiz seçimlerin farkındalığını da arttıracağımızı bilmemiz gerekir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

CEVAP VER