Çocuklarda İnatlaşma İle Başa Çıkmanın Yolları

Çocuk gelişiminin belli bir evresinde görülmesi gereken özelliklerin biri de; her olumsuz talebe olumsuz karşılık verme, yani inatlaşma dönemidir. Psikolojik gelişim döneminde bağımsızlaşma ve kendine güven kazanma duygusuyla çocuk varlığını kabul ettirmek için çevreden gelen uyaranlara karşı direnir. Bu, gelişiminin en doğal parçasıdır. Çocuk, bu dönemde kendi varlığını hissettirmeye, kabul ettirmeye çabalar.

Bağımsız birer birey olduklarının farkına varmaya başlamaları ve dünyayı keşfetme merakları bu inatlaşma sürecini tetikler. Çocuklar anne-babaları ve çevresindekiler ile ayırım yapmaksızın her zaman ve her konuda çatışmaya girebilirler. Çocukların bir inatlaşma nöbeti süresince fikir değiştirdiğine tanık olabilirsiniz. Bazen, neyi isteyip neyi istemediğini bile anlayamazsınız. Örneğin, acıkmıştır ama evdeki yemeği yememekte direnir, istediği yemeği yaparsınız yemek istemez. Alışverişe çıkarsınız istediği ve aldığı çikolata ya da cips… gibi şeyler için bile ben bundan istememiştim ötekinden al diye tutturur, siz daha başka şeyler alırsınız başka bir bahane bulur vs. İnatlaşma karşılıklıdır, çocuk inatlaşırken bunu tek taraflı yapıyor olamaz. Birinizden biri yenik düşene kadar inatlaşma devam eder başka bir deyişle; siz pes edene kadar sizinle çatışmaya devam edecektir.                                      

İnatlaşma sürecinde; size kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini kendisinin yapabildiğini kanıtlamak istemektedir. Pek çok anne-baba bunun farkında olmadığı için çocuklarıyla gereksiz yere çatışmaya girer ve kendilerini de çocuklarını da yıpratırlar. Yaşanan inatlaşma süreci, anne-baba ve çocuk arasındaki bir iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve bir kısır döngüyle son bulabilir. Hatta bazı çocuklar bunu bir alışkanlık haline getirirler, daha ileriki yaşlara da taşırlar.

Bu dönemi atlatmanın temel yolu; çocuğunuzun neler yapabildiğini – yapmadığını bilmek ve bu becerilerini kullanması için sürekli onu yönlendirmektir. Bu yolla kendi becerilerini fark eden çocuk, özgüven kazanacak ve aileye karşı da güven duygusu artacaktır.

Çocuğunuzla çatışmaya girdiğinizde yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir;

1. İnatlaşma sürecinde; ağladığında ya da öfkesini kontrol edemediği durumlarda çok ilgilenmiyormuş gibi görünün ve ona “Sen sakin olunca konuşalım, sen böyle ağlarken – bağırırken seni anlamıyorum” diyerek hem kendinize hem de çocuğunuza düşünmek için zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya başlarsa hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.

2. Her şeyden önce bu durumda soğukkanlılığınızı korumaya çalışın. Derin bir nefes alın ve içinizden “O sadece bir çocuk” deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin.

3. İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve bu açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi sizin de istediğinizi ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığınızı bilmek onu hem rahatlatacak, hem de sizi ona karşı sürekli engeller koyan bir yetişkin olarak görmesini engelleyecektir.

4. Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın. Önce “Hayır” dediğiniz bir şeye sonradan “Evet” derseniz çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanmaya başlayacaktır. Çocuğunuzun her şeyine “Evet” dememeyi ve her istediğini yapmamayı öğrendiğinizde çocuğun inatlaşmaları daha az görülecek ve yaşanan çatışma kısa bir sürede çözülecektir.

5. Çocuğunuz her şeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini istediği şeyden başka bir noktaya çekmeye çalışın. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun vb. herhangi bir şey olabilir.

6. Çocuğunuz sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek değişik alternatifler deneyebilir – seçenekler sunabilirsiniz. Ona sadece “Dur – Yapma” demeniz onu daha da gerginleştirecektir. Bunun için alternatiflerden yararlanarak “ Onu yapamazsın ama şunu yapabilirsin” diyebilirsiniz. Çeşitli yönlendirmeler sonucu; bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek inatlaşmaktan vazgeçecektir.

KAYNAKÇA

Yavuzer, Haluk.(1993). Çocuk Psikolojisi. Remzi. İstanbul.

Oktay, Ayla. (2000). Yaşamın Sihirli Yılları. Epsilon. İstanbul.

Sargın, Nurten. (2001). Çocuklarda Ruh Sağlığı. Nobel. Ankara.

Pantley, Elızabeth. (2004). Çocuğunuzla İşbirliği Yapabilme. HYB Yayıncılık. Ankara.

Ders Çalışmayı Sevmeyen Çocuğunuzu Teşvik Etmenin Yolları

Problemi teşhis edin

Ders çalışmayı sevmeyen çocuklarda ilk yapılacak şey problemin neden kaynaklandığını bulmaktır. Bir şeyleri hatırlamakta mı zorlanıyor yoksa konudan mı keyif almıyor? Sorunu bulduktan sonra çözmesi çok daha kolaydır.

Gerçek hayatla bağlantı kurun

Çoğu zaman çalışılan dersin hayatla pek de bir alakası yoktur. Bu nedenle çocuklar, o dersin neden bu kadar önemli olduğunu anlamazlar. Ona, çalıştığı dersin gerçek hayata olan etkisini göstermeli ve dersin daha mantıklı hale gelmesini sağlamalısınız.

Eğlenceli hale getirin

Ders çalışmak pek de eğlenceli değildir ve bunu daha eğlenceli hale getirmek çocuğunuzun ilgisini arttıracaktır.

Çalışmanın pozitif yanlarını gösterin

Ders çalışmanın çok da belli olmayan, pozitif etkilerini ona gösterin. Çocuğunuz yaptığı dersin hangi yönünü kuvvetlendirdiğini anlarsa daha istekli olur.

Eğlenceli sunum

Bazen, sıkıcı derslerin sebebi sunum şekilleridir. Dersi daha eğlenceli bir sunumLa ilgi çekici hale getirebilirsiniz. Mesela, tarih dersinde onu tarihi bir yapıya götürün.

Etkileşim önemlidir

Etkileşim, çalışılan konuyu hatırada tutar. Müze gezmek, kitaptakini çalışmaktan daha hafızada kalıcıdır.  

 

Sabırlı ve hoşgörülü olun!

Çocuğunuza Paylaşmayı Öğretmenin Yolları

Zaman ayırın

Çocuklar en iyi, yanlarında onlara yardımcı olan bir yetişkin varken öğrenirler. Çocuğunuza oyuncaklarını çıkartması için yardım edin ve onları odaya serin. Böylece oyuncaklarla beraber oynayabileceğiniz bir alanınız olur.

Örnek olun

Oyun sırasında çocuğunuzun kontrollü olması çok önemlidir. Eğer siz, o lego oynasın isterken mobilyalara tırmanıyorsa siz kendiniz legolarla bir kule yapmaya başlayın. Çocuğunuz, sizin yaptığınızı görecek ve size katılmak isteyecektir.

Mola verin

Eğer çocuğunuz paylaşmayı reddediyorsa oyununa ara verdirip bir köşeye çekmeli ve yaptığının kabul edilemez olduğunu ona anlatmalısınız. Oyundan uzaklaştırılmak sizinle daha işbirlikçi olmasına neden olacaktır ve sonra tekrar keyif aldığı yere geri dönmek de ona doğru hareketlerin ödüllendirildiğini gösterecektir.

Hayati beceriler

Oyun oynarken paylaşmasını bilmek çocuğunuzun ileri hayatında da kullanacağı yetenekler kazanmasını sağlar.

Sakinlik

Paylaşmanın önemini çocuğunuza anlatırken sakin kalmak ve rahatlatıcı bir tonda konuşmak başarının anahtarıdır. Paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu ve bunun pozitif etkilerini çocuğunuza aşılrken bu ses tonu size başarı getirecektir.

Pozitif olun

Çocuğunuza neyi yapmamasını istediğinizi söylemek yerine, neyi yapmasını istediğinizi söyleyin. Çocuklar pozitif sözcüklere daha olumlu tepki verirler. ‘Oyuncağı arkadaşının elinden alma’ demek yerine ‘ Eda’ya oynaması için oyuncağını verir misin lütfen’ demek çok daha iyi bir etki yaratacaktır. Paylaştığı zaman ise çocuğunuza bunu takdir ettiğinizi belirten bir cümle kurmayı ihmal etmeyin.

 

Çocuğunuzun sosyal davranışlarında ciddi problemler gözlemliyorsanız bir uzmana başvurmanızı tavsiye ederiz!

Bilmiyorum Deme Cesareti

Genellikle çocuklarımızın her sorduğu soruyu cevaplamaya çalışırız. Bilmediğimizde kendimizi eksik veya kötü hissederiz.

Aslında her şeyi bilmek zorunda değiliz. Bazen çocuğunuza ” bilmiyorum, haydi gel birlikte araştırıp öğrenelim ” demek onun için de harika bir mesaj olabilir.

Kimse mükemmel değildir. Mükemmel olmaya çalışmak da yüktür. Hele çocuklar için taşınması oldukça güç bir yük.

Bilmeyen ama merak eden ebeveyn, çocukları için iyi bir rol model olabilir.

“Hımm… Bu konuda bir düşünelim bakalım.” ” Bunu daha önce hiç duymadım, gel birlikte araştıralım.’’ tarzı cevaplar ile çocuklar ile beraber öğrenme macerasına atılmak eğlenceli olduğu kadar öğretici bir süreçtir.

Onlara tepsi içinde hap bilgiler vermek yerine merak ettiği konuyu birlikte araştırmak, bir süre sonra alışkanlığa dönüşür. Merak duygusunu ötelemeden her konuyu araştırıp, bilgi sahibi olmak yaşam tarzı haline dönüşmesi beklenir.

Muhakeme yapabilmek, araştırmacı bir kişiliğe sahip olmak ve merak duygusunu hiç yitirmemek, çocuklar için çok kıymetli değerler. Kimseye bağlı olmadan kaynağın kendisi olmak ve mükemmel olmak zorunda olmadan araştırmacı bir kişilik çocuklara özgür bir dünyanın kapılarını aralar.

Haydi bizlerde ” bilmiyorum ” deme cesaretini gösterip, onlara özgür ve merak dolu bir yaşam sunalım.

Keyifli okumalar…

Çocuğunuzun Uyku Saatini Sevmesini Sağlayacak Yöntemler

Pazarlık yapmayın

Yatma vakti geldiğinde çocuğunuz ne yapıyor olursa olsun (televizyon, oyun, telefon…vb.) yaptığı şeyin bitmesi gerekir. İzlediği programı bitirmesine, oyununu biraz daha oynamasına izin vermeyin. Saat yatma saati olduğunda pazarlık olmadığını bilmeli.

Gülümseyin

Biraz daha uyanık kalmak için ne kadar yalvarırsa yalvarsın, duygu sömürüsü yaparsa yapsın çocuğunuza yenilmeyin. Uyumsuz olmasının nedeni büyük ihtimalle yorgun olmasıdır. Çocuğunuz hasta olmadığı, bir şeyden korkmadığı sürece uyku saatinin kuralları dışına asla çıkmayın. Ona kocaman gülümseyin, sarılın ve sonra iyi geceler dileyin. Sabah uyandığında gördüğü rüyayı size anlatıp anlatmayacağını sorun, bu çocuğunuza uyurken de aktif olacakları hissini verecek ve sabahın gelmesi için istekle uyumalarını sağlayacaktır.

Yatma düzenini aynı tutun

Çocuklar alışkanlıklara ihtiyaç duyarlar ve her ne kadar istemeseler de bu alışkanlıklara bağlı kalırlar. Her gece aynı saatte yatmalarını sağlamak ve yatmadan önce aynı rutini takip etmek (diş fırçalamak, yüz yıkamak, pijamalarını giymek) onu yatmaya hazırlayacak ve gelecekte de sorumluluklarını bilen biri olmasını sağlayacaktır. Hafta sonu uyku saatinde biraz değişiklik olsa bile bu rutini takip edin ve hafta içi rutininizi asla bozmayın.

Geriye doğru sayın

Uyku saatini eğlenceli bir hale getirerek çocuğunuzun yatma vaktini sevmesini sağlayabilirsiniz. Yatma vakti geldiği an birden çocuğunuzu uyarmak yerine geri sayım yöntemini kullanın. Yatmasına bir saat kaldığında onu bilgilendirin, sonra 40 dakika, 20 dakika, 10 dakika, 5 dakika ve 3 dakika kaldığında onu bilgilendirin. Böylece çocuğunuzun yatma vaktine kendini hazırlayacak vakti olacaktır.

Yatmadan yarım saat önce elektronikleri kapatın

Yatma saatini en zorlaştıran şey elektroniklerdir. Çocuklar video oyunlarına, televizyona kendilerini kaptırırlar ve onları yatmaya ikna etmek zorlaşır. Yatmaya 60 dakika kala çocuğunuza haber verirken, 30 dakika sonra elektronikleri (oyun, bilgisayar, televizyon…) kapatacağınızı da söyleyin. Yatmadan önceki yarım saat sakinleşmek ve rahatlamak için önemlidir.

Yatma vaktinde heyecanla beklediği bir şey olsun

İster masal, ister sohbet, ister güzel müzik dinlemek olsun, yatma vaktini eğlenceli hale getirecek bir şeyler bulun.

İnancınızı yitirmeyin!

Ne kadar zor olursa olsun pozitifliğinizi kaybetmeyin, sabırlı ve azimli olun. Çocukların işi, sınırları zorlamaktır ve anne babanın görevi bu sınırları kontrol altında tutmaktır. Zamanla koyduğunuz sınırlara uymayı kabullenecek ve siz de çabalarınızın karşılığını alacaksınız.

Kilosundan Endişe Ettiğiniz Çocuğunuza Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Baştan çıkartıcı şeyleri ortadan kaldırın

Çocuğunuzun ilgisini çeken kalorili, şekerli yiyecekleri eve almayın. Bunların evde bulunmaları sağlıklı beslenmeyi sabote edecektir.

Örnek olun

Sağlıklı beslenmeyi çocuğunuza aşılamanın en güzel yolu ona örnek olmaktır. Onu sağlıklı beslenmeye teşvik etmek istiyorsanız siz de sağlıklı beslenin. Çocuklar sünger gibidirler, söylediğiniz ve yaptığınız her şeyi kopyalayarak kendilerine alırlar.

Bunu bir aile işine çevirin

Sağlıklı beslenmeyi bir aile olayına çevirin. Evdeki herkes sağlıklı beslenmeye başlasın, herkes bol bol sebze, meyve ve tahıl tüketerek birbirinin sağlığını dengeleyebilir.

İçecekler

İçecekler söz konusu olduğunda pek çok insan kilo aldırdıklarını düşünmez. Fakat bu doğru değildir. Kola, tatlandırılmış çay ve bu tip meyveli, tatlandırıcılı içecekler de kilo almaya neden olurlar. Çocuğunuzu su içmeye teşvik edin. İsterseniz suya limon, misket limonu ya da portakal dilimleri atarak suyu tatlandırabilirsiniz.

Pozitif ve cesaretlendirici olun

Tıpkı hayattaki diğer alanlarda olduğu gibi, beslenme konusunda da çocuğunuzu cesaretlendirin. Çocukların kiloları kişisel güvenlerinde önemli rol oynar. Kendilerinin ne kadar önemli ve değerli olduklarını anlamalarını sağlayın ve onları doğru beslenmeye teşvik edin.

Sağlıklı yiyecekleri el altında bulundurun

Çocuklar kendi başlarına sokağa çıkıp yiyecek alamazlar. Bunu avantaja çevirin ve evde sadece sağlıklı besinler bulundurun.

 

Çocuğunuzun ciddi bir kilo sorunu varsa, mutlaka bir beslenme uzmanına danışmanızı tavsiye ederiz.

Muzipo Kids’ten Çocuğunuz İçin En Hareketli Yılbaşı Hediyesi

Geçtiğimiz günlerde, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Milli Eğitim Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi ile yürütülen “Çocukluk Çağı Obezite Araştırması Ön Sonuçları” açıklandı. 216 okulda 7-8 yaş grubundaki 5 bin 191 öğrenci ailesiyle yapılan araştırmanın sonuçları şöyle:

  • Ailelerin yüzde 74.2’si çocuklarının hiç spor yapmadığını belirtiyor. Düzenli olarak haftada bir ve daha fazla spora gidenlerin oranı 25.8… Haftada 3 ve daha fazla spor yapma yüzdesi yalnızca 4.7.
  • Çocukların yüzde 2.6’sı hafta içinde hiç oyun oynamıyor. Çocukların yüzde 12’si günde bir saatten daha az, yüzde 26.5’i günde yalnızca 1 saat oyun oynuyor.
  • Hafta içinde en az 1 saat süresince bilgisayarda oyun oynayan çocuk yüzdesi 21 iken; hafta sonunda bu oran yüzde 37’ye çıkıyor.
  • Hafta sonu yüzde 37’si 3 saatten fazla TV izliyor.

Maalesef bu sonuçlara baktığımızda ülkemizdeki çocukların büyük bir çoğunluğunun yetersiz fiziksel aktivite nedeniyle risk altında olduğunu söylemek mümkün.

2-12 Yaş aralığındaki her gelir seviyesinden çocuğun hareket edebileceği alanlar yaratmak ve toplumda erken yaşta egzersizin önemi ile ilgili farkındalık yaratmak amacı ile kurulan Muzipo Kids (www.muzipo.com) yeni yılda çocuğunuz için en hareketli yılbaşı hediyesini hazırladı.

İstanbul, Ankara ve İzmir’de 5 farklı merkezde 25 çocuğa hareket eğitimi hediye!

Hareket eğitimi nedir?

Konusunda profesyonel kişiler tarafından hazırlanmış hareket eğitimimiz; uzman eğitmenler tarafından oyunlar eşliğinde 3-12 yaş aralığındaki çocukların fiziksel gelişimine katkıda bulunmak amaçlı verilmektedir. Çocuklar Muzipo Kids’te oyunlar eşliğinde katıldığı derslerde eğlenirken aynı zamanda denge, tırmanma, vücut koordinasyonu, sıçrama, duruş (postür), kas kuvveti, dayanıklılık vb. becerilerini geliştiriyorlar. Güvenli bir ortamda kendi yaş grupları ile birlikte katıldıkları aktiviteler ile çocuklar uzun süreler sürecek dostluklar edinirler.

Katılım Şartları:

  • Çocuğunuzun 3-12 yaş aralığında olması,
  • Muzipo Kids Merkez facebook sayfasını beğenmeniz,
  • Bu yazıya yorum bırakarak çocuğunun yaşını ve tercih ettiğiniz Muzipo Kids merkezini yazmanız yeterli (İstanbul’da Kozyatağı, Koşuyolu ve Çekmeköy; İzmir’de Bornova, Ankara’da Ümitköy)

 

Çekiliş sonunda kazanan okurlarımız 29 Aralık 2013 tarihinde açıklanacaktır. Merkezlerden randevu alınması gerekmektedir. Ayrıntılı bilgi almak için www.muzipo.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Çocuğunuz Depresyonda mı?

Gece geç saatte yemek yemek

Depresyondan muzdarip pek çok insan yemek yemeyi unutur ama bazı insanlarda bu belirti tam tersi şekilde ortaya çıkar. Bir kişi, kendini depresif hissediyorsa, gece geç saatlerde abur cubur yemeye başlayabilir ve bunu sinirlerini yatıştırmak için yapar. Kişi, bütün gün normal şekilde beslenip gece birden abur cubur yemeye başlayabilir, bunu başkalarının görmeyeceği yerlerde yapabilir ve böylece kendini mutlu etmeye çalışır. Depresyondaki kişiler genellikle yeme bozukluklarına sahip olurlar. Böyle bir durumdan şüpheleniyorsanız, çöp kutularını iyice gözlemleyin ve içinde fazla abur cubur kağıdı olup olmadığına bakın, evdeki abur cuburlarınızın bitiş hızını gözlemleyin ve çocuğunuzun gece yatış saatlerine dikkat edin. Çocuğunuz arada bir abur cubur yiyorsa tabii ki de bu normaldir ama her gece aşırı derecede abur cubur tüketmek bir soruna işaret eder.

Farklı giyinmek

Çocuğunuzun depresyonda olduğunu gösteren bir diğer şey giyim tarzındaki değişiklikler olabilir. Depresyondaki kişi, giyimine daha az özen göstermeye, kendi tarzının dışında giyinmeye başlayabilir. Eğer çocuğunuz kıyafetlerin içinde gizlenmeye başladıysa ve negatif giyiniyorsa dikkat edin.

Fazla alışveriş yapmak

Alışveriş bağımlılığı yalnızlık ve kederin sonucunda ortaya çıkabilir. Alışverişkolikler genellikle bu problemlerinin farkında olmazlar. Eğer çocuğunuzda da böyle bir sorun varsa bir şeyler yolunda gitmiyor demektir. Kişi, kendisini rahatlatmak ve mutlu etmek için bir şeyler alıyorsa bu ya depresyonun ya da bağımlılığın göstergesi olabilir. Alışveriş bağımlılığında kişi finansal durumunu gözetmeksizin alışveriş yapar. Bu bağımlılığı anne babanın fark etmesi, sürekli onun yanında olamayacağı için, zordur. Çocuğunuzun banka hesabını, harçlığını gözetim altında tutarak böyle bir sorun olup olmadığını anlayabilirsiniz.

İçki alışkanlığı

Fazla içki içmek bir depresyon belirtisidir. Gençlerde bunu farketmek zordur çünkü gençliğin ilk zamanlarında içki yeni keşfedildiği için orantılı içilemeyebilir ve bütün gençler içki içmeyi severler. İçki içmek, duyguları etkisiz hale getirir ve kişiyi rahatlatır. Çocuğunuzu gözünüzün önünde tutun, uyku saatlerindeki değişimler, kıyafetlerindeki kokular, ertesi sabah uyanma şekli ve görünüşü size ipuçlarını sağlayacaktır.

Yeme bozuklukları

Depresyonun en sık rastlanan belirtisi yeme bozukluğudur. Mutlu insanlar genellikle yeme bozukluğuna sahip olmazlar. Eğer çocuğunuzun hayatında bir şeyler yolunda gitmiyorsa (birini kaybettiyse, okulda dışlanıyorsa…) yeme bozukluğu ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun beslenme şekline dikkat etmenizde fayda var.

Video oyunu

Video oyunu bağımlılığı, günümüzde en sık rastlanılan depresyon belirtilerinden biridir. Depresyondaki kişiler, bütün günlerini video oyunlarının önünde geçirebilirler. Bu belirtiyi farketmek zor olabilir çünkü günümüzdeki çocuklar ve gençler video oyunlarına fazlasıyla düşkünler. Eğer çocuğunuz uyanık olduğu zamanların büyük çoğunluğunu oyun oynayarak geçiriyorsa onunla konuşmanız gerekiyor demektir. Eğer çocuğunuzun yaşı küçükse, ona, video oynamak için günlük bir izin saati belirleyin ve bunun dışına çıkmamasını sağlayın. Eğer yaşı yasak koyamayacağınız kadar büyükse, mutlaka onunla bu bağımlılığı hakkında konuşun ve ters bir şeylerin olup olmadığını ona sorun.

İnsanlardan uzaklaşmak

Depresyonun en genel semptomu insanlardan uzaklaşmaktır. Bunun farklı şekilleri de vardır. Mesela, aileye ve birkaç arkadaşa fazlaca yakınlaşıp diğer gruplardan uzaklaşılabilinir. Böyle bir durumda kişi kendinde bir sorun olduğunun farkında olmayabilir çünkü bazı arkadaşlarıyla hala mutlu bir şekilde görüşmektedir ama yeni ilişkiler kurmaktan korkabilir, böyle ortamlardan uzak durur ve geçmişindeki bazı kişilerle arasında mesafe koyabilir. Bu durum insanların, onun mutsuz halini görmelerinin önüne geçer. Çocuğunuz böyle davranmaya başlarsa dikkatli olun, ortada bir sorun yok gibi görünse bile bir sorun olabilir. Birinin kimseyle konuşmaması genel bir depresyon belirtisidir ama sadece bazı kişilerden ve durumlardan uzaklaşmak genellikle fark edilmez.

 

Bugün sizinle paylaştığımız pek çok işaret fark edilmemeye çok açık ama bunların farkında olmak çocuğunuza yardım etmeniz için size fırsat verecektir.

Her Çocuğun Öğrenmesi Gereken Önemli Yetenekler

Hayatta kalma yeteneği

Her çocuk, hayatta kalmak için gereken yeteneklere sahip olmalıdır. Isınabilmek, su ve yiyecek bulma yöntemlerini bilmek, farklı araç gereçleri kullanabilmek ve kendini savunmak. Günümüzde pek çok çocuk vahşi doğada nasıl hayatta kalınıcağını bilmiyor çünkü bunu deneyimleme şansları yok. Ama siz, ebeveyni olarak, bazı önemli yetenekleri ona öğretebilirsiniz.

Basit bir yemek hazırlamak

9 ya da 10 yaşına gelmiş çocuklar basit bir öğünü hazırlamayı bilmelidirler. Bu öğün, kolay hazırlanan, pratik ve doyurucu bir öğün olmalı. Çocuklar böyle şeyleri öğrenerek kendilerine olan güvenlerini geliştirebilirler ve daha bağımsız bireyler olabilirler.

Mektup yazmak

Günümüzde artık mektup yazmak önemli ve gerekli görünmese de bu yeteneği çocuğunuza kazandırmayı atlamayın. Mektup yazmak, resmi ve doğru şekilde dil kullanmayı gerektirir. Çocuğunuza bu yetenekleri ailenin büyüklerine mektup yazdırarak aşılayabilirsiniz.

Basit işler

Temizlik, çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak gibi basit işleri çocuğunuza öğretin. Size ev işlerinde yardımcı olmasını sağlayın. Bu şekilde temizliğin önemini de çocuğunuza aşılayabilirsiniz.

Problem çözme yeteneği

Her çocuk, kaç yaşında olursa olsun, problem çözme yeteneğine sahip olmalıdır. Çocuğunuzu keşfetmek, sorular sormak ve çeşitli çözümler bulmak için cesaretlendirin. Akıllarındaki sorulara cevap bulması için araştırma yapmaya teşvik edin.

Kendi başına mutlu olmak

Çocuklarınıza bağımsız olmayı, hayattan zevk almayı ve mutluluğu küçük şeylerde bulmayı ve mutluluğunu başkasına bağlamamayı öğretin. Çocuğunuzun özel hayatına saygı gösterin ve kendine ait zamanı olmasına izin verin, böylece çocuğunuz nasıl bir insan olmak istediğini de keşfedebilir. Bu zamanı ona tanımak ileride kendine güvenen bir yetişkin olmasını sağlayacaktır.

Merhamet

Hepimizin zaman zaman üzerinde çalışması gereken bir yetenek olan merhamet son derece önemlidir. Bu önemli yeteneği çocuğunuza ne kadar erken öğretmeye başlarsanız, o kadar iyi bir insan olacaktır. Çocuğunuza siz de merhametinizle iyi örnek olun.

 

Çocuğunuzun hayata hazır olmasını sağlayın. İleride onu nelerin beklediğini, dünyanın nasıl değişeceğini bilemezsiniz, onu hazırlıklı kılmakta her zaman fayda var.

Muzipo Kids Şimdi de Ankara’da!

Türkiye’nin ilk eğlenceli çocuk hareket üssü olan Muzipo, Ankara Ümitköy ’de açıldı!

İstanbul ve İzmir’ de 02-12 yaş aralığındaki çocukların popüler mekanı haline gelen Muzipo şimdi de Ankara’ da.

21 Eylül Cumartesi renkli ve eğlenceli bir partiyle kapılarını açan olan Muzipo, kısa sürede Ankara’ da ki çocukların uğrak mekânı haline geldi.

Muzipo Kids, 2-12 yaş aralığındaki çocukların, fiziksel gelişimine hareket eğitimi ile katkıda bulunmakla beraber, yaratıcılığını arttırıcı oyun ve atölye çalışmalarıyla hem eğlendiriyor hem de her açıdan gelişimlerini sağlıyor. Bilimsel bir program eşliğinde ülkemizdeki çocukların sporla erken yaşta tanışmasını sağlıyor.

Muzipo Kids, her gelir seviyesinden çocuğun hareket edebileceği alanlar yaratmak ve toplumda erken yaşta egzersizin önemi ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla kuruldu. Küçük yaştan itibaren sosyal ve fiziksel aktiviteyi çocukların hayatına katıp, sağlıklı bireyler yetiştirilmesine destek olan Muzipo Kids, uygun egzersiz, oyun ve eğitici programlarla, çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine katkıda bulunuyor.

Ayrıca Muzipo’da en özel doğum günü partileri verilirken, grup aktiviteleri de yapılıyor.

Detaylı Bilgi İçin:

Ankara Ümitköy Muzipo

Ümit Mahallesi 2432. Cad. 2502 Sok. No:3A Ümitköy – ANKARA

(0312) 236 39 96

ankaraumitkoy@muzipo.com

https://www.facebook.com/MuzipoKidsUmitkoy

https://twitter.com/MuzipoUmitkoy