YGS Sınavı Nedir?

Sınav isteminin değişmesi ile birlikte artık üniversiteye giden yollar farklı aşamalardan geçmektedir. Bunun ile aşaması da ygs yani yükseköğretime geçiş sınavıdır.

Peki, ygs nedir ve üniversite sınavı aşamasındaki önemi nedir?

Yükseköğretime geçiş sınavı yani ygs üniversite sınavının ilk şamasıdır. Belirlenen ygs barajını geçeleri lisans sınavına girmeye hak kazandığı ve barajı geçemeyenlerin de elendiği bir ön eleme sınavı diyebiliriz. Ygs sınav sistemi yani yeni üniversite sınav sistemi ülkemizde 2010 yılında başlayan bir uygulamadır. Ygs sınavı iki yıllık veya dört yıllık üniversite okumak isteyen herkes için girilmesi zorunlu olan sınavdır. Ygs den sadece barajı geçsem yeterli diye düşünüyorsanız bu düşüncenizin yanlış olduğunu da belirtmek isteriz. Çünkü bütün sınavlar bittiğinde üniversite puanlarınız hesaplanırken ygs de aldığınız puanın %40’ı da eklenerek hesap yapılacaktı. Bunun için ygsyi bir ön eleme sınavı olarak değil daha sonra sizlere ne kadar fazla puan kazandırabilecek bir sınav olarak görmeli buna göre ağırlık vererek çalışmalısınız.

Ygs sınavında genel olarak tüm derslerin genel konularından sorular çıkmaktadır. Öncelikli olarak bilgiye dayanan soruların yanı sıra yoruma dayalı sorular ile de ygs de sıkça karşı karşıya gelebilirsiniz. Türkçe dersinden 40 soru, matematik ve geometri dersinden toplam 40 soru, tarih dersinden 17, coğrafya dersinden 14, fizikten 14, kimya dersinden 13 ve biyoloji dersinden de 13 soru yer almaktadır. Ygs sınavında da göstereceğiniz başarının, üniversite yolunun ikinci kapısı olan lisans yerleştirme sınavını da oldukça etkileyebileceğini de düşünerek başarılı olmaya çalışmalısınız.

Ygs sınavı melek lisesi öğrencileri için de ayrı bir önem taşımaktadır. Lisede okudukları bölüm ile ilgili üniversite tercihlerini yapabilmeleri için ygs artık meslek liseleri için de zorunlu hale gelmiştir. Kaderinizin sadece bir tane sınava bağlı olmadığını düşünmekte haklısınız. Fakat günümüz şartlarında üniversite okumanın her alanda daha ön planda olmanızı da sağlayacağı gerçeği de tartışılamaz. Zor olan bir sınavın olmadığını ve çalışan herkesin üniversite yolunda ilk kapı olan ygs sınavını da başarı ile geçebileceğine inanmaktayız.

SMART ve TOMBUL

Hatırlarsanız ilk yazımda, hedef belirlemenin yaşantımızdaki öneminden bahsetmiştim. Bu yazımda da söz konusu hedeflerin özellikleri ve içeriklerinin nasıl olmaları gerektiğini detaylandıran iki metot; “SMART” ve “TOMBUL” metotları hakkında kısa bilgiler vermek istiyorum.

S.M.A.R.T. (Specific – Measurable – Achievable – Realistic – Timely)

Specific (Belirli) – Hedeflerin, yanlış anlaşılmayacak, iyi tanımlanmış, açık ve net olması gerekir.

Measurable (Ölçülebilir) – Hedeflerin başarı kriterinin sayısal, ölçülebilir göstergelere dayandırılması gerekir.

Achievable (Ulaşılabilir) – Hedeflerin çok kolay gerçekleştirilebilir olmamasının yanında ulaşılmasının da imkansız olmaması gerekir.

Realistic (Gerçekçi) – Hedeflerin makul ve mantıklı boyutlarda olması gerekir.

Timely (Sürelendirilmiş) – Hedeflerin, açık ve net olarak belirlenmiş bir zamana kadar gerçekleştirilmesi gerekir.

T.O.M.B.U.L. (Tatmin edici – Ortak – Mantıklı – Belirgin – Ulaşılabilir – Limitli)

Tatmin edici – Hedeflere ulaşma yolunda hırs ve motivasyonu kaybetmemek adına, sonucunun tatmin edici olması gerekir.

Ortak – Birden fazla hedef belirlerken, hedeflerin birbirleriyle uyumlu ve tutarlı olması, çakışmaması gerekir.

Mantıklı – Hedeflerin mantıklı olması beraberinde o hedefe ulaşmak için gerekli inancı da getirir. Zihin mantıklı şeylere daha fazla inanır ve ona göre de enerji üretir.

Belirgin – Hedeflerin, yanlış anlaşılmayacak, iyi tanımlanmış, açık ve net olması gerekir.

Ulaşılabilir – Hedeflerin çok kolay olmamasının yanında ulaşılmasının imkansız da olmaması gerekir. Hedefiniz eğer ulaşılabilir değilse önünüzde bir hayal olarak kalır.

Limitli – Hedeflerin, Genel olarak zaman, yer ve sayısal olarak sınırlandırılmış olması gerekir.

Belirlediğiniz veya belirleyeceğiniz hedeflerin yukarıdaki metotlarda yer alan detaylarla uyumlu olması halinde, ortaya daha net ve sağlıklı sonuçlar çıkacağını fark edip gözlemleyebilirsiniz.

Unutmayın; “Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz.”

 

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…

İnsanları Mutlu Etmek İçin Yaşayanlardan mısınız?

Seçenekleri hakkında yalan söylerler

İnsanları mutlu etmeyi sevenlerin yaptığı en bariz şey seçenekleri hakkında yalan söylemektir. Genellikle düşündüklerini söylemektense yalan söylemeyi tercih ederler çünkü başkalarını üzmekten korkarlar.

Başkalarının düşüncelerini önemserler

Başkalarının düşünceleri onlar için o kadar önemlidir ki kendi verecekleri kararları etkilerler. Bu insanlar genellikle kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederler ve başkalarının doğru olduğunu düşündükleri şeyleri yaparlar.

Sürekli özür dilerler

Hata yapmamış olsalar bile özür dileyen hep onlar olur.

Asla hayır demezler

Hayır demekte zorlanırlar. İstemeseler bile başkalarına yardım ederler çünkü onları üzmek istemezler.

İlgiden hoşlanırlar

Fark edilmek ve ilgi isterler. Saçlarını kestikleri zaman başkalarının bunu fark etmemesi onları üzer ve arkadaş kaybetmekten korkarlar.

Yeni tanıdıklarına bile her şeylerini hemen verirler

Başkalarının onları sevmelerini isterler. Bu nedenle de karşılarındakini mutlu etmek için fazlasıyla çabalarlar. Bu tip insanlar bu nedenle kolayca kullanılabilirler.

 

İnsanları mutlu etmek tabii ki de güzel ama bunun da bir sınırı olmalı. Siz siz olun başkalarının sizi üzmesine ve kullanmasına izin vermeyin!

Karar ve Özgürlük

“Bu işi ben seçmedim, o sırada başka seçeneğim olmadığı için bu işe girmek zorundaydım.” Bu cümle size de tanıdık geliyor mu? Sizden veya çevrenizdeki yakınlarınızdan buna benzer cümleleri çok sık duyar olduğunuzu tahmin etmek güç değil aslında.

Özellikle bu son yıllarda, sosyal medyanın hayatımızda çok fazla yer kapladığı hatta hayatımıza yön verdiği inkar edilemez bir gerçek. Dikkat ederseniz, insanların sosyal medya hesaplarına koydukları fotoğrafların, videoların, hatta kendilerini etiketledikleri mekanların hemen hemen tamamında mutlu, güler yüzlü, eğlenceli, hatta imrendirici ögelerle karşılaşıyoruz. İnsan doğası gereği, kendisini önemli ve değerli hissetmek istediği için bizler de bu paylaşımlara ister istemez kendimizi kaptırıyor ve kendi hesaplarımızdan da bu tür görselleri yayınlamak, beğenilmek ve yorum yapılan kişiler olmak istiyoruz.

Maslow’un 1943 yılında ortaya çıkarttığı “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”nde birinci sırada yer alan yemek ve barınma gibi fizyolojik ihtiyaçlar, artık günümüzde belki de yerini önemli ve değerli hissetme gibi bir psikolojik ihtiyaca bırakmış durumda.

Neticesinde de bu çarkın içinde var olmak ve konfor alanımızı terk etmemek adına; seçtiğimiz işin dışında başka bir seçenek bulmamayı seçerek, belki de kolaya kaçarak, şu anda yaşadığımız iş tecrübelerimizi kendimizin oluşturduğunu fark etmiyoruz bile.

Sonrasında ise, kendi yolumuzu bilinçli olarak yaratmadığımız için, sürekli başkalarının bizim adımıza karar vermesini istiyor ve bekliyoruz. Aslına bakarsanız, neredeyse 25 sene boyunca okuyup, çalışıp mezun olduktan sonra girdiğimiz iş yerinde bile isteğimiz ölçüde özgür değiliz, hala iş arkadaşlarımıza “beni idare et” diyoruz.

Gündelik hayatımızın vakit olarak büyük çoğunluğunu kapsayan iş hayatımızda yaşadığımız bu durum, çoğu zaman iş dışındaki özel hayatımıza da yansıyabiliyor. Örneğin restorana gittiğimizde bile garsona soruyoruz “ne tavsiye edersin, ne yiyelim?” diye. Veya berbere gidince “kafana göre kes” diyoruz. Onu bile düşünüp karar vermek istemiyoruz.

Hayatımız boyunca sınırsız sayıda tecrübe edindik ve edineceğiz. Yaşadığımız başarısızlıkların bile bizler için birer tecrübe kaynağı olduğunu unutmadan, umutsuzluğa kapılmak yerine yolumuza umutla devam etmeliyiz. Kendimizi yeni yaratıcı fikirlere ve deneyimlere açarak, aynı zamanda hayatımızla ilgili yapabileceğimiz seçimlerin farkındalığını da arttıracağımızı bilmemiz gerekir.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Sosyal mi Yoksa İçe Dönük Birisi misiniz?

İçedönük

 İnsanlar, içe kapanık olduklarını kabul etmekte zorlanabilirler ve insanları sevmediklerini iddia etmeyi tercih ederler. Fakat bu doğru değil! İçe dönük insanlar da sıcakkanlı, başkalarıyla ilgili ve kararlı olabilirler. İşte içe dönük olduğunuzu gösteren işaretler;

Dışarıda kulaklıktan müzik dinlemeyi tercih etmek

İçine kapanık insanlar başkalarıyla iletişim kurmaktan hoşlanmazlar. Bu nedenle kimi zaman, müzik dinlemeseler bile, kulaklıklarını çıkartmazlar.

Yüz yüze gelmekten hoşlanmazlar

Üzgün birini gördüklerinde derdini sormaktansa oradan uzaklaşmayı tercih ederler. Negatif etkilere karşı, diğer insanlara göre daha hassastırlar bu nedenle böyle durumlardan kaçmayı tercih ederler.

Yalnız vakit geçirmekten hoşlanırlar

Boş vakitleri olduğunda kendi başlarına geçirmeyi tercih ederler. Kitap okumak, müzik dinlemek hoşlarına gider. Bu yalnız zamanlar kendileri için önemlidir ve kendilerini iyi hissetmelerini sağlar. Yine de arada bir sosyalleşmeye de ihtiyaç duyarlar.

Fikirlerini kendilerine saklarlar

Her düşündüklerini başkalarıyla paylaşmayı tercih etmezler.

Dışadönük

Yukarıdaki özellikler sizi tanımlamıyorsa, dışadönük birisiniz demektir. İşte sizi anlatan şeyler;

Konuşmaya bayılırlar

Arkadaşlarınızla, ailenizle sohbet etmeye bayılırsınız ve onlar da sizle sohbet etmekten keyif alırlar. Hiç tanımadığınız insanlarla bile sohbet edebilirsiniz. Yeni insanlarla sık sık tanışır ve arkadaş edinirsiniz.

Sosyalleşmek onlara enerji verir

Sosyalleşmek onları enerjikleştirir ve yalnız kaldıklarında mutsuz olurlar.

Açıktırlar

Dışa dönük insanlar his ve düşüncelerini paylaşmaktan hoşlanırlar ve insanlar onlarla arkadaşlık kurmayı son derece kolay bulurlar.

Problem çözücüdürler

Ortada bir problem varsa bunu konuşarak çözmek isterler. Bu konuyu konuşmak onlara hangi opsiyonun sorunu çözeceğini gösterir.

 

Peki, siz hangisisiniz?

Her Gününüzün Güzel Geçmesini Sağlayın

Alarmınızı neşelendirin

Güne en sevdiğiniz şarkı ile başlayın. Müziğin modunuzu ne kadar yükselteceğine şaşıracaksınız. İnanın bize, alarm sesindense sevdiğiniz müzikle uyanmak çok daha mutlu uyanmanızı sağlayacak.

Kendinizi zorlayın

Kendinizi pozitif konularda zorlamak pozitif kalmanızı sağlar. Sizi mutlu eden şeylerden bahsedin, sizi mutlu eden yiyecekleri yiyin, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan arkadaşlarınızla görüşün. Asansör yerine merdive kullanın, kendinizi her başardığınız iyi şey için ödüllendirin.

Meditasyon yapın

Eğer işe ya da okula gidiyorsanız sabah stresli uyanabilirsiniz. Bu stresi gün içine de taşımayın. Evden çıkmadan önce biraz meditasyon yapın. Derin nefes almak size kendinizi daha iyi hissettirecek, problemin sandığınız kadar büyük olmadığını anlamanızı sağlayacaktır.

 

Hayat güzelliklerle dolu bunun keyfini çıkarın!

Paranın Satın Alamayacağı 9 Güzel Şey

Eğer istediğiniz şeyleri (arkadaşlarla gezmek, tatile çıkmak) paranız yetmediği için yapamıyorsanız üzülmeniz çok doğaldır ama elinizdekiler için de şükretmek ve mutlu olmak hayatı daha kolay yaşamanızı sağlar. İşte sahip olduğunuz için şükretmeniz gereken, paranın alamayacağı, güzel 9 şey;

Sağlık

Sağlıklı olmak için tedavi ve doktor masraflarını karşılayabilmek de önemlidir ama sağlıklı olmak size doğal olarak gelen bir lütuftur. Pek çok insan sağlığını kaybetmeden bunun değerini maalesef anlayamaz. Siz, onlardan olmayın ve sağlıklı uyandığınız her gün için şükredin.

Kalite

Günümüzde pek çok sonradan görme, zengin ve kalitesiz insan var. Böyle bir dönemde kalitenizi korumak, terbiyeli, kültürlü olmak gerçekten de büyük bir erdem.

Yetenek

Herkesin mutlaka kendine has bir yeteneği vardır. Yetenek, para getirebilir ama parayla alınamaz. Kendi yeteneklerinizin farkına varın ve buna sahip olduğunuz için şükredin.

Tatmin

Paranın alamayacağı bir diğer şey tatmin duygusudur. Yaptığınız işten, şeyden tatmin olmak gerçekten de büyük bir şanstır.

Aşk

Aşk, bir insanın yaşayabileceği en güçlü, korkutucu ve iyi histir. Hiçbir para bu hissi karşılayamaz. Gerçek aşka sahip olmak bir şanstır.

Zaman

Zaman paradan çok daha değerlidir. Birine önerebileceğiniz en iyi şey zamanınızdır ve ihtiyacı olan biriyle vaktinizi paylaşmanız çok değerlidir.

Güneşin doğuşunu ve batışını izlemek

Doğanın bu harikasını her gün yeniden görebilmek bile ne kadar şanslı olduğunuz gösteriyor. Pek çok kişi artık bu güzel manzarayı göremiyor.

Gülmek

Arkadaşınızlayken, sevgilinizleyken, ailenizleyken gülebilmek, kahkaha atabilmek paradan çok daha değerli ve önemlidir. Gülmek kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve moralinizi yükseltir.

 

Hayatın tadını çıkarın! Para sizin için bir amaç değil bazı durumlar için sadece bir araç olsun!

Hamster ve Koç

Siz de kendinizi çoğu zaman hamster gibi hissediyor musunuz? Bir çarkı döndürmek için sürekli koşuşturuyor ancak bu durumdan mutlu olmasanız da o çarkın içinden dışarıya adım atamadığınızı düşünüyor musunuz?

İşte bu, günümüzde özellikle iş hayatındaki pek çok kişinin ortak noktası. Sürekli bir koşuşturma, yetişme ve yetiştirme telaşı, kapalı bir ortamda bilgisayar başında geçen saatler, ast üstlerle psikolojik savaş hali. Bu listeye size uyan maddeleri de ekleyebilirsiniz. Yaptığı işten memnun olmayan ve sürekli olarak kendine veya çevresine “bu düzenden kurtulmam lazım, bir şey yapmalıyım ama ne?” diye soran hatta pazar gününden yaşanmaya başlayan pazartesi sendromlarını yaşamak yerine, hemen Cuma olsun isteyen, hayatından her hafta pazartesi-perşembe arasındaki günleri feda etmeye hazır olan o kadar çok insan var ki…

Haftanın yedi gününü hafta sonu tadında yaşamak yerine, dört gününü feda etmeye hazır olmak gerçekten acı bir durum değil mi?

Mutluluk ve huzurun, iş hayatının bizlere çizdiği sağlam konfor alanının dışında olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte, vakit bu alanın dışına adım atmaya gelince hemen kabuğumuza geri çekiliyoruz. Konfor alanının dışındaki bilinmezler ve riskler bizleri çok korkutuyor, strese sokuyor. Buna karşılık cesaret edip sonucunda başarılı olmak ise insana pek çok şeyden daha fazla haz verip gururlandırıyor.

Aslına bakarsanız çoğu kişide var olan, özellikle bu iş hayatında konfor alanının dışına adım atma korkusunun, cesaretsizliğinin nedenlerinin en başında tam olarak bir hedefimizin, hayalimizin olmaması geliyor. Çoğu insanın kendine ait hedefi yok, net olarak tarif edebilecekleri bir hayali bile yok. Çevremizdeki birçok anne baba kendilerine çocuklarının başarı ve mutluluğunu hedef seçmişler. Genellikle başkalarının hedefleriyle tatmin oluyoruz.

Gerek özel yaşamımızda gerekse iş hayatımızda, kendilerine ait hayali ve hedefi olmayan insanlar tarafından bizim hayallerimiz görmezden gelinip, dalga geçilir diye hayal bile kuramaz olduk belki de. Belirlediğimiz hedeflere olumsuz yaklaşılır, ütopik diye etiketlenir diye kim bilir kaç kağıdı buruşturup çöpe attık.

Yukarıdaki yazılar beni anlatıyor, birebir yaşadıklarımı ve düşündüklerimi yansıtıyor diyorsanız panik yok, aşağıda birkaç öneri sizleri bekliyor.

Hepimizin bildiği gibi, artık bilgiye ulaşmak çok kolay, önemli olan kendimize en uygununu bulabilmek, doğru yönlendirilebilmek ve bunun bedelini ödeyerek adım atmak, harekete geçmek.

Araştırın ve düşünün; sizi bundan sonraki hayatınızda ne yapmak mutlu kılacak? Ne zaman harekete geçmek doğru olacak? Nerelerde çalışmak değerli ve önemli hissettirecek? Kimlerle olmak motive edecek? Tabii ki tüm bunları cevaplarken net, ölçülebilir, kabul edilen, makul ve zamana bağlı cevaplar bulmaya çalışın.

Tabii ki en önemlisi tüm bu cevapları bulduktan sonra ortaya çıkan sonuç veya sonuçları uygulamaya geçirmek, risk almak, adım atmak ve gerekiyorsa maddi manevi bedelini ödemek. İşte bu son aşamayı pek sevmiyoruz aslında. Sonuna kadar getirip bu noktadan başlangıç noktasına geri dönen pek çok kişi var. Piyasadaki popüler olmuş birçok kişisel gelişim kitabında bedel ödemekten pek bahsedilmediği için bu kadar çok tutmuş durumdalar belki de.

Eğer bunları kendi kendime çözemem, başaramam, sonuna kadar götüremem diyorsanız da mutlaka profesyonel bir koçtan yardım alın. Birlikte tüm adımları tek tek gözden geçirin, planlayın. En önemlisi kendi içinizdeki potansiyelinizi kendiniz keşfedin ve fark edin.

Unutmayın, tekilden çoğula, en büyük sorunumuz kullanılmayan potansiyelimiz. Potansiyelimizi fark edelim ve iyi bilelim. Bir kere bildik mi bir daha bilmemezlik edemeyiz.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

Gerçek Dostların Yapmadıkları 7 Şey

Hayallerinizin peşinizden koşmanızı engellemek

Gerçek bir arkadaş sizi hayalleriniz ve amaçlarınız konusunda destekler, sizin için en iyisini ister. Eğer arkadaşınız sizin hevesinizi, cesaretinizi kırıyorsa o bir dost değildir.

Sizi aşağılamak

Gerçek dostlar, dostlarına tepeden bakmazlar. Geçmişte ne kadar hata yapmış olursanız olun sizi sever ve desteklerler. Sizi olduğunuz şekilde sever ve sırlarınızı başkalarıyla paylaşmazlar.

Sosyal durumlarda sizi terketmek

Gerçek bir dost sizi asla yalnız bırakmaz. Bir partiye beraber gittiğinizde bütün gece sizle olur ve sizin kendinizi rahat hissetmenizi sağlar.

Başarınızı kıskanmak

Gerçek bir dost asla sizin başarılarınızı kıskanmaz. Tam tersine başarılarınızdan sizin kadar mutlu olur ve sizinle gurur duyarlar.

Sizi yargılamak

Gerçek dostlar sizi yargılamaz ve sizi ‘düzeltmeye’ çalışmazlar.

Arkanızdan dedikodu yapmak

Gerçek bir dost arkanızdan konuşmaz, sizin arkanızdan konuşanlara ise cevap vermekten geri kalmaz.

Kavga sevmek

Dostlar kavga etmekten hoşlanmazlar çünkü bir kavganın yapıcı olmadığını bilirler. Gerçek dostlar sizi kusurlarınızla ve hatalarınızla, olduğunuz gibi kabul ederler. Sizi değiştirmeye ve üzmeye çalışmazlar.

 

Eğer böyle bir dostunuz varsa değerini bilin!

Sizi En İyi Tanımlayan Huy Hangisi?

Soğukkanlı

Soğukkanlı insanlar sakin, duygusal olmayan, uyumlu, içine kapalı, genellikle mutsuz olmayan insanlardır. Anlaşması en kolay insan tipi onlardır ve sakin, rutin bir hayatları vardır. Normal endişeler ve streslerden yoksundurlar. Fazla sosyalleşmekten hoşlanmaz ve olayları akışına bırakırlar.

Melankolik

Mantıklı, içe dönük, analitik, gerçekçi, mahremiyetine düşkün ve her şeyi düzgün yapmak isteyen insanlardır. Sizin niyetinizden emin olana kadar size şüpheci yaklaşırlar. Kendileri adına mükemmeliyetçidirler ve başkalarının yaptıkları hakkında ne düşündüklerini fazlasıyla umursarlar. Sürekli geri dönüşe ve güven aşılanmasına ihtiyaçları vardır. Ayrıca organize olmayı severler ve plan yapmak için zamana ihtiyaçları vardır. Alışık olmadıkları şeylere negatif yaklaşırlar çünkü risk almaktan ve yanlış kararı vermekten korkarlar.

Asabi

Çabuk öfkelenen, hızlı düşünen, kararlı ve dışa dönük insanlardır. Kendilerine güvenirler, kendilerine yeten ve dik kafalı bir karakterleri vardır. Yaptıkları hemen her şeyin bir amacı vardır çünkü sonuç odaklıdırlar. Haksızlıklar karşısında tepkilerini gösterirler çünkü inandıkları şeyler için mücadele etmeyi severler. Kolayca empati kuramazlar ve şefkatli değildirler.

Neşeli

Neşeli insanlar eğlenceyi seven, dışa dönük, fevri, eğlenceli, ikna edici, kolayca mutlu olan ve optimistik kişilerdir. Çabuk kavrayan ve başkalarına karşı açık olan insanlardır ve bu sayede kolayca başkalarıyla iletişim kurabilirler. Neşeli insanlar yeni biriyle tanıştıkları zaman karşılarındakine sanki yıllardır tanışıyorlarmış hissi verirler. Herkesle anlaşabilirler ve yalnızlıktan hoşlanmazlar.

 

Peki, sizin huyunuz hangisi?