Erkek Aldatınca Kadınların Yaptığı Hatalar

Diğer kadını suçlamak

Bu bütün kadınların yaptığı ilk şeydir. Sinirlenmek son derece doğal olsa da sevgilinizin/eşinizin de bu konuda eşit derecede suçlu olduğunu unutmamalısınız.

Sevgiliyi/eşi elinde tutmak uğruna değişmek

Aldatılmayı kendi suçunuz gibi düşünüyorsanız bilmelisiniz ki ilişkide, iki taraf da aynı şekilde çabalamalıdır. Kendiniz ve hayatınızla ilgili birkaç şeyi değiştirmeye çalışmanızda yanlış hiçbir şey yok ama bunu başkasını mutlu etmek için yapmamalısınız.

Onu değiştirebileceğini düşünmek

Pek çok kadın, eşinin/sevgilisinin bir hata yaptığına ve onu değiştirebileceğine inanır. Bu çok yanlış bir düşüncedir çünkü kimse kimseyi değiştiremez. Birinin değişebilmesi için bu değişimi kendisinin istemesi gerekir.

Araştırmaya başlamak

Aldatıldığından şüphelenen pek çok kadın araştırma yapmaya, her küçük şeyi kurcalamaya başlar. Bu çok büyük bir hatadır. Sevgilinizi suçlamaya başlamadan önce bu durumdan emin olun ve enerjinizi her küçük şeyi araştırmak için kullanmayın.

Bir kerelik bir durum olduğunu düşünmek

Aldatılan kadınlar bazen, bu durumun bir kerelik olduğuna inanır ve eşlerini affederler. Eğer eşiniz size bi defalık bir şey olduğunu söyledi ve onu affetmeye karar verdiyseniz, öncesinde gerçekten üzgün olduğundan emin olduktan ve sizi hala sevdiğini kanıtladıktan sonra onu affedin ve bu kararı vermeden önce dikkatlice durumu değerlendirin.

Ona göre yaşamak

Pek çok kadın, yalnız kalmaktan korktuğu için, aldattığı halde, sevgilisi/eşiyle kalmaya devam eder. Hayallerinden vazgeçer ve sadece onu mutlu etmek için yaşar. Bu büyük bir hatadır ve bir erkeği elde tutmanın yolu kesinlikle hayatı ona göre yaşamak değildir.

Düzelmesi için çocuk yapmak

Bu, yapabileceğiniz en kötü hatadır. Bazı kadınlar aldata eşlerini yanlarında tutmak için hamile kalmaya karar verirler. Asla ilişkiniz ve siz tam anlamıyla hazır olmadan çocuk yapmamalısınız. Bu çok bencilce olur ve eşinizin sizle istediği için kalmasını da sağlamaz.

 

Unutmayın aldatmanın özrü yoktur. Aldatan erkek sizi hak etmiyor demektir.

Boşanmadan Önce Denemeniz Gereken Şeyler

Çocuklar, işler, günlük koşuşturmalar içinde birbirinize neden aşık olduğunuzu unutabilirsiniz. İlişkinize özen göstermezseniz kolaylıkla elinizdeki mutluluğu kaybedebilirsiniz. Boşanmak, kolay alınan bir karar olmamalı. Kesin kararınızı vermeden önce aşağıdakileri bir gözden geçirin.

Kişisel terapi

Bazen sorun evlilkte değildir, evliliğe adım atarken beraberimizde getirdiğimiz geçmişimizdir. Geçmişin etkilerinden kurtulmak, evliliğinizin de çok daha iyi olmasını sağlar.

Randevulaşın

İlişkinin bir yerinde bunu yapmayı unuturuz. Birbiriniz için süslenin, birlikte dışarı çıkın ve güzel yerlere gidin. Eskisi gibi randevulara çıkın ve monotonluğun önüne geçin. Kibar olun ve flört edin.

Yakınlaşın

Daha sık seks yapın ve özel anların keyfini çıkartın.

Karşı cinsten uzak durun

Karşı cinsten biriyle bir şeyler yapacağınız zaman dikkatli olun çünkü başkasının cazibesine kapılmak sandığınızdan kolay olabilir. Eşinizin değil de diğer erkeğin saçlarınızda yaptığınız değişikliği fark etmesi size, eşinizi sorgulatacaktır. Birkaç iltifatın size evliliğinizi sorgulatmasına izin vermeyin.

Elinizden geleni yapın

Sonuç boşanma olsa bile siz, elinizden geleni yaptığınızı bilecek ve içiniz rahat bir şekilde hayatınıza devam edebileceksiniz.

Çift terapisine gidin

Hisleriniz hakkında konuşmak için çift terapisinden yardım alabilirsiniz. Çift terapisi, pek çok evliliğin bitmesini önlemiş başarılı bir yöntemdir.

 

Siz elinizden geleni yapın ama unutmayın ki boşanmak dünyanın sonu değil. Yeni bir hata dışarıda sizi bekliyor.

Sevgilinizden Ayrılmayı Düşünüyorsanız Bu Soruları Sorun

Ayrılık sizi nasıl etkileyecek?

Ciddi bir karar almadan önce onsuz hayatınızın nasıl olacağını hayal edin. Onsuz yola devam etmek sizi mutlu edecek mi? Onu başkalarıyla görmek üzülmenize neden olur mu? Eğer onu başkalarıyla görmek sizi üzmeyecekse ve onsuz daha mutlu olacaksanız anıların kafanızı karıştırmalarına izin vermeyin ve hayatınıza devam edin. Eğer onsuz bir hayat düşünemiyorsanız ilişkinizin bu zor döneminin geçmesini bekleyin.

Kendinizi ona doğru şekilde ifade ettiniz mi?

İletişimsizlik kavga ve tartışmaların asıl nedenidir. Sevgilinizin sizi anladığından, sizin de onu anlayabildiğinizden emin olun. Ayrılığı düşünmek yerine endişelerinizden, ihtiyaç ve arzularınızdan bahsedin. Bu, ilişkinizi iyi yönde etkileyecektir.

Onu seviyor musunuz?

İlişkiler aşk ve sevgiye dayalıdırlar ve bunlardan birini hissetmiyorsanız bu ilişkiyi yaşamanın da bir anlamı yoktur. Şu anki hisleriniz bir alışkanlık mı? Eski duygularınızı hissetmeye devam ediyor musunuz? Bu sorulara dürüst cevap verin ve ondan sonra kararınızı kesinleştirin.

Eksi yönleri artılarından fazla mı?

Eğer ilişkiniz sizi mutlu etmiyorsa ve sadece kalbinizin kırılmasına neden oluyorsa bu ilişkiye devam etmenin bir anlamı yok demektir. Size iyi gelmeyen bir insana kendinizi bağlamayın. İkiniz de birbirinizin mutluluğunu engelliyor olabilirsiniz, buna izin vermeyin.

İlişkim için elimden geleni yaptım mı?

Dürüst olun ve ilişkiniz için yeterince çaba harcayıp harcamadığınızı kendinize sorun. Elinizden gelenin hepsini yaptınız ve yine de ilişkiniz düzelmedi mi? O zaman hayatınıza onsuz devam edin.

Kararınızı etkileyen biri var mı?

Ne kadar inkar etmek istesek de üçüncü şahıslar kararlarımızı etkileyebilirler. Arkadaşlarınız, sizin iyiliğinizi istedikleri için size akıl veriyor olsalar da verdikleri akıl yanlış olabilir. Eğer ayrılma fikri ilk sizden çıkmadıysa başkalarının düşüncelerinin sizi etkilemesine izin vermeyin.

Size istediğiniz her şeyi verebilir mi?

Biz kadınlar bazen bir ilişkiyi her şeyin değişeceği umuduyla sürdürürüz. Fakat siz ne kadar çabalarsanız çabalayın bazı şeyler hiçbir zaman değişmez. Birinin değişeceği umuduyla birlikteliğe devam etmeyin, size istediğinizi veremeyecekse hayatınıza devam edin.

 

Unutmayın hayat devam ediyor. Bazen birbirinizi üzmektense ayrılmak en doğru karar olacaktır.

Evliliğinizdeki Sorunları Neden Başkalarına Anlatmamalısınız?

Çözümü yok

Pek çok insan evliliğindeki sorunları başkalarıyla paylaşmakta sakınca görmezler. Bu sorunları anlatmalarının nedeni başkalarının önerilerini almak ve problemlerine bir çözüm bulabilmektir. Ne yazık ki, siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun, dertlerinizi anlatmanız hiçbir sorunu çözmeyecektir. Saatlerce konuşursunuz ve belki bir çözüme varamazsınız bile.

Objektif bir görüş almak imkansızdır

Sıkıntılarınızı annenizle, ablanızla ya da yakın bir arkadaşınızla paylaştığınız zaman objektif bir görüş alamazsınız. Çünkü onlar sizi sevdikleri için sizin tarafınızı tutacaklardır. Ayrıca sıkıntılarınızı anlatacağınız kişiler ileride size evliliğinizle ilgili endişelerini rahatça söylemeye hakları olduğunu düşünerek istemediğiniz müdahalelerde bulunabilirler.

Sorunlarınızı herkes bilir

Siz annenize bir evlilik probleminizi anlatırsınız o bunu gider babanıza ya da anneannenize anlatır ve artık bu sorunlar sır olmaktan çıkarlar. Birilerine sorunlarınızı anlatırken bu sorunları başkalarının da duymalarından rahatsız olmayacağınıza emin olarak anlatın.

Eşiniz bunu öğrenip kendisini ihanete uğramış hissedebilir

Erkekler genellikle ilişki sorunlarını başkalarının bilmelerini istemezler. Siz sorunlarınızı birilerine anlattığınızda kendilerini ihanete uğramış hissederler. Onun önünde söyleyemeyeceğiniz şeyleri başkalarına anlatmayın.

Kötü öneriler alabilirsiniz

Birilerine tavsiyelerini sorduğunuzda her zaman istediğinizi duymayabilirsiniz. Sorduğunuz kişi evliliklere, kendi durumu sebebiyle, negatif bakıyor olabilir, size kötü öneriler verebilir, hatta eşinizden zaten hoşlanmıyor bile olabilir.

Birlik olarak görünmezsiniz

Başkalarının ne düşündüğü aslında bir şey farketmez ama dışarıdan evliliğiniz sorunlu olarak görünecektir. Sürekli eşiniz hakkında kötü konuştuğunuz zaman, bir süre sonra, insanlar sizin boşanma aşamasında olduğunuzu düşüneceklerdir. Bir süre sonra siz de bundan etkilenecek ve siz de sorunlarınız olduğu fikrine kapılacaksınızdır. İnsanlar sizi birlik olarak görürlerse evliliğinize sorun yaratma ihtimalleri o kadar azalır.

Pişman olabilirsiniz

Bir sinirle eşiniz hakkında negatif bir şeyler söyleyip sonrasında pişman olma ihtimaliniz oldukça yüksektir. Sonradan pişman olacağınız şeyleri söylememeye özen gösterin.

 

Unutmayın, her evlilikte zor anlar olabilir. Önemli olan bu anlarda karşılıklı konuşarak sorunları çözmeye çalışmak ve daha sonra pişman olmayacağınız şekilde hareket etmektir.

Kalp Kırıklığının Üstesinden Gelmenin Yolları

Onu takip etmekten vazgeçin

Eğer ayrılık acınızın üstesinden gerçekten de gelmek istiyorsanız onu sosyal medya hesaplarında takip etmeyi derhal bırakmalısınız. Kalbinizin iyileşmesi için aranızdaki bütün bağları kopartmalısınız. Aksi takdirde o, her resim koyduğunda kalp acınız daha da büyüyecektir.

Aklınızı ondan uzaklaştıracak bir şey bulun

Bundan kastımız kesinlikle yeni bir erkek değil! Söylemek istediğimiz şey, odanızdan çıkın ve aklınızı ondan uzaklaştırın. Bunun için spora gidebilir, yeni bir hobi edinebilirsiniz. Sizi rahatlatacak bir şey bulun ve kendinize olan güveninizi geri kazanın.

Arkadaşlarınız ve ailenizle vakit geçirin

Bu dönem, aile ve arkadaşlarınızın yardımını almanız gereken bir dönem. Onlarla kendinizi nasıl hissettiğiniz hakkında konuşun, dışarı çıkın ve tavsiyelerini dinleyin. İyi arkadaşlar bu dönemde sizin yanınıza olurlar ve dertlerinizi dinleyerek size kendinizi yalnız hissettirmezler.

Plan yapın

Kendinizi yıllık bir plan yaparak aşk acınızı unutun. Bir sene içinde başarmak istediklerinizin bir listesini yapın ve bu listeye sadık kalın. İlişki içindeyken ertelediğiniz her şeyi şimdi gerçekleştirme zamanı.

Ağlamaktan korkmayın

Ağlamak son derece normaldir. Eğer bir hafta boyunca ağlamayı istiyorsanız ağlayın. İçinizde tutmak her şeyi daha kötü yapar.

Bir profesyonelden yardım alın

Eğer yıllardır birlikte olduğunuz birinden ayrıldıysanız ve bunun nedenini anlayamıyorsanız bir profesyonelden yardım alın. Birine danışmak kötü değildir ve anlamanıza yardımcı olabilir.

Kabullenin

Bu hayatınıza devam etmek için atmanız gereken en önemli adım. Bir noktadan sonra ilişkinizin bittiği gerçeğiyle yüzleşmeli ve bunu kabul etmelisiniz. Bazen bir kalp kırıklığını unutmanın en iyi yolu gerçeklerle yüzleşmekten geçer.

 

Hayat devam ediyor. Kendinizi toplayın, bir sene sonra bu acıların hiç birini hatırlamayacaksınız.

Erkeklerin En Sık Kullandığı 20 Ayrılık Bahanesi

Deneyimlerimize dayanarak konuşuyoruz, konu erkekler ve ayrılık olduğunda, erkeklerin tek kullandığı klasik söz; ”Sorun sende değil bende.’’ değildir.

Kendinizi korumanız ve boş yalanlara inanmamanız için erkeklerin diğer kullandıkları ayrılma klişelerini de bilmenizin faydalı olacağını düşündük.

”Hala seninle birlikte olmak istiyorum ama biraz ara vermeye ihtiyacım var.”

Yani; ”Biraz başkalarıyla da yatmak istiyorum fakat başka birini bulamama ihtimalime karşın da seninle bağlarımı kopartmak istemiyorum.”

”Şu anda ilgilenmem gereken sorunlarım var.”

Yani; ”Sorunum sana karşı pek de bir şey hissetmemem.”

”Şu anda bir ilişki için hazır değilim ama eğer bir gün olursam o kişi sen olurdun.”

Yani; ”Kendimi bir ömür boyu aynı kişiyle yatmaya hazır hissetmiyorum ama bir gün hissedersem, o kişi sen olabilirsin.”

”Daha fazlasına ihtiyacım var”

Yani; ”Daha fazlanın ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yok ama sıkıldım ve bu söz kulağa ikna edici geliyor.”

”Eski sevgilimi hala unutamadım”

Kızlar, maalesef bu çoğunlukla gerçektir.

”Keşke bundan 5 sene sonra karşılaşsaydık.”

Yani; ”Şu anda ciddi bir ilişki için yeterince olgun değilim ama muhtemelen 5 yıl içinde olgunlaşmış olurum ve o zaman gerçekten de iyi bir sevgili/koca olacağım.”

”Sana hala çok değer veriyorum.”

Yani; ”Değer veriyorum evet ama seninle gerçekten sevgili, olup sana vakit ayıracak kadar da değil.”

”Bütün bunlardan sonra yine de seninle arkadaş kalmak ve görüşmek isterim.”

Yani; ”Senden ayrıldıktan sonra da bana seksi arkadaşlarından bazılarını ayarlar mısın?”

”Sanırım kısa zamanda çok hızlı ilerledik.”

Yani; ”Banyoda diş fırçanı benimkinin yanına koyduğun zaman bu beni gerçekten de ürküttü.”

”Şu sıralar gerçekten de işime / okula / tanrıya… odaklanmalıyım.”

Yani; ”Bu ayrılığı iyi karşılayacağına emin olamıyorum ama bu lafımdan sonra bana itiraz edemezsin.”

”Yurt dışına taşınıyorum ama geri döndüğümde seni arayacağım.”

Yani; ”Senden olabildiğince hızlı bir şekilde uzaklaşmalıyım!”

”Benden çok daha iyilerini hak ediyorsun.”

Yani; ”Senden çok daha iyisini bulabileceğimden eminim.”

”Kendimi boğuluyor gibi hissediyorum ve biraz kendi alanıma ihtiyacım var.”

Yani; ”İşime fazlasıyla karışıyorsun ve senden kurtulmaya hazırım.”

”Seninle evlenecek adam gerçekten de çok şanslı!”

Yani; ”Umarım ben o derece şanslı olmam!”

”Bence başkalarıyla da görüşmeli ve neler olacağına bakmalıyız.”

Yani; ”Ben başka biriyle yatıyorum ve sen bunu fark etmeden sana bu konu ile ilgili yol yapıyorum.”

”Benim için sevgiliden çok arkadaş gibisin.”

Yani; ”Artık ilk çıkmaya başladığımız zamanki kadar tatlı değilsin.”

”İkimiz de hayatta tamamen farklı noktalardayız.”

Yani; ”Ben şu anda hayatımın içki içmek, parti yapmak, tek gecelik ilişkiler yaşamak yerindeyim, sen ise biriyle yuva kurmak evresindesin ve bu ikisi birbirine pek uymuyor.”

”Seni tanımak gerçekten de çok güzeldi ama bence başkalarıyla görüşmeliyiz.”

Yani; ”Vakit geçirmeyi tercih ettiğim başka biriyle tanıştım.”

”Bağlanma korkum var.”

Yani; ”Seninle sonsuza kadar birlikte olmaktan korkuyorum!”

 

İşte böyle! Umarız, bu bahaneleri önceden bilip, altında yatan gerçek anlamları çözebilmeniz için yardımcı olabilmişizdir. Unutmayın, siz en iyisine layıksınız!

Aşk Tesadüfleri Döver

Şu dünyada ne gelişmeler oldu, insanların hayatı ne kadar çok değişti fakat hala kadın erkek ilişkileri çözülmüş değil. Bir insan evladı da çıkıp, ben erkekleri çözüm kardeş ya da ben kadınların neden bu kadar paranoyak olduklarını biliyorum diyemedi, çooook uzak bir geleceğe kadar da diyeceğe benzemiyor açıkçası. Durum aslında çok basit; biriyle tanışıyorsunuz, birbirinizden hoşlanıyorsunuz, yazışmaya başlıyorsunuz, birlikte olmaya başlıyorsunuz, ilişki yaşıyorsunuz, ya evleniyor ya ayrılıyorsunuz. Ama bizim yarattığımız durum tabii ki çok farklı; biriyle tanışmak için bir tarafınızı yırtıyorsunuz, 30 kere deneme yanılma yaşıyorsunuz, sonunda zoraki birini buluyorsunuz, birbirinizden hoşlansanız da aylarca taktik uyguluyorsunuz, yazışma evresi sürüyor da sürüyor, telefonun başında beklenerek geçen saatler uzuyor da uzuyor, sonunda birlikte olmaya başlıyorsunuz, inişli çıkışlı bir ilişki yaşıyorsunuz, taraflardan biri sıkılıyor, ya ayrılıyorsunuz, ya da kadın biraz iş bilense, adamı evlenmeye ikna ediyor.

Neyse çok uzatmayayım ben bu yazımda ayrılık sonrasından bahsedeceğim. Maalesef ayrılık sonrası da o ilişki bitmiyor. Barışma ve tekrar bir araya gelme umudu, fakirin ekmeği oluyor. Ama buradaki en can alıcı nokta bence ayrıldıktan sonra eski sevgili ile ilk karşılaşma anı. Ayrılık sonucu heba olmuş biz duygusal varlıklar, o karşılaşma anının hayali ile yaşayıp, duruyoruz. Her şeyi, kaderimizi, geleceğimizi, hayatımızı bu karşılaşmaya bağlıyoruz. Senaryolar kuruyoruz kafamızda, işte tam bu noktada olanlar oluyor. Kurulan senaryolar sadece filmlere konu olurken, biz sevgili ile ilk karşılaşma anında, ”Allah’ım neydi günahım?” nameleriyle, tokadı yiyiveriyoruz suratımıza. Ne mi demek istiyorum? İşte hayalini kurduğumuz sevgili ile ilk karşılaşma senaryoları ve aslında başımıza gelen ve gelecek acı gerçekler:

Senaryo-1

Sevgilinizden ayrılalı birkaç ay olmuş ama siz hemen toparlanmışsınız ve bekar hayatının nimetlerinden yararlanmaya başlamışsınız. Çok mutlusunuz, etrafa cıvıltılar saçıyorsunuz, arada da eski sevgilinizin en yakın arkadaşından, onun ayrılık sonrası ne kadar da üzüldüğünü duyup, daha bir havaya giriyorsunuz. Veee karşılaşma günü geliyor. Siz nasıl olduysa birkaç ay içerisinde 10-15 kilo vermişsiniz ve spor yapmaktan Victoria Secret modellerine dönmüşsünüz. Üzerinizde mini kırmızı bir elbise, teniniz bronz, saçlarınız ahenkle dans ediyor. Ve eski erkek arkadaşınızın olduğu mekana giriyorsunuz. Bütün kafalar size dönüyor. Etrafta havai fişekler patlıyor. O sırada ex aşınız sizi görüyor. Pişmanlık duygusu bir milyon katına çıkıyor ve sizin yanınıza gelerek, anında diz çöküp, yalvarmaya başlıyor. Siz de biraz naz yapıp, ona dönmeyi kabul ediyorsunuz. Birkaç gün sonra evlenip, bir ömür boyu acayip mutlu yaşıyorsunuz.

Senaryo-2

Senaryo-1’deki bütün durumlar senaryo-2’de de geçerli. Ayrıca Kıvanç Tatlıtuğ ve Çağatay Ulusoy karışımı bir sevgili bulmuşsunuz. Hatta Kıvanç’ın ta kendisi ile berabersiniz. Mekana geliyorsunuz. Kıvanç size kapıyı açıyor ve siz Kıvanç’ın son model spor arabasından iniyorsunuz, yine havai fişekler filan derken, eski sevgiliniz sizi görüyor. Gözlerine inanamıyor, pişman oluyor, ağlıyor, sızlıyor ama bak burada salaklık etmeyin sakın Kıvaç bırakılıp da, eski sümsük sevgilinize döneyim demeyin ona göre! Neyse sonuçta siz Kıvanç ile evlenip, ileride best model seçilecek çocuklar doğururken, eski sevgiliniz ömrünün geri kalanını yalnız ve size aşık olarak geçiriyor.

Senaryo-3

Senaryo-1’deki bütün durumlar senaryo-3’te de geçerli. Murat Boz konserine gitmişsiniz. En öndesiniz. Tabii ki eski sevgiliniz de aynı konserde arka sıralarda. O kadar güzelsiniz ki Murat Boz sizi seyirciler arasından fark ediyor ve sahneye davet ediyor. Siz önce biraz naz yapıp, ısrarlara dayanamıyor, sahneye çıkıyorsunuz. Tabii ki Jennifer Lopez gibi kıvırdığınız ve Sertap Erener gibi şarkı söylediğiniz için bütün seyirci, en çok da eski sevgiliniz size hayran oluyor. O andan itibaren gazeteler, dergiler, sosyal medya sadece sizden bahsediyor. Albüm teklifleri üst üste gelirken, erkek arkadaşınızdan gelen barışma teklifini de değerlendireceğinizi söyleyip, onu bayağı bir bekletiyorsunuz. Sonuç ünlü oldunuz, ister kendinize Murat Boz’u sevgili yapın, ister eski sümsük sevgilinize dönün. Seçim sizin. Tamam, farkındayım biraz abarttım ama dediğim gibi umut fakirin ekmeği, olmaz demeyin, olur olur sevgili okurlarım.

Şimdi gelelim acı gerçeklere, tabii ki Murat Boz, Kıvanç Tatlıtuğ ve maalesef eski sevgilimiz bizi hazırda beklemiyorlar. İşte başımıza gelecekler:

Acı gerçekler-1

Ayrılık sizi fena etkilemiş, tabii ki 3-5 kilo almışsınız (eee ne yapacaktınız zaten kilo verecek haliniz yok ki), saçlar bir tarafta, bıyıklar olmuş pala, kaşlar olmuş martı. Gözler şişmiş, sivilceler pörtlemiş. Anneniz Migros’tan ekmek ve yoğurt almanız üzerine çok ısrarcı. Daha fazla onun dırdırını çekmemek için, üzerinizde ağı pörsümüş, uyurken de tercih ettiğiniz, rengi griye dönmüş siyah eşofmanınız ve yırtık tişörtünüz, başınıza geleceklerden habersiz düşüyorsunuz yollara. Migros’a giriyorsunuz, yoğurt ararken,  hoop karşınıza eski sevgiliniz çıkıyor, kaçma şansınız yok sizi görüyor ve bir saniyede yanınızda bitiyor. Siz Migros’un spot ışıklarında daha da bir parlayan bıyıklarınızı ve sivilcelerinizi saklamaya çalışırken, baştan aşağı sizi süzüyor. Siz o anda donduruculardan birine sığınmak ve en yakın zamanda donarak ölmek isteseniz de, yok bu acı ve utançla yaşamak zorundasınız. Sonuç hayalleriniz yıkılıyor, eski sevgiliyle barışmak bir sonraki Bahar’a, hatta bir sonraki hayata, hatta sadece rüyalara kalıyor. Siz pörsümüş eşofmanınızla evde kilo almaya devam ediyorsunuz.

Acı gerçekler-2

Sadece kızlardan oluşan bir grupla dışarı çıkıyorsunuz, yanınızda pek haz etmediğiniz, sizi oldum olası kıskanan ama en yakın arkadaşınızın ısrarıyla görüşmek zorunda kaldığınız kızlar da var maalesef. Tam yemeğinizden bir çatal alıyorsunuz ki, gördüğünüz manzara karşısında yemek boğazınızda kalıyor. Eski sevgiliniz Özge Ulusoy gibi (hatta ta kendisi) bir kızla el ele, karşınızda salınıyor. Önce şöyle bir kaynar sular boşalıyor kafanızdan, sonra kızda kusur arayıp da bulamayınca, çatalı önce erkek arkadaşınızın, sonra kızın, sonra da kendinizin boğazına saplamamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Tabii ki aynı manzarayı gören yanınızdaki kıskanç kızlar, kızın ne kadar güzel olduğunu, eski sevgilinizin de ne kadar yakışıklı göründüğünü yüzünüze vurup, vurup duruyorlar. Sonuç; O erkek arkadaşın taaa….., bu karıların da taa…..!!!

Acı gerçekler-3

Yine en az 10 kızdan oluşan bir grupla kebapçıya gitmişsiniz. Kebapları, şalgamları, soğanları, sarımsakları, rakıları hüpür hüpür götürmüş, ayaklı bir koku bombasına dönmüşsünüz derken kapıdan eski erkek arkadaşınız giriyor. O anda kafanızı ne kadar saklasanız da yanınızdaki kızların ‘’aaaaaa Ekrem’’ diye çığırmaları sonucu, sizi görüyor ve yanınızda bitiyor. Siz, ağzınıza naneli bir sakız bile atamadan sizi şakkadanak öpüyor, kendisi henüz sarımsak ve soğan merasimine başlamadığı için harika parfüm kokuyor. Siz 2 dakika nefesinizi tutsanız da, tam boğulmaya saniyeler kala harika kokularınızı onun suratına doğru göndermek ve ömür boyu ayaklı koku bombası damgası yemek zorunda kalıyorsunuz. Sonuç: eski erkek arkadaşınızın neden sizden önce o kebapçıya gelmediğine lanet ediyor, soğan ve sarımsak yemeği bir ömür boyu bırakıyorsunuz (ama merak etmeyin birkaç aya dayanamazsınız).

Acı gerçekler-4

En kötüsünü en sona sakladım sevgili okurlarım. Sevgilinizden ayrıldığınızdan beri dışarı çıkmamışsınız, kızların ısrarı ile o gece zorla hazırlanıp, bir bara gidiyorsunuz. Tabii ki alkolü fazla kaçırıyorsunuz, sarhoşluğunuzun doruk noktasında, karanlıklar arasında eski sevgilinizi görüyorsunuz, yanında, daha sonra eski sevgilinizin Antalya’dan hiç görmediğiniz kuzeni olacağını öğrendiğiniz bir kız var. O kafayla gidip, önce erkek arkadaşınıza, ”Ben zeniii zevmişşşştim, adi pizlikk, sen gitt bajkaa kızlarla tagıl’’ diyerek, bir tokat atıp, sonra kızın saçını, başını yolmaya çalışıyorsunuz. Kız arkadaşlarınız sizi tutup, sakinleştirmeye çalışırken, zavallı eski erkek arkadaşınız size açıklama yapmaya çalışıyor. Daha sonra da erkek arkadaşınızın üstüne doğru güzelce bir kusup, bayılıyorsunuz. Gerisi yok zaten. Sabah kalkınca yaptığınız rezillikleri öğrenince, yerin dibine giriyor, Bir daha içmemeye, sevmemeye, kavga etmemeye hatta evden çıkmamaya yemin ediyorsunuz.

Evet, işte durum böyle sevgili okurlarım. Maalesef aşk tesadüfleri dövüyor. Hayaller sadece filmlerde gerçek oluyor. Siz siz olun, ”Ex’ten next olmaz’’ sözünü ciddiye alın. Önünüzdeki maçlara bakın, çok içmeyin, kaşınızı, bıyığınızı almadan ya da Kıvanç gibi bir sevgili bulmadan dışarı çıkmayın. Sevgiler…

Erkek Arkadaşınızdan Ayrılma Yöntemleri

Bazıları ayrılmanın en doğru şeklinin dürüst olmak olduğunu söylerler. Biz bunun duruma göre değiştiğine inanıyoruz. Bazı durumlarda, dürüstlük yapılacak en doğru şey olsa da, diğer zamanlarda bazı farklı taktikleri kullanmak iki taraf için de daha iyi olabilir.

Peki, ne zaman ayrılma nedenleriniz konusunda dürüst olmalı, ne zaman onun sizi terk etmesini sağlamalısınız? Bunu hızlıca, bir yara bandı çeker gibi mi yapmalı, yoksa zamana mı yaymalısınız?

Ayrılma seviyesi: Son derece nazik

Kimlere uygun?

 Eğer karşınızdaki gerçekten de nazik ve iyi biriyse ama sizin ondan soğumanıza neden olan hareketleri varsa bu taktiği kullanabilirsiniz.

En doğru yaklaşım hafifçe yalan söylemek olacaktır. Kulağa garip geldiğini biliyoruz ama diğer yandan sizi rahatsız eden özelliklerini söyleyip, hayatı boyunca kendine olan güvenini sarsmak daha mı adilce bir yöntem? Eğer ayrılma sebebiniz çok önemli bir şey değilse ama bu nedeni söylediğinizde onun duyguları incinecekse, bunu yapmayın ve onunla yüz yüze konuşarak, onun ne kadar iyi bir insan olduğunu ve sizin kendinizi bir ilişkiye, bu denli adamaya hazır olmadığınızı ve bu ilişkiye devam etmenin ona haksızlık olacağını söyleyin. Kulağa ne kadar klişe de gelse bu en iyi yaklaşım olacaktır.

Ayrılma seviyesi: Nazikçe

Kimlere uygun?

İyi biriyse ve ayrılmak için gerçekten de spesifik bir nedeniniz yoksa, sadece ondan hoşlanmadığınız için ayrılıyorsanız.

Neden mi  kibarca yaklaşıyoruz? Çünkü, ayrılmak için elle tututlur bir sebebiniz yoksa konuyu uzatmak istemezsiniz. Yüz yüze ya da telefonda ona, ”Senden gerçekten hoşlanıyorum ama benim bir ilişki yaşamam için şu an ideal bir zaman değil’’ Deyin. Tabii ki üzülecektir ama zamanla atlatır.

Ayrılma seviyesi: Nötr

Kimlere uygun?

İlişkiye iki taraf da duygusal olarak girmediyse.

Burada, modern zamanın teknolojisi devreye giriyor. Eğer uzun zamandır çıkmıyorsanız ve ikinizin de birbirinize delice aşık olmadığının farkındaysanız, e-posta göndererek bu işi halledebilirsiniz. Uzun bir açıklama ya da kısa bir sebep belirtmek tamamen size kalmış. Bunun çok önemi yoktur çünkü iki kişi de ilişkiye kendini adamamıştır. Hatta ileride arkadaş olma ihtimaliniz bile var.

Ayrılma seviyesi: Kötü

Kimlere uygun?

Eğer sizi sürekli ekiyorsa ve ya sizi rahatsız eden garip hareketleri varsa.

Böyle biri iyi bir dersi hak ediyor demektir. Bu yüzden, ona, düşündüklerinizi, ne kadar basit ve yanlış davrandığını artık vaktinizi harcamak istemediğinizi, açıkça söyleyin.

Ayrılma seviyesi: Çok kötü

Kimlere uygun?

Şimdiye kadar gördüğünüz en kötü erkek arkadaşsa ya da size onun başına daha kötüsünün gelmesini dilemenize neden olacak şeyler yapıyorsa.

Eğer çıktığınız erkek size karşı saygısızsa ve onu bir daha görmek bile istemiyorsanız ne yapmalı? Ona kısa, tatlı olmayan ve amaca hizmet eden bir mesaj atın ve bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemediğinizi ve onunla artık ilgilenmediğinizi mesajınıza ekleyin. Ona acıdığınızı ve onunla birlikte olacak bir sonraki kız için de gerçekten üzüldüğünüzü de ekleyebilirsiniz. Eğer size cevap atarsa bu cevabı okuma zahmetine bile girmeyin deriz.

 

Hangisi size daha uygunsa seçin ve uygulayın. Unutmayın, asla istemediğiniz bir ilişkiyi sürdürmek zorunda değilsiniz. İyi şanslar!

Kocam Artık Beni Sevmiyor! Ne yapmalıyım?

Kocanızlar, hayatınızın geri kalanını beraber geçirmeye yemin ettikten sonra, onu bir daha çevrenizde olmaması ihtimalini düşünmek gerçekten de korkutucu olabilir.

Eğer artık eşinizin sizi sevmediğini düşünüyorsanız panik yapmayın, ilişkinizi eski haline döndürebilmek için yapabileceğiniz şeyler hala var.

Paranoyak mı davranıyorsunuz?

Unutmayın, öyle düşünmeniz, durumu gerçek yapmaz. Bu nedenle düşüncelerinizi iyice gözden geçirmelisiniz. Belki de sadece zor bir dönemden geçiyorsunuzdur.

Hiçbir çiftin ilişkisi mükemmel değildir, insan her an mutlu olamaz. Evliliğin ilk zamanlarındaki neşenizin ve heyecanınızın bir ömür boyu sürmesini beklemeyin. Eğer zamanınızın %70’inde mutluysanız, gerçekten de şanslısınız demektir.

Peki onun artık sizi sevmediğinden nasıl emin olursunuz?

Öncelikle eşinizin modundaki ve size olan tavrındaki değişiklikleri gözlemleyin. Sizinle sevişmekle ilgilenmemeye mi başladı? Somurtkanlaştı mı?

Fakat en önemlisi, aranızda duygusal bir mesafenin oluşup oluşmadığını anlamanız. Eğer onun sizden uzaklaştığını düşünüyorsanız, bir şeyler gerçekten de kötü gidiyor olabilir ama bu ilişkiyi kurtarmak için hala yapabileceğiniz şeyler vardır.

Konuya yaklaşmak

Eğer kocanızın, gerçekten de size karşı olan hislerinin bittiğini düşünüyorsanız, konuya olgun bir şekilde yaklaşmalı ve bu konu hakkında mızmızlanmamalısınız.

Ona, ”Son zamanlarda kafanın dağınık olduğunu fark ediyorum, eskisi gibi değiliz, gerçekten de böyle mi? Yolunda gitmeyen bir şeyler mi var?’’ diye sorun.

Bu, konuyu başlatmak için iyi bir yoldur.

Sorununuz üzerinde çalışmak

Konuşmayı başlattıktan sonra, ne şekilde devam edeceği siz ikinize kalmıştır.

Bu konuşmayı, birbirinize sorular sorarak devam ettirin. Aslında oldukça basit, oturup sorunlarınız üzerinde olgun bir şekilde konuşun.

Burada, önemli olan, iletişime geçmektir.

Eğer ilişkinize gerçekten de değer veriyorsanız, iletişimin önemini atlamamalısınız. Beraber konuşabilmeli ve uzlaşmaya varabilmelisiniz.

İlerlemek

Neyin yanlış gittiği konusunu tartıştıktan sonra, bunu nasıl çözebileceğinize karar vermelisiniz.

Sorununuzu çözmek için, karşılıklı olarak, bunu istemeye, cesarete, problemleri göz ardı etmemeye, sinirlenmemeye ve azimli olmaya ihtiyacınız vardır.

Eğer sorunlarınızı baş başa çözemiyorsanız, her zaman bir profesyonelden yardım alabilirsiniz.

 

Evlendiğiniz ve beraber bir ömür geçirmeye yemin ettiğiniz insanlar bağlarınızı bir anda koparmamanız ve köprüleri yakmadan önce sorunlarınızı çözmek için çaba sarf etmenizi umuyoruz.

Boşanacağınızı Çocuklarınıza Nasıl Açıklamalısınız?

Doğru kelimeleri bulun

Kural olarak, ayrılmak birden bire gerçekleşmez ve genellikle, önceden, bazı uyarıcı işaretler olur (kavgalar, krizler, eleştirmek…). Bu durumda, çocuklarınız da bir şeylerin yolunda gitmediğini hissedeceklerdir. Eğer mümkünse, boşanacağınızı, anne baba olarak, çocuklarınıza birlikte açıklamalısınız. Çocuklarınızın, boşanmaya, ortak bir şekilde karar verdiğinizi bilmeleri gerekir. Böylece bu olaydan sadece bir ebeveyni sorumlu tutmazlar. Onlara, anne babalarının birbirlerini çok sevdiklerini ama bu aralar beraber yaşamakta ve iyi geçinmekte zorlandıklarını açıklayın ve her zaman onların anne ve babası olarak kalacağınızı bilmelerini sağlayın. Hiçbir şeyin değişmeyeceğini ve sizlerin onlara olan sevgilerinin de değişmeyeceğini bilmeleri çok önemlidir.

Ne yapmamalısınız?

Ayrılmanızın sebeplerini detaylı bir şekilde açıklamayın. Özellikle de neden, 3. kişi ise.

Dürüst olun

Ebeveyn olmak, çocuklarınızı korumanız anlamına gelir. Ama siz acı çektiğinizi ya da onların acı çektiklerini inkar etmemelisiniz. Onlara, üzülmelerinin normal olduğunu ve sizin de üzüldüğünüzü anlatın ve eğer kararınızdan kesinlikle geri dönmeyi düşünmüyorsanız, çocuklarınızın boş hayallere kapılmasına izin vermeyin. Bundan sonra hayatlarınızın nasıl olacağını onlara en sade şekilde anlatın; boşanma kağıtlarının doldurulacağını ve boşanma işlemlerinin başlatılacağını ve velayetler ve boşanmanız hakkında kararları bekleyeceğinizi söyleyin ve anne babalarının bu soruna en iyi ve doğru çözümü bulacaklarını söyleyin.

Ne yapmamalısınız?

Kininizi ya da kızgınlıklarınızı çocuklarınıza açıklamayın. Taraf tutmaları gerektiğini düşünmemeliler.

Suçluluk hissinden kurtulun

Çocuklar, daima, ayrılma kararınızdaki sorumlunun kendileri olduklarını düşünürler Ayrıntılara takılırlar ve odalarını toplamamalarının bir şekilde problemi tetiklediğine inanırlar. Bu durumun onların suçu olmadığını iyice anlatmalısınız.

Ne yapmamalısınız?

Çocuklarınızın gergin tartışmalarınızı duymalarına izin vermeyin. Finansal anlaşmalar, çocukların velayeti ve nafaka gibi konular anne ve baba arasında sessizce kararlaştırılmalıdır.

Hayatınızın normal akışında devam ettiğine emin olun

Çocuklarınız, dünyalarının paramparça olduğunu düşüneceklerdir. Bu nedenle, onların endişelerini, günlük hayatlarını mümkün olduğunca aynı tutmaya devam ederek azaltmalısınız. Onlara, anne ve babalarını, görmeye devam edeceklerini fakat sizleri görme günlerinin birbirinden farklı olacağını açıklayın. Taşınacaksanız, onları bu değişime hazırlayın. Taşınma hazırlıklarına, duvar kağıdı seçmeye, lamba seçmeye ve hangi oyuncaklarını anne ya da babaya giderken yanlarında götüreceklerine birlikte karar verin.

Ne yapmamalısınız?

Onlara hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylemeyin çünkü bu doğru değil! Onlara, bazı değişikliklerin olacağını ve bunları birlikte atlatacağınızı söyleyin.

Sorularını yanıtlayın

Kararınızı açıkladıktan sonra çocuklarınız, içlerine kapanabilirler ya da size sorular yöneltmeye başlayabilirler. Akıllarına takılan her soruyu dikkatli bir şekilde cevaplayın ve her tür soruya hazır olun.

Ne yapmamalısınız?

Asla yalan söylemeyin. Eğer bir sorunun cevabını bilmiyorsanız, bunu henüz bilmediğinizi ama karara vardıktan sonra onlara cevabınızı vereceğinizi söyleyin.

 

Güçlü olun, gülümseyin ve çocuklarınız için en iyisini yaptığınızdan emin olun. Mutsuz ve kavga dolu bir evde yaşamaktansa, ayrı ayrı evlerde yaşayan mutlu ebeveynlere sahip olmak, çocuklarınız için her zaman daha sağlıklı bir seçenektir.