Sevgililer Gününde Gidebileceğiniz 10 Romantik Şehir

14 Şubat Sevgililer günü bu yıl cumartesi gününe denk geliyor. Bu da yurtdışı planı yapacaklar için büyük avantaj. Cuma akşamından çıkıp pazar günü dönebileceğiniz bir sevgililer günü programı yapabilirsiniz. Bazı önerilerimiz Amerika kıtasında, belki izninizi denk getirebilirseniz tatilinizi 1 haftaya çıkartabilirsiniz. Ancak biraz acele etmelisiniz. Sizin gibi düşüneceklerin sayısı hiç de az olmayacaktır ve uçaklarda yer kalmamış olabilir. İşinizi kolaylaştırmak için gidebileceğiniz en romantik şehirleri listeledik. Bu şehirlerde gerek ambiyansı gerek de romantik restoranları olsun sevgililer gününüzü unutulmaz kılabilirsiniz.

Roma

roma

Budapeşte

 budapeste

Barselona

barcelona-profil-resmi-crop1

Londra

Londra

New York

newyork_2705424b

Paris

paris-6

Prag

prag

Rio de Jenerio

rio-de-janeiro

San Francisco

 San Francisco, CA, USA

Venedik

venedik_new

En İyi Parti Adaları

Bali

Eğer Bali’ye parti amaçlı gidiyorsanız adanın Güney sahilini tercih edin. Kültür ve geleneklerin iç içe olduğu bu adada diğer adalardan çok daha farklı bir deneyim yaşarsınız. Üstelik şık gece kulüpleri herkesin bütçesine uygun seçeneklere sahip.

İbiza

Eğer bir parti canavarıysanız İbiza tam size göre! Burada partiler sabahın ilk saatlerine kadar sürüyor. Üstelik bunun yanında İbiza’nın muhteşem sahilleri ve kültürü de sizi bekliyor.

Mikanos

Bir Yunan adası olan Mikanos’un gece hayatı özellikle gençler için çok eğlenceli geçiyor.

Aruba

Ülkemizde pek tercih edilmeyen bir yer olan Aruba’da pek çok casino, bar ve kulüp var. Haftanın 7 günü 24 saati gece hayatı ve parti olan adada plaj partileri de sık sık yapılıyor. Üstelik bu ada her bütçeye uygun.

Miami Beach

Elit, ünlü ve yerel halkın iç içe olduğu Miami Beach’te en şık kıyafetlerinizi giymeyi ihmal etmemelisiniz. Fakat sıkı kapı güvenliği ve giyim kurallarına dikkat etmek lazım.

Korsika

Avrupa’nın diğer adalarına göre biraz daha pahalı olan Korsika, rahatlatıcı kumsalların ve eğlenceli şehirin mükemmel bir karması. Canlı müzik, bar, casino ne ararsanız burada var.

Boracay

Filipinlerin bu adasında gece hayatı son derece eğlenceli. Gece gündüz partiden hoşlananlar için bu ada son derece doğru bir adres.

 

Hem tatil yapayım hem de bol bol eğleneyim diyorsanız bu adalardan birini tercih etmenizi tavsiye ederiz!

Berlin’de Yapabileceğiniz 7 Eğlenceli Aktivite

Charlottenburg Sarayı

Fransızlar’dan esinlenerek yapılan bu saray, Avrupa’nın en dikkat çekici saraylarından biridir. 18. Yüzyılın hizmetçileriyle tura katılın ve pek çok ilgi çekici sır hakkında bilgi sahibi olun. Eğer güneşli bir günde giderseniz, dikkat çekici İngiliz Bahçeleri’nde mutlaka gezinin. Her iki tur da 6-10 yaş arasındaki çocuklar için uygundur ve bu nedenle çocuklu aileler için eğlenceli bir aktivitedir.

Fernsehturm

368 metre yükseklikteki bu kuleye çıkmak gerçekten de cesaret istiyor! Buraya çıkmaya cesareti olanları ise mükemmel panoramik manzarası ile ödüllendiriyor. Üstelik dünyaca ünlü Sphere Restoran’ında lezzetli yiyeceklerin tadına bakabilirsiniz.

FEZ (Wuhlheide Kinder-Jugend-Und Familienzentrum)

Aileler, çocuklar ve gençler için son derece eğlenceli bir park olan FEZ’de pek çok aktivite ve alan ücretsiz! Burası, Avrupa’nın en büyük, kar amacı gütmeyen, eğlence alanı.

Archenhold Gözlemevi

Berlin’in Treptower Park’taki dev teleskobu aynı zamanda Almanya’nın en büyük ve eski gözlemevi. Üstelik, bu teleskop, 21 metre uzunluğuyla, dünyanın en uzun teleskopu ünvanını da elinde tutuyor. Ailelerin eğlenceli vakit geçirmesini sağlayan bu gözlemevini mutlaka görün!

Filmpark Babelsberg

Hollywood ve Disney Dünyası ile kıyaslanamasa da Almanlar’ın film endüstrisinin önemli şehri Berlin’de, Alman film sektörüne kamera arkasından bakmak son derece cezbedici. Burada pek çok hayvan terbiyecisi, dublör, kameraman, mühendis, set ve kostüm tasarımcısıyla tanışabilirsiniz.

Berlin korku odası

Berlin’in korku odası size korkutucu bir eğitim sunuyor. Zemin kattan başlayıp üst katlara doğru ilerleyen macerada pek çok korkutucu ortamdan geçeceksiniz.

Sanssouci Sarayı

18. yüzyıldan kalma bu saray, 7-12 yaş grubu arasındaki çocuklar için son derece ilgi çekici olan ‘’Johann Ludwig von Fauch Macerası’’nı düzenliyor. Büyükler ise sarayın mükemmel mimarisini mutlaka görmeli.

 

Peki, siz Berlin’de ne yapılmasını öneriyorsunuz? Bildiklerinizi bizimle paylaşın!

Alaçatı’da Bir Kış Tatili

Yaz tatilinin en gözde mekanlarından Alaçatı ve Çeşme’de kışın tatil yapmak da gerçekten çok keyifli. Yazın kalabalıktan yürünmeyen sokaklar, kışın bir o kadar sakin ve huzurlu oluyor. Özellikle kafa dinlemek için birkaç günlüğüne de olsa Alaçatı’ya kaçmanızı tavsiye ederim. Peki, kışın bu şirin beldede nasıl vakit geçirilir?

Öncelikle sadece Alaçatı’da kalmayalım biraz Çeşme’yi de dolaşalım diyorsanız mutlaka araba ile gitmenizi tavsiye ederim. Araba ile gitmek istemiyorsanız birkaç günlüğüne araç da kiralayabilirsiniz. İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan araç kiralamak mümkün.

Kalacak yeri hiç dert etmeyin Alaçatı’nın birbirinden şirin butik otellerinden biri mutlaka gönlünüzü çelecektir. Gelelim tavsiyelere;

Alaçatı Orta Kahve’de güzel bir kahvaltı edin. Sakızlı Türk kahvenizi de içtikten sonra, Alaçatı’nın birbirinden renkli sokaklarında kaybolun. Butikleri dolaşın. Kubaba Design’ın inci ve mercandan yapılmış tasarım kolyelerine bir göz atın. Ara sokaklarındaki kafelere girin. Nerede ne ile karşılaşacağınız hiç belli olmaz.

Alaçatı Port’a gidin. Güzel bir yürüyüş yapın. Ferdi Baba’da akşamüstü rakısı eşliğinde ahtapot ızgara, şevketi bostanlı yoğurtlu levrek yiyin. Sessizliğin ve huzurun keyfini çıkarın.

Alaçatı’nın en ünlü pastanesi olan İmren’den lor peynirli ve sakızlı kurabiye alın. Sakızlı muhallebisinden mutlaka deneyin.

Alaçatı pazarını gezin. Anamur muzu alın. Foça Hapishanesi’ndeki mahkumların yaptığı Foça yoğurdundan alın. Niko’dan domates reçeli almadan pazardan dönmeyin. Bu adamın reçelleri gerçekten çok başarılı.

15 Eylül Kıraathanesi’nde dinlenin. Bir kadeh şarabınızı içerek gelip geçeni izleyin.

Meyhane Şerefe’de rakı balık yapın. Atatürk mezesini mutlaka deneyin.

Harika bir kahvaltı için Sedir Kahvaltı Evi’ne gidin. Serpme kahvaltı isteyin. Simit dolma yiyin. Manzaranın keyfini çıkarın.

Ilıca Plajı’nda çıplak ayakla uzun bir yürüyüş yapın. Bütün negatif enerjileri atın.

Tazelenmiş olarak evinize dönün!

Güvenli Yolculuklar İçin Bavul Kaldırma Önerileri

  • Yeni bir bavul alırken hafif, sağlam, tutacağı ve tekerleği olan bir bavul seçin.
  • Bavulunuzu gereğinden fazla doldurmayın. Bir bavulu tıka basa doldurmak yerine birkaç tane daha hafif ve küçük çantaya bölüştürün.
  • Bavulunuzu kaldırırken dizlerinizi kırın. Böylece, ağırlığı belinizle değil bacak kaslarınızla kaldırırsınız. Bavulu, vücudunuza yakın tutarak kaldırın.
  • Bavulunuzu baş üstü dolabına koyarken dikkat edin. İlk adım olarak, bavulunuzu koltuğun tepesine koyun, iki elinizi bavulun iki yanına koyun ve bavulu kaldırın. Dolaba önce tekerlekli kısmını koyun ve sonra bavulu içeri doğru itin.
  • Sırtınızı dik tutun. Bavulu kaldırır ve taşırken ayak uçlarınız döndüğünüz yöne baksınlar ve vücudunuz da aynı yere dönük olsun. Sırtınızı yan döndürmeyin.
  • Yavaş olun, bavulunuz taşırken ya da kaldırırken acele etmeyin. Gerekirse birinden yardım almaktan çekinmeyin.
  • Çantalarınızı kontrol edin. Ağır bavullarınızı uzun süre, uzun mesafelere taşımayın.
  • Merdiven çıkarken bavulunuzu taşıyın, peşinizden sürüklemeyin.
  • Sırt çantaları da zaman zaman ağır olabilirler. Çantanızın iki askısını da taktığınızdan emin olun.

 

İyi yolculuklar dileriz!

Dünyanın En Çok Ziyaret Edilen Şehirleri

Bangkok

Bangkok’a her yıl 15.98 milyon turist akın ediyor. Bu da, Bangkok’un en çok ziyaret edilen şehirler listesinde kolayca bir numaraya çıkmasını sağlıyor! Bu şehrin bu kadar popüler olmasının nedeni ise ekonomik fiyatları, alışveriş fırsatları ve egzotik yerleriyle tapınakları.

Londra

Bir zamanlar bu listenin bir numarası olan Londra şimdi iki numara düşerek dünyanın en çok ziyaret edilen ikinci şehri olmaya hak kazanmış durumda. Şehrin zengin kültürel geçmişi ve kraliyet ailesi buraya her yıl 15.96 milyon turistin gelmesine neden oluyor. Ayrıca toplu taşıma kolaylığı da tursitlerin Londra’yı tercih etmelerinin bir diğer nedeni.

Paris

Avrupa’nın kalbindeki ”aşıklar şehri’’, yılda 14 milyon turiste ev sahipliği yapıyor. Turistlerin bu şehri tercih etmelerinin nedenleri hiç şüphesiz ki Eiffel Kulesi’ne çıkmak, Champs-Elysees, Louvre Müzesi ve Arc de Triomphe gibi yerlerini ziyaret etmek.

Singapur

Bu ultra modern şehir yılda 11.75 milyon turisti kendine çekiyor. Bu kadar çok insanın Singapur’a akın etmesinin nedenlerinin başında ise Singapur Grand Prix’i, alışveriş olanakları, hayvanat bahçesi ve Sentosa Adası geliyor.

New York

New York’un pahalı otel fiyatlarına rağmen 2012 yılında ağırladığı turist sayısı toplam 11.52 milyon. İnsanlar buraya Times Meydanı’nı görmek, Broadway müzikallerini izlemek ve Manhattan’ın meşhur siluetini görmek için her yıl akın ediyorlar.

İstanbul

Avrupa ve Asya’yı birleştiren mükemmel şehir İstanbul, ipek yolunun da sonuna denk geliyor. Bu da yabancı turistlerin ilgisini çok çekiyor. Günümüzde ise Kapalıçarşı, eski mimari eserleri, tarihi geçmişi ve kültürü, camileri, gece hayatı ve yabancı turistler için ekonomik fiyatları ile insanları kendine çekmeye devam ediyor.

Dubai

Ortadoğu’nun alışveriş başkenti Dubai git gide popülerleşen turistk şehirlerden biri. Sadece Dubai’de 70 adet alışveriş merkezi bulunuyor ve bunlardan biri de dünyanın en büyük alışveriş merkezi. Her mevsim sıcak ve güneşli havası, egzotik tatları ile Dubai görülmeye değer şehirlerden biri.

Kuala Lumpur

2012 yılında 9.2 milyon turisti ağırlayan Kuala Lumpur, şehir ve tropikal doğanın mükemmel bir karması. Şehrin hemen dışındaki tapınaklar, mağaralar ve diğer kültürel mekanlar ise görülmeye değer.

Hong Kong

Asya’nın finansal ve nakliyat başkenti Hong Kong, iş için seyahat edenlerin bir numaralı adresi. Pek çok kişinin İngilizce bildiği bu şehir, hem modern şehir hem de egzotik geçmişi görmek isteyenler için birebir.

 

Listeyi 20’ye tamamlamak gerekirse 10. sırada Barselona, 11. sırada Seul, 12. Milano, 13. Roma, 14. Şangay, 15. Amsterdam, 16. Tokyo, 17. Viyana, 18. Tayvan, 19. Riyad ve 20. en çok ziyaret edilen şehir sırasında Los Angeles yer alıyor.  

Siz hangilerini ziyaret ettiniz ve favoriniz hangi şehir? Hadi bizimle paylaşın!

Gizli Cennet: Sakız Adası

Hem bir gezgin olup hem de 10 yıldır Alaçatı’lı olup, Sakız’a hiç gitmemiş olmak açıkçası içimde ukte idi. Mümkün olan her fırsatta daha uzakları keşfe çıkıyorduk ya da Alaçatı’dan ayrılmaya üşeniyorduk. Sonunda bayram tatilinde Midilli ve Sakız’ı keşfetmeye karar verdik ve de iki adadan da güzel deneyimler yaşayarak döndük.  Ancak Sakız’ın 1/3’ü biz Midilli’de iken yandığı ve de adanın en önemli gelir kaynağı olan sakız üretimini sağladıkları ağaçların yarısı tahrip olduğu için biz orada iken hüzünlü bir atmosfer vardı. Yine de ziyaretimizi iptal etmediğimiz ve de adayı keşfe geldiğimiz için tüm adalılar minnet duygularını hiç gizlemediler ve de sanıyorum bu kadar zor zamanlar geçiren adaya yapılabilecek en büyük yardım adayı ziyaret etmek olacaktır.  Antik Yunan şairi Homer’in, Ortaçağ Köyleri’nin ve de doğal sakız ağacının adası Sakız, kesinlikle harika bir 2-3 günlük deniz ve kültür tatili sunuyor. Dağlık adanın girintili çıkıntılı muhteşem bakir koyları pırıl pırıl suları ile sessiz ve huzurlu keşifler… Adanın içlerinde tepelerde yer alan Ortaçağ Köyleri’nin labirent gibi daracık sokaklarında, taş ev avı ardından ve köy kahvesinde frape molaları…

Sahillerde yer alan Yunan Tavernaları’nda meze, uzo ve ahtapot ziyafetleri… Hepsi Sakız’da mümkün hem de Çeşme’den kalkan feribotlar ile sadece 45 dakika mesadefe!

Sakız rotaları

1. gün

Adaya varınca hemen limandan araba kiralarayak önce Sakız’ın güneyine ardından batısına yol alıp, ister tepe köylerini ister plajları dolaşarak keşifler yapmak, sahilde bir tavernada yemek yedikten sonra batıda yer alan tepelerden birisinde güneşin denize batışını izledikten sonra alacakaranlıkta Mesta’ya ulaşmak. Mesta, Sakız adasının en güzel renove edilmiş ve en ünlü Ortaçağ köyü. Köyün labirent gibi sokaklarında dolaştıktan sonra, köy meydanında yer alan O Meseonas Taverna’da akşam yemeği yiyip, farklı lokasyonlarda yer alan eski taş evlerini restore ederek otel hizmeti sunan Mesta Suites’de konaklamak (özellikle 7 ve 8 numaralı suitler daha genişçe ve sessiz).

1. gün rotasında görülemeye değer diğer tarihi köyler ve restoran/kafe önerileri:

Thimiana (Roussiko Taverna), Armolia, Kalamoti, Olympi, Vessa (köy kahvesi), Pyrgi (Tou Manoula To Cafenio – Manoula’s Café ve de Taverna Kanios)

1. gün rotasunda deniz keyfi için koylar:

Geniş ve Şezlonglu plajlar: Kambos (Citrus Cafe), Karfas, Agia Fotia (Didimi Taverna), Komi

Issız plajlar: Emporios’dan sonra siyah volkanik taşlı ıssız koylar,  Vroulidia, Fana, Salagona, Apothika, Merikounta,

1. gün rotasında sahilde öğle yemeği alternatifleri:

Porto Emporio: Maria Taverna ya da Volcano Taverna

Limenas Meston: Papa  Michelakis Taverna

Aya Irene: Taverna Elata

2. gün

Sabah uyanınca Mesta Meydanı’ndaki kiliseyi gezip, içeride yer alan Krokalya (taş bezeme sanatı) örneklerini görmek ve de yine meydandaki Maona’da frape içip, Murovoloz butiğinden sakız likörü, kremi ve de sabunu alıp, tekrar yollara dökülmek.

Girintili çıkıntılı koylardan birisinde deniz keyfi yaptıktan sonra, hayalet köy Anavatos ve de Neamoni manastırını keşfedip, ister Avygonyma tepe köyünde Avgonima All Seasons Otel ya da Pyrgos Otel’de konaklamak ya da adanın doğusunda Kampos Plajı’nda Perleas Mansion,  Argentikon Luxury Suites, Riziko, Voulamandis House, Arhico ya da Astrakia otellerinde kalmak.

2. gün rotasında tepe köyleri:

Ortada yer alan köyler: Terk edilmiş eski bir taş köy olan Anavatos (Anavatos Art Gallery), Avygonyma

Kuzeybatı’da yer alan köyler: Sidirunda, Diefha (Mundo Manastiri) Volissos (Agia Markella Manastırı)

2. gün rotasında restoranlar:

Lithi: Kira Despira Taverna

Anavatos: Anavatos Taverna

Avygonyma: Pyrgos Taverna

Kambos: O Kostas Taverna veya Taverna Kambos ve de Citrus Kafe

2. gün rotasında plajlar:

Geniş ve Şezlonglu plajlar: Lithi, Elida

Issız plajlar: Limenas Mesta’dan sonraki 2 adet ufacık koy, Aghia Dynami, Avlonia, Karinda, Armenou Lagadi, Mytikas, Trahili, Ammos, Pyrgos, Metochi, Papalia, Gerita

3. gün

Adanın kuzeydoğusunu keşfetmek üzere yola çıkmak, önce bir plaj kulübü olan Glari Beach ya da Daskalopetra Plajı’nda (Kafekouti Lounge Cafe) denize girmek. Ardından balık keyfi için Lagada limanında dev bir çınarın altında yer alan Passas Taverna’da ya da 80’lerin Çeşme Dalyanköy’ünü andıran Kardamyla Marmaro limanında Thalasses Taverna’da öğle yemeği yiyip, Christinas Cafe’de kahve içmek. Ardından Sakız Limanı’na dönüp ister akşamüstü feribotu ile Çeşme’ye dönmek, ister ertesi sabaha kadar Sakız limanı’nda konaklayıp kasabayı keşfetmek.

Sakız Limanı adresleri:

Kafe & Barlar: Ortada yer alan Sueno ve Remezzo, en batıda yer alan Oriental Cafe ve de en doğuda mendireğin ucunda yer alan Bourtzie Bar

Restoran: Bulabilen için küçük bir gizli cennet: Kehribar

Sakızda iken tadın:

  • Mastello peynirinden yapılan Saganaki (peynir ızgara)
  • Yeni ve taze bir bira olan Fresh Chios Beer
  • Adaya has Kazanisto uzo ve Homeros sakız likörü

Sakız’a gidiş & dönüş ve önemli bilgiler:

Ertürk firmasının feribotları her gün Çeşme Liman’dan sabah 9:30 ya da akşamüstü 19:00’da, Sakız Limanı’ndan ise her sabah 8:30 ya da akşamüstü 18:00’de kalkıyor.

Haftas onu gidiş ve dönüşte feribotlar kalabalık oluyor ve de gümrükte kuyrukları olabiliyor. İki tarafta da feribottan ilk inip pasaport sırasına ilk girmeye çalışın.

Ayrıca Sakız’da mutlaka araba kiralamak lazım!  Motorsiklet ne yazık ki dağlık alanlar arasında yer alan engebeli toprak yollardan gidilen koylara inmek için yeterli değil. Çeşme Liman’a geldikten sonra gümrükten hemen çıkışta birçok Rent a Car firması yer alıyor. Hafta sonları araba bulmak zor olabildiği için önceden kiralamakta fayda var.

Sakız Adası’ndaki oteller:

  • Mesta MC suites – Mesta www.medievalcastlesuites.com
  • Perleas Mansion  – Kampos,  www.perleas.gr
  • Argentikon Luxury Suites  – Kampos, www.argentikon.gr
  • Riziko – Kampos, www.chios-riziko.gr
  • Voulamandis House – Kampos, www.chioshotel.gr/voulamandis-house.html
  • Astrakia– Kampos, www.astrakia.gr
  • Arhico – Kampos, www.arhodico.net.gr
  • Chandris – Sakız Liman, www.chandris.gr/chios/
  • Volissos – Sakız Liman, volissos-holidays-home-chios.focusgreece.gr
  • Grecian Castle  – Sakız Liman’ın kuzeyi
  • Esperides Hotel – Agia Fotia
  • Erytha Hotel – Karfas
  • Golden Sand – Karfas
  • Sunset Hotel – Karfas
  • All Seasons Hotel – Avgonima
  • Pyrgos Otel – Avgonima
  • Pearl Bay Hotel – Vrondados, Daskalopetra

En Güzel ve Gizli Tatil Rotaları

Bartolome Adası, Galapagos

Bartolome Adası, Galapagos’un en bilindik özelliğinin bulunduğu yerdir. Tepenokta Kayası denen bu kaya, mızrak ucu gibi görünen şekliyle okyanusun kıyısında yükselmektedir. Tepenoktanın güney kısmında mükemmel, hilal şeklinde bir kumsal bulunmaktadır ve burada Galapagos penguenleri ve deniz kaplumbağları güneşlenirler. Galapagos penguenleri, ekvatorun kuzeyinde bulunan tek penguenlerdir. Ayrıca denizaslanları, tropikal balıklar ve köpekbalıkları da Galapagos kıyılarının ev sahipleridir. Bartolome’un zirvesine çıkan iskele ve yürüyüş yolları ise size adanın ve yakınında bulunan Santiago Adası’nın mükemmel manzaralarını sunar. Kısacası bu ada, cennetten bir parça gibidir.

Mano Del Desierto, Şili

Turistler tarafından en çok bilinen gizli lokasyonlardan biri Mano Del Desierto’dur. Bu 11 metrelik dev insan eli heykeli Antofagasta şehrinin 75 km. ilerisindeki çölde yükselmektedir. Bu heykel, Şilili heykeltraş Mario Irarrazabal tarafından 1980’lerde yapılmıştır. Heykelin etrafında kumdan başka hiçbir şeyin olmaması ise son derece şaşırtıcıdır.

Pirene

Pirene, İspanya ve Fransa arasında doğal bir sınır görevi görmektedir. Bu yer, doğal bitki örtüsü ve canlılarının güzelliği ve çeşitliliği nedeniyle dünya çapından bilinmektedir. Burayı ziyaret etmek, size ihtiyacınız olan sakinliği sağlayacaktır.

Tazmanya, Avusturalya

Her ne kadar Avustralya dünyanın en gizli tatil rotası olmasa da Tazmanya Adası öyledir. Tazmanya’nın doğası görenleri kendine hayran bırakır. Güçlü yelken geleneği ve kendine özgü mutfağıyla Tazmanya gerçekten de büyüleyicidir.

Wrangell-Kluane Sahrası, Alaska

Bu kocaman sahra gerçekten de görülmesi gereken bir yer. Baş döndürücü yabani yaşam ve pek çok doğa sporları imkanı ile doğa ve spor tutkunları için mükemmel bir tatil rotası.

Musa Köprüsü, Hollanda

Musa’nın suyu ikiye yararak karşıya geçtiği hikayeyi hepiniz duymuşsunuzdur. Peki, bu hissi yaşamayı siz de istemez misiniz?

Gruner See, Avusturya

Bu lokasyon senenin sadece belirli zamanları görebileceğiniz bir doğa harikası. Gruner See (Gruner Gölü) kışları neredeyse tamamen donarak Alplerin ortasında göz doldururken, yazları gölün suyunun yüksekliği 9 metreyi buluyor. Üstelik yazın bu göl, dalma meraklıları için çok çeşitli balıklara ve deniz yaşamına ev sahipliği yapıyor. Yol levhaları, köprülerin altları ve hatta bankların yanında dalış yapmanız bile mümkün!

Leptis Magna, Libya

Burası Roma döneminin neredeyse tamamen ve en iyi korunmuş şehirlerinden biri. Tarih ve eski çağ uygarlıklarına meraklı olanlar için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Leptis Magna’da dev bir amfi tiyatro, Hadrianic banyo, eski çağdan kalma havuzlar ve kırmızı taşlardan yapılmış Severan Bazilika’sı bulunmakta.

Pantanal Wetlands, Brezilya

Amazon ormanları ve büyüleyici şehirleri ile Rio ve Brezilya her zaman insanları çeken yerler olmuşlardır. Fakat Brezilya’nın gizli kalan ve mutlaka görülmesi gereken yeri Pantanal Wetlands’dir. Özellikle de vahşi yaşam tutkunları için. Dev gölleri ve çok geniş çayırlıklarıyla vahşi yaşamı izlemek Amazonlar’dakinden çok daha kolaydır. Üstelik Jaguarlar’ı görmek için en iyi yer Pantanal Wetlands’dir.

Tuamotu Adaları

Fransız Polinezyası’nın bir kısmı olan Tuamotu Adaları gerçekten de cennetin yer yüzündeki görüntüsüdür. Mükemmel plajları ile deniz ve güneş tutkunlarının (ve dalış) bayılacağı bu yer hem kalabalıktan uzak, hem de tertemiz suları ile pek çok tropikal balığa da ev sahipliği yapıyor.

New York Notları

New York birçok insanın gitmeyi hayal ettiği, gidenlerin dönmek istemediği, günün her saati canlı, heyecanlı, kalabalık ve yaşayan bir şehir. New York’a gidip de hatta New York’ta yaşayıp da sıkılmak ne mümkün. Her zaman yapacak bir şeyler var bu güzel şehirde. Kalabalığın ve kaosun içinde garip bir düzen hakim. Durum böyle olunca özellikle New York’a yapacağınız kısa süreli seyahatleri mutlaka önceden planlamanız gerekiyor. Öncelikle turist olarak mı, bir New Yorker olarak mı gezeceksiniz karar vermelisiniz. Bana sorarsanız ilk gidişinizse bir turist olarak gezmeniz kaçınılmaz çünkü görülecek ve yapılacak çok şey var. 2. veya daha sonraki seyahatlerinizde asıl New York’u keşfedeceğinizden ve yaşayacağınızdan hiç şüphem yok. Bu yazımda New York’a ilk seyahatiniz olsun, olmasın, turistik amaçlarla gidin veya gitmeyin, mutlaka yapmanız gereken veya kaçınmanız gereken noktaları kısa kısa anlatmaya çalışacağım. Bütün bu öneriler tamamen benim zevkime göre belirlediğim öneriler. Umarım işinize yararlar ve New York seyahatinizi daha keyifli hale getirirler.

Bence bunları kesin yapın:

Eğer New York’a ilk gidişinizse kesin Times Meydanı’na gidin. Biliyorum bu öneri fazla turistik ve genel oldu ama Times Meydanı kesinlikle New York’a geldiğinizi idrak etmenizi sağlayacak en güzel yer. Burada biraz dolaşın. Akşam giderseniz ışıkları seyredin, m&m’s’in mağazasından bol bol çikolata alın. Broadway şovlarının afişlerine bakın.

Hava güzel olsun olmasın, sandviçinizi alıp, Central Park’a gidin. Çimlere yayılın, gelip geçeni izleyin, parkın içinde kaybolun, en güzel noktaları keşfetmeye çalışın. Keyfini çıkarın.

Eğer New York’a kışın gittiyseniz, Rockefeller Center, Central Park veya Bryant Park’ta buz pateni kayın.

Mutlaka bir Broadway şovuna gidin. Wicked ve Chicago’yu şiddetle öneririm. İnternet sitelerinde biletler tükenmiş gözükse de üzülmeyin, oyun günü hatta son dakika şovun oynandığı salonun gişelerinden uygun fiyatlara bilet bulmak mümkün.

Macbeth’in sahnelendiği ”Sleep No More’’ adlı oyuna MUTLAKA, MUTLAKA, MUTLAKA gidin. Eski, beş katlı bir otelin, her katında aynı anda oynanmaya başlanan interaktif ve sessiz oyunda, bütün seyircilerin maske takması da mecburi. Bu benim hayatımda yaşadığım en iyi deneyimlerden biriydi kesinlikle herkese de tavsiye ederim. Kendinizi zaman yolculuğuna çıkmış gibi hissediyorsunuz.

Soho’ya gidin. Bleeker, Prince ve Spring Street’i gezin. Buradaki küçük butiklere girin. Alışveriş yapmasanız bile bakının.

Sadece Manhattan’da zaman harcamayın. Mutlaka Brooklyn tarafına da gidin. Özellikle gençlerin semti Williamsburg’u gezin, oralardaki kafelerde takılın, ikinci el ürünler satan mağazalara uğrayın. Bu mağazalarda çok uygun ve kaliteli parçalar bulmak mümkün.

Brooklyn Köprüsü’nü bir gece, bir de gündüz yürüyerek geçin. New York’un meşhur gökdelenli manzarasının keyfini çıkarın.

New York’ta bulunan birçok mutfağın tadına bakın. Bu konuda açık görüşlü olun. Hiç beklemediğiniz lezzetler yakalayabilirsiniz. Sokakta hot dog yemeği de ihmal etmeyin!

Taksi yerine metro kullanın. Gider gitmez kendinize haftalık sınırsız kullanabileceğiniz metro kartı (30 dolar) alın. Bu şehirde sürekli trafik olduğu için geç saatler hariç taksi kullanmak pek mantıklı değil.

İndirim zamanı gitmediyseniz, sadece outletlerden alışveriş yapın. Birazdan aşağıda outlet isimlerini de yazacağım.

Bol bol yürüyün, hep yürüyün, New York’un ara sokaklarını ve güzelliklerini keşfedin. Karşınıza ne çıkacağı hiç belli olmaz.

New York Public Library’ye (New York Kütüphanesi) gidin, etrafı gezin, istediğiniz kitapları seçin ve okuyun.

Chelsea Market’ı mutlaka gezin. Bizim pasajlarımız gibi, içinde birçok mağaza, kafe ve restoran var, bence burada vakit geçirmek çok keyifli.

Bence bunları yapmayın:

Sex Museum’a (Seks Müzesi) gitmeyin. Paranıza yazık. Müzenin girişinde yer alan hediyelik eşyalar mağazasını gezin daha iyi.

Meatpacking bölgesinde bulunan, eski tren raylarının restore edilmesi ile kurulan High Line’a gitmeyin. New York’lular bu parkı nedense çok seviyorlar, fena da bir manzarası yok ama bence çok zamanınız yoksa gitmeye değmez. Yine de siz bilirsiniz. İşte manzara;

Times Meydanı’nda yemek yemeyin veya alışveriş yapmayın. Gereksiz pahalı.

İndirim zamanı gitmediyseniz çok fazla alışveriş yapmayın, artık her şeyi Türkiye’de de bulmak mümkün.

Yemek-içmek

En iyi hamburger:

Shake and Shack: Şahsen ben buranın hamburgerlerini çok beğenmesem de birçok kişinin gözdesi. Restoranları tam fastfood mantığında işliyor. Siparişinizi verip, bekliyorsunuz ama sizi uyarayım biraz sıra beklemeye hazır olun. Sosları çok güzel. Bir de iyi haber Shake and Shack çok yakında İstanbul’da da açılacak.

Standart Grill: Burası Meatpacking’de Standart Hotel’in altında, güzel bir restoran. Hamburgeri gerçekten çok başarılı.

Max Brenner: Her ne kadar burası çikolata ve fondü cenneti olsa da, hamburgerini de tavsiye ederim.

Le Parker Meridien Hotel-Burger Joint: Midtown West’de bulunan bu beş yıldızlı otelin içinde yer alan salaş hamburgerciyi görünce eminim çok şaşıracaksınız. Resepsiyona sorun yoksa bulmakta zorlanabilirsiniz. Bence yediklerimin en iyisi! Özellikle patatesleri inanılmaz!

En iyi cupcake:

Magnolia: Buranın cupcake’leri birçok kişinin favorisi olsa da, kreması bence çok ağır, o yüzden benim damak tadıma çok hitap etmiyor ama tabii ki deneyim derim.

Crumbs: Burada o kadar çok çeşit var ki, kararsız kalıp bir sürü cupcake alabilir veya tam tersi boş dönebilirsiniz. Şimdiden uyarayım cupcakeleri çok büyük. İki kişi bir taneyi rahatlıkla paylaşabilir.

Baked by Melissa: Benim favorim burası. Mini cupcakeler yapıyorlar. Böylece bir çeşide bağlı kalmayıp, istediğiniz kadar alıp, yiyebilirsiniz.

En iyi sushi:

Ki Sushi: Burası Brooklyn tarafında yer alıyor. Belki de yediğim en iyi sushi olabilir. Sıcak sakesi, salataları, tempuraları, kısacası her şeyi mükemmel, buraya mutlaka gidin.

Morimoto: Meatpacking Bölgesi’nde bulunan bu restoranı da şiddetle tavsiye ederim.

Bond Sushi: Ünlü bir sushi restoranı, yolunuz düşerse gidebilirsiniz.

Blue Ribbon: New York’un en meşhur sushi restoranı. Birkaç şubesi var. Ben denemedim ama çok duydum o yüzden yazmadan geçemedim.

En iyi pizza:

Keste: Burası İtalyan usulü pizza yapan, Napolitan Pizzacılar Derneği Başkanı’nın sahip olduğu restoran. Bence New York’un en iyi pizzacılarından.

Mercer Kitchen: Burası Soho Mercer Street’de çok şık bir kafe/restoran. Aslında pizzacı değil ama pizzaları gerçekten çok başarılı.

Grimaldi’s Pizzeria: Brooklyn tarafında, Brooklyn Köprüsü’nün hemen altında bulunan bu pizzacının, pizzaları gerçekten çok lezzetli ama sizi uyarayım biraz sıra beklemeye hazır olun.

Eately: Union Square’de bulunan Eately, adından da anlaşıldığı gibi İtalyan bir mekan! Buranın pizzalarını deneyin pişman olmayacaksınız.

En iyi Uzakdoğu:

Buddakan: Birçok kişinin favorisi olan bu restoran bence fazla kalabalık ve sesli ama yine de dekorasyonunu görmek için bile gidilebilir. Yemekler de fena değil. Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın.

Spice Market: Meatpacking’de bulunan bu restoran benim favorim. Ördek yemenizi tavsiye ederim. Buraya da rezervasyonlu gitmenizi öneririm.

Mr Chow: Biraz pahalı ama yemekleri çok başarılı. Uzakdoğu seviyorsanız tercih edebilirsiniz.

En iyi Meksika:

La Esquina: Buranın tacoları çok meşhur. Denemenizi tavsiye ederim.

Tortaria: Union Square’de bulunan bu Meksika restoranı, biraz salaş ama gerçekten en iyiler arasında. Özellikle Margarita’larını ve el yapımı Guacamole sosunu kesinlikle deneyin.

Dos Caminos: New York’ta birkaç şubesi bulunan bu restoranın da yemekleri gayet başarılı.

En iyi kahvaltı:

Balthazar: Soho’da bulunan bu Fransız restoranına kahvaltı için gidebilirsiniz. Özellikle croissantlarını denemenizi tavsiye ederim.

Tartine: West Village’da bulunan Tartine’nin omletlerini şiddetle tavsiye ederim. Özellikle egg benedict’i bir harika.

Grey Dog: Klasik Amerikan kahvaltısı için gidilebilir. Omletleri ve pancakeleri fena değil.

Carnegie Deli: New York’ta yediğim en iyi sandviç buradaydı diyebilirim. Beef sandviçi bir harika. Ama şimdiden uyarayım, iki kişi bir sandviçi zor yedik. Bence buradan sandviçinizi alın ve Central Park’ta yiyin. Cheesecakeleri de çok başarılı.

Bouchon Pattisserie: Sandviçleri, tatlıları, salataları kısaca her şeyleri çok lezzetli. Rockefeller çıkışında bir tane var. Oraya gitmenizi tavsiye ederim. Ama uyarayım oturacak yer bulmak zor, ayakta yemek veya paket yaptırmak en mantıklısı.

En keyifli mekanlar:

Mercer Kitchen: Soho Mercer Street’de bulunan bu şık kafe/restoran, dolaşmaktan yorulunca dinlenmek için bence ideal. Bir kadeh şampanyanızın yanında, bir de tatlı yemeği unutmayın!

Boom Boom Room: Standart Otel’in roofunda bulunan bu mekan, özellikle gece çıkmadan önce birer içki içmek için ideal, manzarası da çok güzel.

Eately: Union Square’de bulunan Eataly’e ilk girdiğinizde kahve ve pasta satan bir dükkana girdiğinizi zannediyorsunuz. Biraz ilerlediğiniz zaman kocaman, çeşit çeşit restoranların bulunduğu bir alana geliyorsunuz. Nişantaşı Citys’in üst katındaki Mahalle sanırım buradan esinlenilerek yapılmış. Burada et, balık, makarna, pizza her türlü yemeği bulmak mümkün. Bence New York’taki en keyifli mekanlardan bir tanesi.

Employer’s Only: İçki içip, bir şeyler atıştırabileceğiniz bu bar/restoran, özellikle hafta içi iş çıkışları harika oluyor. Kokteylleri çok başarılı, yanında da steak tartarı tavsiye ederim.

Max Brenner: Burası içinde bulunan çikolata boruları, çikolata kokusu ve çeşit çeşit fondüleri sayesinde bana Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nın anımsattı. Mutlaka burada bir fondü yiyin, çilekli çikolatalarından ve çikolatalı kokteyllerinden deneyin.

Strand: Bu kitapçı benim New York’ta gezmekten en zevk aldığım yerlerden bir tanesi. Binlerce çeşit kitap bulmak mümkün. Hatta eski kitaplarınızı götürüp, seçeceğiniz başka kitaplarla değiştirebiliyorsunuz.

Whole Foods: Tamamen organik ürünler satan bu dükkan da saatler geçirmek mümkün. Fiyatlar normalden biraz daha pahalı olsa da mutlaka buradan alışveriş yapmanızı tavsiye ederim. Özellikle organik vitaminler kaçmaz!

Pastis: Meatpacking’de bulunan Pastis’te öğlen yemeği yiyebilirsiniz. Hem yemekleri, hem de tatlıları çok lezzetli. Bu mekanda birçok ünlü simayı da görmeniz mümkün!

Alışveriş:

Bence daha önce de söylediğim gibi indirim zamanı gitmediyseniz, outletlerden alışveriş yapmak en mantıklısı. İşte outletler:

Woodbury Outlet: Burası New York’a yaklaşık bir saat mesafede, buraya giden özel otobüsler var, sanırım en son yaklaşık 42 dolar ödeyerek otobüs hizmetinden yararlanabiliyordunuz. Burada her markayı çok uygun fiyatlara bulmak mümkün, eğer çok gününüz varsa buraya gidin ama yoksa New York’un içindeki outletlerde de çok uygun ürünler bulmak mümkün.

Century 21: Financial District’de (Finans Merkezi) bulunan bu outlet tam bir alışveriş cenneti. Birçok markayı uygun fiyatlara bulabiliyorsunuz. Bence New York dışına gideceğinize burayı tercih edin.

TJ Maxx: NY de birçok şubesi bulunan bu outletin en merkezi olanı 6 ave ve 18th-19th Street arasında yer alıyor.

Marshalls: Burası da TJ Maxx’in olduğu binanın içinde, gitmişken ikisini de ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Jersey Gardens: Burası adından da anlaşılacağı gibi New Jersey’de. Buradan tax free alışveriş yapmak mümkün. Central Station’dan bineceğiniz otobüsle 40 dakika da buraya ulaşabilirsiniz.

Macy’s: Burada özellikle Michael Kors ürünlerde ve alt katta indirimler oluyor. Bakmaya değer. Bir de aklınızda bulunsun burada pasaportunuzu gösterdiğiniz zaman %10 extra indirim alıyorsunuz.

David z: Ayakkabı satan bu mağazayı ben çok seviyorum. Birçok çeşit bulmak ve büyük indirimler yakalamak mümkün.

Saks: Tabii ki sadece indirim peşinde koşmak olmaz. Ben parama kıyacağım diyenlere de meşhur Saks’ı tavsiye etmeden geçemeyeceğim.

Forever 21: Burası Amerika’nın en ucuz perakende mağazalarından biri. Ürünleri çok kaliteli olmasa da modeller ve çeşitler güzel.

Urban Outfitters: Alışveriş yapmaya niyetli değilseniz bile, Urban Outfitters’ı bir ziyaret edin derim. Mağazanın konsepti gerçekten çok güzel. Özellikle içerideki kitapları, dekorasyon malzemelerini ve aksesuarları incelemenizi tavsiye ederim.

Gece hayatı:

NY’da gezmekten yorgun düştüğüm için gece dışarı çıkacak fırsatım pek olmadı. Bu yüzden de gece hayatına çok hakim değilim ama şunu söyleyebilirim dünyanın en renkli gece hayatlarından birinin NY’de olduğu kesin. Önceden uyarayım gece kulüplerine girmek biraz zormuş.

Eğer biz de gece çıkmayacağız ama bir şeyler içelim, biraz takılalım derseniz size Meatpacking bölgesini ve West Village’ı tavsiye ederim. Burada birçok bar ve kulüp bulabilirsiniz.

Ayrıca Brooklyn tarafında bulunan Clover Club’un kokteylleri bir harika. Burada içeceğiniz bütün kokteyller tamamen kendileri tarafından yapılıyor. Yalnız baştan uyarayım çok fena çarpıyorlar.

Kültür-sanat:

MOMA: New York’un modern sanat müzesi olan MOMA, benim NY de en iyi vakit geçirdiğim yerlerin başında geliyor. Sabit koleksiyonları arasında Andy Warhol, Picasso, Monet ve Edvard Munch gibi ünlü isimlerin eserlerini görebilirsiniz. Sürekli değişen geçici sergilerini de mutlaka gezin. Unutmadan MOMA’nın restoranında yemek yemek ve bir kokteyl içmek de gerçekten çok keyifli. Yaz döneminde bahçesinde, akşam saatlerinde yapılan canlı Jazz performansını kesinlikle kaçırmayın derim.

Metropolitan: Çok geniş bir koleksiyona sahip bu müzeyi, New York’a kadar gidip görmeden dönmek olmaz. Eğer çok vaktiniz yoksa benim tavsiyem müzenin bir planını alın ve sadece ilginizi çeken bölümleri gezin. Ben Mısır Koleksiyonu ve Rönesans Ressamları Koleksiyonu’nu çok beğenmiştim. Buradaki en ünlü eserlerden biri de Temple of Dendur. Bunu da mutlaka görün derim. Yorulduğunuzda müzenin terasına çıkıp bir şeyler içebilirsiniz. Dikkat müze Pazartesi günleri kapalı!

Gugenheim: Gugenheim’de New York’un bir başka modern sanatlar müzesi. Eğer çok vaktiniz varsa burayı da gezebilirsiniz. Özellikle mimari yapısı bence görülmeye değer.

Natural History: Burası dinozor kemiklerinin sergilendiği müze. Bence çok eğlenceli, özellikle çocukla seyahat edenler bence buraya bir uğrayın!

Sanat galerileri: Manhattan Soho ve Brooklyn Williamsburg bölgelerinde birçok ufak sanat galerisi bulmak mümkün. Size tavsiyem, sokaklarda kaybolun ve ilginizi çeken galerileri gezin.

Komedi şovları: New York’un en ünlü başka bir yönü de komedi şovları ve Broadway dışı şovlar. Bunları internetten araştırmanız mümkün. Fuerza Bruta’yı tavsiye ederim.

Yankee Stadium: Eğer beysbola meraklıysanız, Bronx bölgesinde bulunan bu Yankee Stadyumu’nda bir maç izlemeden dönmeyin.

Bunlara dikkat:

YELP: Bir web sitesi aynı zamanda da akıllı telefon uygulaması olan YELP’i mutlaka gitmeden önce bir yere not edin. New York’taki bütün mekanların iletişim bilgilerine ve ziyaretçi yorumlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Tip: Bahşiş bırakmak, Amerika’da çok önemli bir konu. Her yerde %15 bahşiş bırakmayı unutmayın. Taksilere de %15 bahşiş vermenizi tavsiye ederim yoksa adamlardan azar işitebilirsiniz.

Metro: NY metrosu ne kadar karmaşık gözükse de aslında çok basit ve kullanışlı. Burada dikkat etmeniz gereken öncelikle hangi yöne gideceğiniz; Uptown mu, downtown mu, east mi, west mi? Daha sonra da gideceğiniz yere en yakın metroya haritadan bakmanız yeterli olacaktır. Metro istikametleri rakam, sayı ve renklerle belirtilmiş, ben hep renklere bakıp gideceğim yerdeki istasyonu bulmayı tercih ediyordum. Bir de aklınızda bulunsun local ve express olmak üzere 2 türlü tren var. Aman dikkat Express trenler her durakta durmuyorlar. O yüzden trene binmeden önce mutlaka anonsları dinleyin, trenin üzerinde ne yazdığına bakın veya insanlara local tren olup, olmadığını sorun.

İnsanlar: NY’de herkes size selam verebilir ve sizinle konuşabilir bu önceleri garip gelse de, daha sonra hoşunuza gidecektir. Siz de her zaman hal hatır sormaya hazır olun!

Rezervasyon: NY çok kalabalık bir şehir bundan dolayı birçok yerde sıra beklemeye hazır olun. Ayrıca bir restorana veya kafeye giderken özellikle akşam saatleri ise mutlaka önceden rezervasyon yaptırın.

İnternet: Her yerde internet yok şimdiden söyleyeyim.

Vergi: Çoğu mağazada etiket fiyatına vergiler eklenmemiş olabiliyor. O yüzden kasada aldığınız ürünün fiyatı artarsa şaşırmayın. Bu restoran ve kafelerde de geçerli olabilir.

Taksi: Taksiler JF Kennedy Havalanı’ndan Manhattan’a fix bir fiyata gidiyorlar. Bahşişle beraber yaklaşık 55-60 dolar civarı bir para ödüyorsunuz. Taksilerin yanında lisans numaraları yazıyor. Lisanslı taksiye bindiğinizden emin olun yoksa kazıklanabilirsiniz. Ayrıca airport shuttle denilen otobüsleri de kullanabilirsiniz. Bunlar yaklaşık 20 dolara sizi istediğiniz yerin yakınlarına bırakabilirler.

Kimlik: Bazı mekanlarda içki servisi yapmak için kimlik soruyorlar özellikle gece dışarı çıkarken pasaportunuzu yanınıza almanızı tavsiye ederim.

Broadway: Broadway biletleri genelde pahalı olurlar. Uygun bilet bulmak için size birkaç öneri de bulunmak istiyorum. Birincisi Times Meydanı’nın tam ortasında olan ticket booth denilen kırmızı bilet gişesinden son dakika biletlerini ucuza alabilirsiniz. Ama aklınızda bulunsun burada sadece o günün performansları için ucuz biletler satılır. Oyundan 3-4 saat önce gidip, uygun bilet bulabilirsiniz. Bir diğer yol ise çekiliş (lottery). Gideceğiniz oyunu seçiyorsunuz ve oyundan 2 saat önce oyunun oynanacağı salona gidiyorsunuz. Daha sonra gişedeki adama adınızı yazdırıyorsunuz. Pasaportunuz mutlaka yanınızda olmalı. Daha sonra bütün yazılan isimler bir kutuya atılıyor ve yarım saat içinde çekiliş yapılıyor. Çekilişte ismi çıkanlar 2 bilet alma hakkına sahip oluyorlar. Biletler ise sadece 30 dolar, hem de oyunu en önden izleyebiliyorsunuz.

Turistik gezi için diğer yerler:

Statue of Liberty (Özgürlük Heykeli): ben buraya gitmedim fakat Finans Merkezi’nin orada bulunan Whitehall Feribot Terminali’nden kalkan Staten Island feribotlarına binip, özgürlük heykelinin önünden geçebilir, manzarayı izleyebilir ve aynı feribotla geri dönebilirsiniz.

Empire State Building: İsterseniz tepesine çıkıp, NY manzarasına bakabilirsiniz.

Bronx Zoo-Hayvanat bahçesi: Hava güzelse ve çok vaktiniz varsa gidilebilir.

Little Italy: Küçük İtalya diye anılan bölge. Gerçekten de küçük bir yer bence gidip gezin.

Chinatown: Çin Mahallesi denilen bölge, burayı da gezebilirsiniz, kendinizi Çin’de hissedebilirsiniz.

Harlem

Rockefeller Center

Worl Trade Center

Chrysler Building

Fifth Avenue

Kısa kısa yazmaya niyetlendim ama sonunda yine uzun bir yazı oldu. Yani anlayacağınız New York gez gez bitmediği gibi, anlat anlat da bitmiyor. İyi eğlenceler!

Dünyanın En Pahalı Otelleri

Dünyanın en pahalı oteli dendiğinde gözünüzde kral daireleri ve kocaman penthouselar canlanıyor olabilir ama size bugün bahsedeceğimiz otellerin oda fiyatlarının yüksek olması için kral dairelerinde kalmanız gerekmiyor!

Çoğumuz bu otellere hiç gitmeyecek olsak da, değişik yerler hakkında bilgi sahibi olmak eğlencelidir değil mi?

İşte dünyanın en pahalı otelleri!

The Wakaya Club

Fiji’de özel bir adanın üzerine kurulan bu tatil yeri mükemmel doğası ve sanki fotoğraf karesinden çıkmış gibi görünen manzaralarıyla gerçekten de büyüleyici. Oda fiyatları ise gecesi 2400$’dan başlıyor ve kral dairesinde bu rakkam 7600$ oluyor. Fiyata bütün yemekler, kuru temizleme ve aktiviteler dahil.

The St. Regis Bora Bora Resort


Fransız Polinezya’sında yer alan bu lüks otel söylenenlere göre, kendi çevresindeki en lüks konaklama hizmetlerine sahip. Kalacağınız villayı ister karada, ister denizin içinde olarak seçebildiğiniz bu tatil yerinin gecelik konaklama ücreti ise 1500$.

Royal Mansour

Eğer yanınızda biraz fazla miktarda para ile Marakeş, Fas’a yolunuz düşerse geceyi mutlaka Royal Mansour’da geçirin! Gecelik standart oda fiyatı 2000$ olan bu otelde geleneksek Fas mimarisini ve konukseverliği göreceksiniz. Üstelik şık restoranlar ve en huzurlu spalarda kendinizi şımartabilirsiniz.

Le Dune, Forte Village Resort

Sardinya Adası, İtalya’da bulunan bu otel son derece güzel manzaraya sahip bir noktada bulunuyor. Standart oda fiyatı ise gecelik 2500$. 

The Mansion at the MGM Grand

Her ne kadar Las Vegas’ta olsa da bu otel klasik bir İtalyan mimarisine sahip. Geceliği 5000$ olan bu otel size gizlilik ve lüksü sunuyor.

Lizard Island

Avusturalya’nın tropikal kuzeyinde bulunan bu tatil yerinin gecelik standart oda ücreti 1650$. Otelin yeri ise tertemiz ve cennet gibi.

Burj Al Arab


Dünyanın en pahalı ve aynı zamanda en bilindik otellerinden biri hiç şüphesiz ki Burj Al Arab. Tek gecelik oda fiyatları 1611$ ila 5000$ arasında değişen bu gösterişli otelin kral dairesi ise tam tamına gecelik 20.000$!

Hotel le Bristol

Paris’in hem zarif, hem de lüks zevkine hitab eden otelin standart oda fiyatı gecelik 1000$.

 

Siz olsaydınız hangisinde kalırdınız?