Galata’da Bir Aheste

Serdar-ı Ekrem Sokak’ta aceleye yer yok.

Yavaş yavaş yürüyeceksin… Kafanı yukarı kaldırıp eski binaları seyredeceksin…

Sokağın taşına, toprağına ve insanına bırakacaksın kendini…

Keyfine vararak da yemek yemek istiyorsan Aheste’ye oturacaksın…

Aheste!

Gündüz kafe, akşam restoran.

İran asıllı Sara Tabrizi’nin yeri.

Kendisi The House Cafe, Mangerie, Dükkan Kasap ve Babylon’un mutfağında çalışmış, Georges Hotel’in restoranı Le Fumoir’ın mutfak şefliğini yapmış. Hal böyleyken yemeklerin güzelliğini anlatmaya pek gerek yok. Mekan çok büyük olmamakla beraber oldukça etkin olarak kullanılmış, taş duvar ve tahta masalar ile sıcak bir havası olan mekanda, özellikle yer taşları çok nostaljik. Yemek tabakları bile Faruk Malhan tasarımı olan mekandan etkilenmemek elde değil.

Menüsü hakkında kısaca bilgi vermek gerekirse;

Menü, Türk, İran, Osmanlı, Ermeni, Rum kültürlerinden lezzetler barındırıyor. Sıcak-soğuk 20 çeşit mezeyle,  2-3 çeşit ana yemekten oluşuyor. Özellikle Su’dan Dudi Pilavı, deniz börülcesi üzerinde fümelenmiş mevsim balığı, enginar confit, ançüezli ıspanak püresi diri haşlanmış yabani otlar üzerinde fümelenmiş yoğurt ve iç baklalı mini köfteler favori lezzetler arasında.

Bu arada tüm ürünler doğal ve yöresinden…

Tavuk doğal ürünle beslenmiş köyden, yumurtalar Bolu’dan, un Koçulu’dan, baharatlar, Antakya’dan, safran ve çay İran’dan gibi… Keçi yoğurdu ve ekmekler de ev yapımı…

“Her başarılı kadının yanında başarılı bir erkek vardır” veya tam tersi diyelim. Mekanın ikinci önemli ismi ise; daha önce farklı mekanlarda bar şefliği yapan Volkan Karabal. Aheste’nin içki mönüsü ve farklı kokteylleri ise kendisine emanet.

Ve müzik…

Mekandan ayrılırken sadece damağınızda harika lezzetler değil, kulağınızda başarılı müziğin de tınısı kalıyor.  Aheste’de, gündüz ve öğle servisine indie, folk, klasik müzik; akşam yemeğine ise Caz çalıyor.

En son kahvaltısı için gittiğim mekandan büyülenerek çıktım. Bu yazı ile Sara Hanım’a masamıza kadar gelip bilgi verdiği için teşekkür ederim. Mekan farklı mönüsü, özel sunumları ve dekoru ile Galata’nın tarihi dokusu ile çok uyumlu. Burası yavaş yaşamı destekleyen meyhane sevdalılarına modern bir yüz.

Acele edeceğiniz tek şey gitmek için olsun!

Aheste

Hacımimi Mh., Serdar-ı Ekrem Cd No: 30A Doğan Ap., 34425 İstanbul / Beyoglu, Türkiye

0 212 245 43 45

www.ahestegalata.com

İstanbul’un En Sempatik Şarap Evi: Solera

Konu şarap olunca İstanbul’da birbirinden kaliteli ve farklı seçenek bulmak çok kolay. Bu mekan çeşitliliğine bir de Türk şaraplarının lezzeti eklenince, bir iş çıkışı veya akşam üstü şarap keyfi yapmak benim için kaçınılmaz oluyor. Sürekli değişik mekanlar denememe rağmen bir mekan var ki kesinlikle benim favorim ve göz bebeğim. Bu şirin ve rahat mekanın adı: Solera.

Solera, İstiklal Caddesi’nden Galatasaray’a doğru saptığınızda sağ tarafınızda kalan küçük bir dükkan. Gözden kaçırmamak için dikkatli bakmanızı tavsiye ederim. Genellikle turistlerin tercih ettiği Solera’da yer bulmak zor olsa da biraz bekleyin veya rezervasyon yaptırın derim inanın buna değecek. Özellikle rahat rahat sohbet edeceğiniz veya iş çıkışı birkaç kadeh içip rahatlamak istediğiniz bir yer arıyorsanız Solera doğru tercih olacaktır.

Bu şirin mekanın yemek menusu çok geniş olmasa da et, makarna ve salata seçenekleri mevcut. Bence buranın güzel tarafı şarabın yanında atıştırabileceğiniz aperatif seçenekleri. Özellikle mezeleri, peynir ve kuru et tabağı bile burayı tercih etmek için bir sebep. Şaraplara gelince, burada Bozcaada ve Kapadokya da dahil olmak üzere birçok yöreden yerli şarap tadabilirsiniz. Size tavsiyem lezzetli mezelerin yanında bir de peynir ve kuru et tabağı söyleyin, güzel bir şarap açtırın ve bu huzurlu mekanın tadını çıkarın.

Son olarak, fiyatlarının da uygun olduğunu eklemek istiyorum. Keyifli günler dilerim.

Demeti: Cihangir’de Bir Meyhane!

Küçük bir balkondan, Haydarpaşa Garı’na doğru bir yudum rakı, bir parça mezeyle, tadına doyulmaz bir an…

Demeti’nin sahipleri iki eski dost.

Biri Kaş’taki balık restoranını diğeri ise Manhattan’daki barını bırakıp buraya gelmiş. Gelen misafirlerin kendilerini evlerindeymiş gibi hissettirmek amacı ile başlamışlar işe… Ve bunu başarmışlar. Rahat rahat arkadaşlarınız ile sohbet ederken, çilingir sofranızın tadına varacağınız bir mekan yaratmışlar.

Toplamda 50 kişinin ağırlanabildiği mekanda zemin, bar, sandalyeler ve tavan kirişleri hep ahşap. Masa örtüleri, ucu işli stor perdeler ve duvarlar bembeyaz. Sadeliği sadece varaklı ayna, aplikler, siyah-beyaz eski fotoğraflar ve masalardaki çiçekler olumlu yönde bozuyor.

Yemekler son derece lezzetli. Aklınıza gelecek tüm mezeler mevcut. Aralarında mevsim sebzelerinden yapılan günlük zeytinyağlı yemeklerin de bulunduğu geniş bir meze büfesi var. Ezine beyaz peynir, peynir ezmesi, pazı kavurma, levrek marine, muamara, palamut pilaki, sardalya, közde kırmızı biber, ahtapot ızgara, kalamar ızgara, paçanga böreği ve karides güveç gibi… Özellikle paçanga böreği ve arnavutciğeri ise leziz… Unutmadan; mezelerin hepsi günlük yapılıyor ve balıklar halden bizzat seçilerek alınıyor.

Özetle Demeti; İstanbul’un en özel manzaralarından birinde, sofranızda Türk mutfağının birbirinden leziz mezeleri, boğazın en güzel balıkları ile günün tüm yorgunluğunu alıp götürecek bir mekan. Sadece manzarası ve lezzetleri ile değil, güler yüzlü personeli, sıcak atmosferiyle de mutlaka gitmeye değer.

Tahmin edileceği gibi, hafta içi veya hafta sonu gelmek isteyenlerin rezervasyon yaptırmaları şart. Özellikle en fazla 4 masası olan balkon kısmında oturmak için hafta başından aramak gerekiyor.

O halde hep beraber… Bir plak olsam. Zeki Müren çalsam, bozulsam. Aynı yerde takılsam, hep tekrarlasam. “Elbet bürgün buluşacağız”…

Rakınız kaymak, sofranız bereketli, sohbetiniz daim olsun!

 

Demeti

İstanbul ili Kılıç Ali Paşa Mahallesi, Şimşirci Sokak No: 6/1 Cihangir

(212) 244 06 28

http://demeti.com.tr/site/index.php

Beşiktaş’ta Sıcacık Bir Mekan: Cake House

Beşiktaş Evlendirme Dairesi yakınında, Cumartesi günleri kurulan Beşiktaş Pazarı’nın tam karşısındaki bu enfes kafe aynı anda hem mideye, hem göze, hem de ruha hitap eden sıcacık bir kaçış noktası.

Dışarıdan bakınca oldukça sıradan gözüken, içeri girmenizle farklı enerjisi ile sizi de yeni bir müdavim olarak listeye ekleten bir yer burası.

Nişantaşı, Cihangir, Karaköy gibi semtlerdeki rakiplerine inat senelerdir hep yerinde, hep doğal, hep samimi…

Kış bahçesi içinde sevimli bir mutfak havasındaki dekorasyonu iç açıcı, renkli ve çok hoş.

Burada her şey çok farklı… Her biri kendine özel, ev usulü yapılmış yemekler, kekler, pastalar, usta bir elden çıkan lezzetler…

Burada her şey çok doğal… Zeytinyağı Antakya’dan, zahter Gaziantep’ten geliyor. Bu ürünlerden bazılarının satışı da yapılıyor. Patlıcan tatlısı, ceviz tatlısı, sosta zahter, sızma zeytinyağı, nar ekşisi gibi.

6-7 masalık en fazla 40 kişinin sığacağı büyüklükteki bu mekan, birbirlerine ve işlerine aşık iki insan; Nilgün ve Aycan Mutlusen çifti tarafından işletiliyor. Cakehouse’daki tüm pastalar, tartlar, bezeler, kurabiyeler bizzat Nilgün Hanım’ın elinden çıkıyor. Nilgün Hanım her zaman mutfakta. Tadına bakıp beğenmediği hiçbir ürünü vitrine koymuyor. Butik pastacılık ancak bu kadar iyi yapılabilir.

Menü hafif yiyecekler, çeşitli tatlılardan oluşmuş. Ancak her biri kendine özgü, ev usulü ile yapılmış. Mesela tavuklu, somonlu, peynirli hatta bonfileli sandviçlerin ekmekleri bile özel. Ekmekler cevizli, zeytinli, yumuşak ve mis kokulu. Çeşitli tostlar, makarnalar, salatalar, börekler, elde açma en az 30 kat yufkadan yapılmış, ıspanaklı, pırasalı, kıymalı tepsi böreği ve bol kimyonlu, maydanozlu ev köftesi listedeki tatlardan birkaçı.

Kafede sıcak çaylar, kahveler, sıkma taze meyve suları kısacası her tür sıcak soğuk içecek var. Özellikle zencefilli-naneli limonata, karanfilli karadut şerbeti ve naneli-fesleğenli ayran oldukça lezzetli.

Ve ayrıca belirtilmesi gereken frambuazlı cheesecake, muhteşem bir lezzet!

Güler yüzlü ekip ve fonda çalan harika müzikler de cabası!

Yolunuzun düşmesini beklemeden, haftanın 7 günü açık olan bu butik kafeye mutlaka uğrayın.

Önemli not: Cakehouse’un Jinemed Hastanesi içinde de bir şubesi mevcut.

Cake House

Nüzhetiye Cad. No: 66 /A Ihlamur Beşiktaş-İstanbul

212 3272800

Cihangir Van Kahvaltı Evi

Yeni bir “hadi kahvaltı için değişik bir yere gidelim!” ganimeti daha…

 Ha Amsterdam’da Pancake Bakery, ha Cihangir’de Van Kahvaltı Evi tadında bir yer…

Atmosfer oldukça rahat, çalışanlar cana yakın, dışarıya kadar taşan bir kuyruk… Şaşırdım doğrusu!

İnternet adreslerine baktığımda, ismine ait şehrimizin tınılarından uzak,  Shivaree – Goodnight Moon şarkısı ile de karşılaşmam, Van Kahvaltı Evi’ni sizlerle tanıştırmamı şart koştu.

Burayı bu kadar tercih sebebi kılan; kaymak, tereyağı, süzme yoğurt ve ekmekleri kendileri yapmaları, bal ve tüm peynir çeşitlerinin Van’dan geliyor olması ve tabii ki Van’a özgü yiyecekleri hakkını vererek yapmaları.

Denemeniz gereken Van lezzetleri arasında; patlıcanlı gözleme, otlu peynirden Kars gravyeri, Kavut (haşha ve ballı sıcak yenen bir çeşit tatlı), Murtuğa (yumurtalı bir kahvaltılık). 3 çeşit kahvaltı menüleri bulunuyor. En kapsamlısı ve benim önerim ise Serpme Kahvaltı. Diğer menülerde 1 çay varken Serpme Kahvaltı da sınırsız çay içebilirsiniz. 

Ayrıca yukarıdakilere ilave olarak kızarmış ekmek üzerine sürmelik Çemen, bal, kaymak, tahin pekmez, reçel çeşitleri, Van cacığı, domates, salatalık ve biber bulabilirsiniz. Menüler dışında omlet, menemen gibi yumurta çeşitleri de isteyebilirsiniz.

Van Kahvaltı Evi hem hafta içi hem hafta sonu dolu oluyor. Yani gitmeden beklemeyi göze almalısınız.

Ama endişelenmeyin. Kalabalık olmasına rağmen servis son derece hızlı. Çayınız biter bitmez yenisi geliyor, cana yakın garsonlar tıka basa doymadan kalkmanızı engellemek için her şeyi yapıyor.

Özellikle dışarıdaki masada oturmak, Van lezzetini Cihangir havası ile tatmak bakımından oldukça keyifli. Aklınızda olsun.

Ne demiş Cemal Süreyya;

”Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.’’

O halde mutlu kahvaltılar!

Van Kahvaltı Evi

Adres: Defterdar Yokuşu No: 52/A, Cihangir

Tel: 0212 293 6437

Karaköy’ün En Yenisi: Forneria

Karaköy’e son eklenen tatlardan biri!

Haze Otel’in giriş katında bulunuyor ve konumu itibari ile oldukça keyifli bir atmosfer sunuyor.

“Arabamı nereye park etsem?” derdi olmadan, Karaköy’deki meşhur katlı otoparkı kullanarak rahatlıkla gidebiliyorsunuz.

Portekizce ”fırın’’ kelimesinden türemiş ve anlamı ”fırından çıkan yemekler” olan Forneria; taş fırında pişen pizzaları ve küçük potlarda, fırında uzun pişen lezzetli yemekleri ile oldukça iddialı. Küçük bir not: şu an butik otel olarak kullanılan Haze Otel, geçmiş dönemde fırın olarak hizmet veriyormuş.

İsmi ile uyumlu mekanın ambiyansı da bir o kadar sade ve şık. İç dekorasyonda göze çarpan detaylar; taş zemin, endüstriyel tavan, ahşap masalar, yere kadar inen nostaljik camlar. Özellikle aydınlatmaları ile pek sempatik ve huzur verici. Özetle maskülen ve rahat dekorasyonu ile müthiş “cool” bir hava yaratılmış. Mekanın küçük ama sempatik bir de balkonu var ki son kadeh mutlaka orada içilmeli.

Forneria’nın işletmecisi, CNN Türk’te “Arda’nın Mutfağı” isimli yemek programı ile ekrana gelen ve aynı zamanda Asmalımescit’teki “Leblon 11″ isimli restoranın sahibi Arda Türkmen. Kendisinin Forneria’nın menüsünde de fark edildiğini belirtmeliyiz.

Sabah 7.00 itibariyle kahvaltı servisi ile güne başlayan Forneria; özel ev yapımı reçelleri, günlük üretim manda kaymağı, Bodrum zeytinleri, Afyon sucuğu gibi yöresel ve günlük üretim ile tamamen doğal ve lezzetli kahvaltılar sunuyor.

Menü, özel odun fırınında pişen pizzalardan, açık sandviçlere ve tostlara, taş fırında et, tavuk, enfes sebzelerle pişirilen deniz mahsullerine kadar aklınıza gelen, gelemeyen lezzetli yemeklerle dolu. Klasik Akdeniz lezzetlerine, Türk mutfağından küçük dokunuşlar eklenmiş diyebiliriz.

Sunum ve servis için özellikle bir paragraf hak eden mekan, her iki konuda da başarılı. Arda Türkmen’in kendisi de dahil tüm ekip güler yüzlü ve yardımsever halleri ile sizleri evinizde hissettiriyor. Ve sunum; mutfaktan masaya gelene kadar her tabak ile ayrı ayrı uğraşıldığını kanıtlıyor.

Gece 12’ye kadar hizmet vermesi üzücü olsa da, ilerleyen saatlerde mekan daha ilgi çekici. Zaman zaman dünyaca ünlü barmenlerin hazırladığı değişik tatlarda kokteyller için doğru adres şüphesiz ki burası olacak…

Sahibinin yemek programlarında çok sık kullandığı, bu leziz “arkadaşları” tatmanız ve Karaköy’ü mekanın balkonundan deneyimlemeniz şart.

Kendi adıma bir sonraki gidişim kahvaltı için olacak.

Şimdiden unutulmaz anlar dilerim. Afiyetler…

 

Forneria

Necatibey Caddesi, No:38, Karaköy, 34425 İstanbul, Türkiye

+90 212 252 4848

Cihangir’de Sağlık Dolu Bir Kahvaltı: CUPPA

New York Times, The Guardian gibi gazetelere konu olmuş semtimiz Cihangir…

Cihangir’in sokaklarında gizli kalmış bir kafe… Cuppa…

Ahşap ve yeşil ağırlıklı dekorasyonu ile huzur verici, sakin ve canlandırıcı.

Canlandırıcı olarak nitelendirmemin sebebi ise akla gelmeyecek meyve ve sebze karışımları ile yaptıkları içecekleri.

Mesela vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasını destekleyen  “Waterfall” adını verdikleri içeceğin içindekiler; havuç, elma, kereviz ve maydanoz. Tadı gayet güzel, denemeli.

Baş ağrısı ve soğuk algınlığına iyi gelen “İstanbul Juice”;  elma, kivi, üzüm, muz ve fesleğenden oluşuyor.

Hücre yenilenmesiyle daha sağlıklı ve uzun yaşama yardımcı olduğundan içilmesi tavsiye edilen  “Boom Juice” ‘; havuç, elma ve pancar’dan yapılıyor.

Buna benzer binlerce vitamin deposu…

Hatta belirli zamanlarda çimen suyu bile yapılıyor.

Kahvaltı menüsü de sağlıklı atmosfere uygun. Kızartma hiç yok. Patatesler bile baharatlanarak fırında pişiriliyor. Tost ve yumurta çeşitlerinin yanında “Cuppa Şarküteri” adı altında her türlü peynir, zeytin, reçel seçeneğini ortaya söyleyebiliyorsunuz. Tek tek uğraşmak yerine “ Cuppadak Tabağı”nı da söyleyebilirsiniz. Her şey lezzetli ve taze.

İç dekoru ile de oldukça tarz. Girişin hemen yanında okuyabileceğiniz dergi ve kitaplar var. Hemen ilerisinde sahibinin özel merakı plaklar dikkat çekiyor. Açık bar dekoru ile ortam mutfağa hakim. Az ve öz masası ile ferah.

Özellikle cadde üzerindeki masalarda oturmak çok keyifli. 1-2 saat için bile olsa kendinizi Cihangir sakini gibi hissediyorsunuz. Yandaki kuaför ile selamlaşıp, karşı apartmandan sepetini sarkıtmış yaşlı teyze ile göz göze gelmeniz hiç şaşırtıcı değil.

Özetle; kahvaltı için gittiğim Cuppa’dan bol bol tarif alarak ve öğlen yemeği için tekrar geleceğimin sözünü vererek ayrıldım diyebiliriz.

Sağlık dolu bir hayat, güler yüzlü bir servis ve şehrin göbeğinde bir kahvaltı isterseniz, Cuppa keşfedilmek için sizi bekliyor.

Cuppa

Cihangir Mh., Yeni Yuva Sk No:22, 34433 İstanbul

0 212 249 5723

İtalyan Severlere: La Trattoria Leon

La Trattoria Leon, Teşvikiye’de hemen Teşvikiye Camii’nin arkasında kalan küçük ve sevimli bir İtalyan restoranı. İtalya’ya gittiniz mi bilmiyorum ama gitmeyenler için şu şekilde özetliyim belli bölgeleri sosyetiktir, turistiktir ve buralarda yemek pahalı ve lezzetsizdir (istisnalar kaideleri bozmaz!) ama belli bölgeleri vardır ki mesela köyler, Toskana bölgesinde daha sık rastlanır, oralarda gerçek İtalyanlar vardır ve bizim Avrupalılaşmışımız gibidir onlar. Sokaklar şen şakrak insanlarla dolu, gürültülü, güler yüzlü, lezzetli yemekleri olan yerlerdir. Neyse konuya geleyim artık:

La Trattoria Leon, adeta o köylerde, kasabalardaki bir İtalyan restoranı gibi. İçeride sürekli İtalyanca duymak mümkün çünkü çalışanlar da gerçekten İtalyanlar! Yemekler geleneksel İtalyan esintisi taşıyor. Fiyatlar birçok İtalyan restoranına göre makul denebilir. Ortam doğal, kıyafetiniz nasıl olursa olsun yadırganmaz. Pizza benim normalde sevdiğim gibi ince değil, kenarları kalın, ortası ince, malzemesi bol olduğu için yumuşak, ama yine de lezzetli! Buna rağmen ilk önerim pizza olmaz. Gece 12’ye kadar açık. Arkada minik bir açık hava oturma alanı (balkonu) var, yazın da önünde açık havada keyifle oturmak mümkün. Teşvikiye çok işlek olsa da, ana caddenin paralelinde olması nedeni ile çok trafik gürültüsü olmuyor en azından.

Başlangıçları çok güzel. Somon fümeli kabak ve fırında patlıcan önerilerim arasında!

Tiramisu konusuna gelince, sanırım ben hiç gerçek tiramisu yemedim, alışmışım konyakla likörle yapmaya, buradaki de İtalya’da yediklerim gibi, aynı şekilde ekşi ve garip bir şarap ile ıslatılmış kek. Ben bu tadı sevemedim, ama tabii birçok kişinin de çok seveceğinden eminin!

La Trattoria Leon

Ahmet Fetgari Sok. No:40/A Teşvikiye-Şişli İstanbul

Tel: 0212 233 46 88

Balık ve Meze Sevenlere: İsmet Baba

Geçenlerde değişik bir yerlere gitmek istedik. Doğma büyüme İstanbullu olan erkek arkadaşım bize yeni bir yer öğretti ve çocukluğundan beri belli aralıklarla aile yemeklerinde tercih ettikleri İsmet Baba’ya götürdü bizi akşam yemeğine. Aslında salaş bir yerdir demişti, ancak içerisi yenilenmiş ve gayet güzel bir restoran haline gelmiş. Masalar açık renk tahta görünümlü kaplama (formika) idi ve üzerlerinde Yeni Rakı’nın güzel Amerikan servisleri yer alıyordu. Genel olarak bir ahşap havası vardı. Hemen girişte rokalar ile süslenmiş balıklar ve bir de harika gözüken ve sonradan tadının da harika olduğunu öğrendiğimiz patatesli rulo böreklerinin bulunduğu dolap yer alıyordu. Bu dolabın üzerinde mevcut balıklar ve fiyatlarının olduğu bir levha, bir de restoranda KREDİ KARTI geçmediğini belirttiği bir yazı asılıydı.

Neyse oturduk hemen çok iştah açıcı gözüken bir meze tepsisi geldi. Yoğurtlu semizotu salatası, şakşuka, kavun, peynir, ahtapot salatası, lakerda ve midye dolma söyledik. Gerçekten her biri çok başarılıydı. Lakerdasını özellikle öneririm.

Ara sıcaklardan kalamar tava ve tereyağında karides söyledik. Kalamarı son derece yumuşaktı. Tereyağında karidesi çok çok güzeldi. Bol kırmızı pul biberli,  minik minik ama çok lezzetliydi. Onun dışında balığa yer bırakmak için çok bir şey söylemeyelim dedik ama börekten de denedik ve çok beğendik. Palamut ve Çipura yedik. Her ikisi de başarılı bir şekilde ızgarada pişirilmişti. Sonuç olarak İsmet Baba, çok beğenerek yemek yediğimiz bir yer oldu.

Masamız erken gittiğimiz için şansımıza cam kenarıydı ve çok güzel manzarası vardı, ama anladık ki akşam yemeği saatinde rezervasyonsuz oraya oturmak mümkün değil. Bu sebeple rezervasyon yaptırmanızı öneririm. Toplamda ilk girişte bulunan kısımda 4, içeride yer alan diğer salonu diyebileceğim kısımda ise 2 ya da 3 masa cam kenarında yer alıyor, bu sebeple elinizi çabuk tutmalısınız. Kalabalık gruplara uygun, bizim masamız, bizden sonra gelecekler için 10 kişilik hazırlanmıştı mesela.

İsmet Baba

Çarşı Caddesi No:1/A 34674 Kuzguncuk – İstanbul

Tel : (216) 553 12 32 – 341 33 75

Cafe Zone

Cafe Zone’u ilk defa geçen sene (2012) bir arkadaşım sayesinde denedim. 3 kişi gittik ve yediğimiz tüm yemekler gerçekten çok lezzetliydi. Sonrasında değişik ve zengin menüsü ve başarılı tatları sayesinde defalarca gittim ve her defasında yeni bir şey denemeye çalıştım. Kesinlikle menünün genelini tavsiye ederim.

Cafe Zone, Nişantaşı’nda, Vali Konağı Caddesi üzerinde, Top Shop’ın karşısında yer alıyor ancak caddenin üzerinde değil, cadde üzerinde yer alan iki binanın arasında kalan boşlukta kendisi. Bana bu lokasyonu bile hoş geliyor.

Menüsü gerçekten zengin, ortamı güzel, iç mekanı / tuvaletleri zevkli tasarlanmış, çok temiz ve modern, yazın dışarıda yer alan kısmı çok keyifli, kışın biraz soğuk oluyor ama ısıtıcıları ve her sandalyede bir kırmızı şal mevcut dolayısıyla da mutlaka her saat 2-3 dolu masa oluyor dışarıda.

Her gün bir “günün menüsü” çıkıyor, bu menüde sabit elemanlar da ama güne özel çorbalar, sıcak yemekler de oluyor. En son gittiğimde gördüğüm menüden örnek vermek gerekirse; Antep usulü çorba ya da füme domates çorbası ve buğday aşı çorbası (6.5 TL), zeytinyağlı pırasa ve semizotu (7.5 TL), etli nohut (10 TL) ki ben nohut sevmeyen insan bile baya beğenerek yedim, bütün bu seçenekleri kesinlikle öneririm. Onun dışında menüde, omlet çeşitleri, mücverli ıspanaklı krep, etli yaprak sarma, hamsi tava ve piliç sote yer alıyor.

Sabit menüsünden ise enginarlı karides çorbasını, yeşil körili sote karideslerini, parmesanlı ıspanak köftelerini, zeytinyağlı tabağını, tavuk Masala’sını, patlıcanlı risotto ile sunulan limon soslu tavuğunu, tavuk picattasını, teriyaki soslu ızgara somonunu, sarhoş ahtapotunu, dana schnitzel, şaşlık ve külbastısını, krepini, okyanus lokumunu ve aslına bakılırsa bugüne kadar denediğim her şeyini öneririm! Gerçekten başarılı bir menü, çok lezzetli bir sunum, makul fiyatlar ve doyurucu lezzetler!

Cafe Zone

Kuyumcu İrfan Sokak, No:11, Nişantaşı/İstanbul

Tel: 0212 296 65 90/91